Kahta Kalesi ile Osmanlı arasında bağ mı?

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Selçuklu dönemindeki bir olaydan yola çıkarak Kahta ile Osmanlı hanedanı arasındaki bağı gündeme taşıdı.

KÜLTÜR - SANAT - 04-10-2026 18:08

“KAHTA KALESİ’NDE REHİN TUTULDU”

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Anadolu Selçuklu Devleti’nin sancılı dönemlerinden birinde yaşandığını belirttiği bir olay üzerinden Kahta Kalesi ile Osmanlı hanedanı arasında dikkat çekici bir tarihsel bağ bulunduğunu söyledi.

Dalyan’ın aktardığına göre Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev, uç bölgelerdeki Türkmen boylarını ve Kayı aşiretini kontrol altında tutmak amacıyla sert bir politika izledi. Bu süreçte Ertuğrul Gazi soyundan bir şehzadenin rehin alınarak Kahta Kalesi’ne hapsedildiğini belirten Dalyan, olayın Müneccimbaşı Ahmed Derviş Efendi’nin Sahaifü'l-Ahbar adlı eserinde yer aldığını ifade etti.

KAHTA’DAN BÖLGESEL GÜCE UZANAN HİKAYE

Şehzadenin uzun süre Kahta Kalesi’nde rehin tutulduğunu ve daha sonra kaleden çıkarak bölgede önemli bir güç kazandığını belirten Dalyan, bu hanedan kolunun zaman içerisinde bölgede etkili hale geldiğini söyledi.

Dalyan, söz konusu anlatının yalnızca Kahta’nın tarihi açısından değil, Osmanlı hanedanının Güneydoğu Anadolu ile ilişkileri bakımından da dikkat çekici olduğunu ifade etti.

YILDIRIM BAYEZİD DÖNEMİNDE SARAYLA TEMAS

Dalyan, bu hanedan kolunun tarih sahnesinde yeniden öne çıkmasının I. Yıldırım Bayezid’in 1392 yılındaki Malatya seferi sırasında gerçekleştiğini aktardı.

Dalyan’ın anlatımına göre şehzadenin torunları Halil Bey, Baban Bey ve Ahmet Bey, Osmanlı ordusunun bölgeye gelişinin ardından Yıldırım Bayezid’in huzuruna çıktı.

Bu kişilerin atalarının Selçuklu döneminde Kahta Kalesi’nde yaşadığı süreci ve Osmanlı hanedanıyla aynı soy kütüğüne mensup olduklarını anlattıklarını belirten Dalyan, Yıldırım Bayezid’in kendilerini ilgiyle karşıladığını kaydetti.

“UNUTULMUŞ BİR KÖK HİKAYESİ”

Kahta Kalesi’nde başlayan bu tarihsel sürecin zaman içerisinde bölgedeki hakimiyete ve Osmanlı sarayıyla kurulan ilişkiye uzandığını belirten Dalyan, anlatının “unutulmuş bir kök hikayesi” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Dalyan, bu tarihsel anlatının Kahta’nın askeri ve siyasi geçmişinin yanı sıra bölgedeki ailelerin, soyların ve yerel hafızanın araştırılması açısından da önem taşıdığını ifade etti.

“BU SOY BUGÜN KAHTA’DA YAŞIYOR OLABİLİR Mİ?”

Dalyan, tarihsel anlatının günümüze uzanan en dikkat çekici sorusunun ise bu hanedan kolunun devam edip etmediği olduğunu belirtti.

“Asırlar önce Kahta Kalesi’nin sarp surları arasında başlayan ve bölgenin hakimiyetine kadar uzanan bu hanedan kolunun soyundan gelenler, acaba bugün hâlâ Kahta’da veya Adıyaman coğrafyasında yaşıyor olabilir mi?” sorusunu gündeme getiren Dalyan, konunun yerel tarih ve aile kökenleri açısından araştırılmaya değer olduğunu söyledi.

Dalyan, Kahta ve Adıyaman’daki aile geçmişleri, sözlü tarih anlatıları ve eski soy kayıtları üzerinde yapılacak çalışmaların, söz konusu hanedan kolunun günümüze kadar ulaşıp ulaşmadığına ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkarabileceğini kaydetti.

Kaynak: PERRE

Günün Diğer Haberleri