Siyasetçi-Yazar Fatma Ulubey, ekonomik göstergeler üzerinden yapılan değerlendirmelerin tek başına yeterli olmadığını belirterek, asıl konuşulması gereken konunun vatandaşların insanca yaşayabilecek şartlara sahip olup olmadığı olduğunu ifade etti.
Toplumun günlük yaşamda karşı karşıya kaldığı ekonomik sıkıntılara dikkat çeken Ulubey, "Bir anne bebeğine gönül rahatlığıyla süt alabiliyor mu? Bir baba ay sonunu hesap yapmadan geçirebiliyor mu? Bir emekli insanca yaşayabiliyor mu?" sorularının ülkenin gerçek gündemi olması gerektiğini söyledi.
Ekonomik büyüme rakamları ve uluslararası gelişmeler kadar vatandaşın yaşam kalitesinin de önem taşıdığını dile getiren Ulubey, insanların bugün tatil planlarından çok mutfağını doldurabilmenin, faturalarını ödeyebilmenin ve çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılayabilmenin hesabını yaptığını belirtti.
Uluslararası zirvelerin ve diplomatik gelişmelerin ülkenin görünürlüğü açısından değerli olduğunu ifade eden Ulubey, vatandaşın asıl merak ettiği konunun ise bu gelişmelerin günlük yaşama nasıl yansıyacağı olduğunu vurguladı.
Deprem bölgelerindeki yaşam koşullarına da değinen Ulubey, aradan geçen zamana rağmen binlerce kişinin hâlâ konteynerlerde yaşamını sürdürdüğünü hatırlatarak, yaşanan felaketin yalnızca binaları değil, insanların umutlarını da derinden etkilediğini söyledi.
Toplumun en büyük tehlikesinin yaşanan acıların zamanla kanıksanması olduğunu ifade eden Ulubey, sorunların görmezden gelinmesi yerine ortak akıl ve toplumsal dayanışmayla çözüm üretilmesi gerektiğini kaydetti.
Güçlü bir ülkenin yalnızca ekonomik verilerle değil, vatandaşının huzur ve güven içinde yaşayabilmesiyle ölçülebileceğini belirten Ulubey, emeklinin geçimini sağlayabildiği, esnafın kepengini açık tutabildiği, annelerin çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayabildiği ve afet mağdurlarının unutulmadığı bir Türkiye'nin herkesin ortak hedefi olması gerektiğini dile getirdi.
Ulubey, açıklamasını, her politikanın merkezine insanın yerleştirilmesi gerektiğini belirterek tamamladı. Sorunların açık yüreklilikle konuşulmasının ve ortak çözümler üretilmesinin toplumsal umut ve güvenin yeniden güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Kaynak: PERRE