Adıyaman’ın kaybolan bahçe mirası yeniden gündemde

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, unutulmaya yüz tutan yerel ürünleri anlatarak ata tohumları ve geleneksel tarım mirasının korunması çağrısı yaptı.

KÜLTÜR - SANAT - 17-10-2026 10:17

Adıyaman’ın geçmişteki meyve bahçeleri, bağları, bostanları ve geleneksel tarım ürünleri, Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan’ın kaleme aldığı yazıyla yeniden gündeme geldi.

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, “Yeşil bir düşün ardında kalanlar: Adıyaman’ın bahçe medeniyeti ve kayıp biyo-kültürel hafızası” başlıklı yazısında, Adıyaman’ın geçmişteki bahçe kültürünü, geleneksel tarım ürünlerini ve bu ürünlerin çevresinde şekillenen sosyal yaşamı ele aldı.

Adıyaman’ın geçmişte su arkları, meyve bahçeleri, bağları ve bostanlarıyla öne çıktığını belirten Dalyan, kentin tarımsal zenginliğinin zaman içerisinde betonlaşma, değişen üretim biçimleri ve geleneksel çeşitlerin yerini standart ürünlerin alması nedeniyle gerilediğine dikkat çekti.

Dalyan, bu değişimin yalnızca tarımsal çeşitliliğin azalmasına değil, aynı zamanda kentin kültürel hafızasının önemli bir bölümünün kaybolmasına da yol açtığını ifade etti.

MAHALLELERİN UNUTULAN BAHÇELERİ

Adıyaman’ın eski mahalleleri ile çevresindeki yerleşimlerin tarımsal geçmişine de değinen Dalyan, Sıratut’un su arkları boyunca sıralanan dut ağaçlarıyla anıldığını belirtti. Dut pekmezi ve pestil üretiminin geçmişte kent yaşamının önemli parçalarından biri olduğunu aktaran Dalyan, Tut’un da dut üretimi ve geleneksel ürünleriyle öne çıktığını kaydetti.

Yazısında Adıyaman armuduna da yer veren Dalyan, geçmişte kayıtlarda yer alan bu yerel çeşidin günümüzde standart ticari ürünlerin gerisinde kaldığını belirtti. Geleneksel erik üretimine de dikkat çeken Dalyan, Hısn-ı Mansur’un geçmişte önemli bir üretim merkezi olduğunu ve eriklerden hazırlanan ürünlerin kervanlarla Halep ve Şam gibi pazarlara ulaştırıldığını ifade etti.

Dalyan ayrıca eski hükümet meydanından Karadağ ve Kavi Dağı eteklerine uzanan bölgelerdeki kayısı bahçelerini hatırlatarak, geçmişte kenti çevreleyen bahçelerin zamanla yapılaşma ve asfalt yollar nedeniyle ortadan kalktığını vurguladı.

GELENEKSEL MUTFAK DA BAHÇE KÜLTÜRÜNÜN PARÇASIYDI

Adıyaman’ın bahçe kültürünün yalnızca tarımsal üretimden ibaret olmadığını belirten Dalyan, geleneksel mutfak ve sosyal yaşam alışkanlıklarına da dikkat çekti.

Kiraz yapraklarından hazırlanan dolmanın kentin emek isteyen geleneksel yemeklerinden biri olduğunu aktaran Dalyan, bahar aylarında taze marulların toz şekerle tüketilmesi gibi yöresel alışkanlıkların da bahçe kültürüyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Bahçelerin geçmişte yalnızca üretim yapılan alanlar olmadığını belirten Dalyan, bu mekanların insanların bir araya geldiği, tanıştığı ve sosyal ilişkilerin geliştiği alanlar olduğunu kaydetti.

Tabakhane Deresi ve eski mezarlık çevresindeki nar bahçelerine de değinen Dalyan, Harun havzasından getirilen üzümlerin ise Adıyaman pazarında önemli bir yere sahip olduğunu, bu üzümlerden pekmez, bastık ve pestil gibi kışlık ürünler hazırlandığını belirtti.

ADIYAMAN’IN UNUTULAN YEREL ÜRÜNLERİ

Dalyan, yazısında Adıyaman ve çevresindeki farklı havzalarda yetiştirilen ve günümüzde unutulmaya yüz tutan geleneksel ürünleri de sıraladı.

Göksu Karpuzu, Heştiran Pırçıklısı olarak bilinen kara havuç, Kahta Kış Üzümü, Çomak Kavunu, Kavi Elması, Alut Narı ve Besni Peygamber Üzümü bu ürünler arasında yer aldı.

Göksu Karpuzu’nun nehir çevresindeki kumlu topraklarda yetiştiğini belirten Dalyan, kara havucun geçmişte kış sofralarında, turşu yapımında ve içecek hazırlığında kullanıldığını aktardı.

Kahta Kış Üzümü’nün dayanıklı yapısıyla kış aylarına kadar saklanabildiğini belirten Dalyan, Çomak Kavunu’nun yoğun kokusuyla, Kavi Elması’nın ise iri ve sulu yapısıyla hatırlandığını ifade etti.

Sincik ve Kahta havzasındaki Alut Narı’nın açık renkli, tatlı ve yumuşak çekirdekli yapısına dikkat çeken Dalyan, Besni Peygamber Üzümü’nün de geleneksel bağcılığın gerilemesi nedeniyle eski üretim ve lezzet özellikleriyle daha zor bulunur hale geldiğini kaydetti.

Dalyan, bu ürünlerin yalnızca tarımsal çeşitlilik açısından değil, yöresel mutfak, üretim bilgisi ve kuşaklar arası kültürel aktarım bakımından da önemli olduğunu vurguladı.

BESNİ'DEN AMERİKA'YA UZANAN TARIMSAL MİRAS

Dalyan’ın yazısında dikkat çektiği konulardan biri de 1908 yılında Besni’den Amerika’ya götürüldüğünü belirttiği üzüm çubukları ve Antep fıstığı dalları oldu.

Bölgeyi ziyaret eden Amerikalı araştırmacıların Besni bağlarından örnekler alarak ülkelerine götürdüğünü aktaran Dalyan, bu örneğin yerel tarımsal gen kaynaklarının önemini gösterdiğini ifade etti.

Dalyan, başka coğrafyalarda değerlendirilen bu tarımsal mirasa karşılık Adıyaman’da eski bağların sökülmesi ve asırlık ağaçların kaybolması nedeniyle önemli bir kültürel ve biyolojik mirasın yitirildiğine dikkat çekti.

“TOPRAK KÜSMEDEN, HAFIZA BÜSBÜTÜN SİLİNMESİN”

Yerel tarım çeşitlerinin yeniden yaşatılması çağrısında bulunan Dalyan, ata tohumlarının, eski bağlarda kalan asma çubuklarının ve kırsal alanlarda varlığını sürdüren yerel meyve fidanlarının tespit edilmesi gerektiğini belirtti.

Bu çeşitlerin kayıt altına alınması, tescil edilmesi ve yeniden üretime kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dalyan, söz konusu mirasın yalnızca meyve ve sebzelerden ibaret olmadığını ifade etti.

Dalyan, çocukluk anıları, damak tadı, komşuluk ilişkileri ve kentin tarihsel kimliğiyle birlikte değerlendirilmesi gereken bu mirasın korunmasının ortak sorumluluk olduğunu belirterek yazısını şu çağrıyla tamamladı:

“Toprak küsmeden, hafıza büsbütün silinmeden sahip çıkalım.”

Kaynak: PERRE

Günün Diğer Haberleri