Görmediğin Yönlerin

Necip AYDIN

20-09-2026 15:25

Başlık 2: Görmediğin Yönlerin

Bir insan, kendisini tanıdığını düşündüğü ölçüde aslında kendisinden uzaklaşabilen de bir varlıktır. 

Başkalarının tutum ve davranışlarını rahatlıkla yorumlarız,  kusurlarını ve eksiklikliklerini bir çırpıda fark ederiz. 

Ama iş kendi kusurlarımıza, davranışlarımıza gelince, aynı netlikte görmekte zorlanırız değilmi?

Bazen karakterimiz deki bir zayıflık,  dönüşü olmayan zararlara zemin hazırlayabilir. Sonuçlar üzerinden değilde niyetler üzerinden değerlendirme yaparız.

Bu da kişinin kendisine karşı daha hoşgörülü, başkalarına karşı ise daha eleştirel olmasına neden olabilir.

İnsan olarak kendi çıkarlarımızı, öncelendirme eğilimindeyiz. Buda kendi hatalarımızı sadece tesadüf olarak yorumlarken başkalarının hatalarını ise doğuştan gelen karakter kusurları olarak görmemize yol açar.

Peki kendimizi Neden Göremeyiz? İnsanın kendisine dışarıdan bakması hiçte kolay değildir. Çünkü kişi kendi hayatının hem oyuncusu hem de anlatıcısıdır. 

Yaşadığı olayları kendi deneyimleri, korkuları, beklentileri ve geçmişi üzerinden anlamlandırır.

Örneğin bir insan kendisini “dürüst” olarak tanımlıyorsa, dürüstlüğüyle çelişen bir davranışını açıklamak için çeşitli gerekçeler bulabilir. 

“Mecbur kaldım”, “Başka seçeneğim yoktu” veya “Karşı taraf bunu hak etmişti” diyebilir. Aynı davranışı başka biri yaptığında ise onu daha sert biçimde değerlendirebilir.

Buradaki sorun her zaman kötü niyet değildir. İnsan zihni, kendi benlik algısını korumaya çalışır. 

Aslında en büyük sorunumuz her koşulda  kendimizi haklı görme eğilimimizdir. 

Mesela bir tartışma esnasında, karşı tarafın sesini yükseltmesini anında fark ederiz. Gerekirse sert bir şekilde de o kişiye sesini yükseltmemesi gerektiğini anında söyleriz. Ama iş kendimize gelince yüksek sesle konuştuğumuzu ve karşı tarafı nasıl etkilediğinin farkına dahi varamayız. 

Çünkü kendi davranışımızın arkasındaki nedeni biliriz. Kızgınsak neden kızgın olduğumuzu biliriz; kırılmışsak neden kırıldığımızı da biliriz. 

Karşımızdaki insan ise bizim iç dünyamızı bilmez, yalnızca davranışımızı görür. 

Kızgınlık anında kendimizi görmeyiz ama yakın çevremiz ve arkadaşlarımız, ailemiz bunu dahaobjektif bir şekilde görebilir.

kim bilir belki de karşımızdaki kişiyi yeterince dinlemeyi ve anlamaya çalışmayı bilmiyoruzdur. 

Doğal olarak herkesin iyi olduğu yönü kadar bir eksik yönü vardır. 

Mesela, benim eksik yönüm; düşündüklerimi karşımdakine söyleyememek.

Bazen öyle şeyler söylemek istiyorum ki içimden geldiği gibi yüzüne karşı dümdüz. Ama söyleyemiyorum. Sizi bilmem ama bana göre sebepleri farklı olabilir.

Ama hep içimde kalıyor. Sonra da  keşke böyle deseydim diye düşünüyorum. 

Bu eylemler içinde geçerli tabiki. Bu zamana kadar hep yaptıklarımdan değil yapmadımlarından, söyleyemediklerimden pişmanlık duymuşumdur. 

Şöyle bir sonuç ortaya konabilir: Kalbimizdeki iyiliği kaybetmeden, insanların bizi üzmesine, rahatsız etmesine izin vermemeliyiz. İyiliği ve güzellikleri hep bir yerlerde saklı tutalım.

Onu kaybettikten sonra geriye değerli olan ne kalır ki.

Burada önemli olan suçlu aramak değil, davranış ile sonuç arasındaki bağlantıyı görebilmektir. 

Belki de kendimize açık yüreklilikle şu soruları sormalıyız "Ben Kimim? " Benim kendimde göremediğim ne var?"

İnsan bu soruyu samimiyetle sormaya başladığında, kendisiyle ilgili daha önce fark etmediği birçok gerçeğin kapısını aralayabilir. Bazen insanın hayatındaki en büyük değişim, dışarıdaki dünyayı değiştirmesiyle değil, kendisindeki eksikliği gidermesiyle başlar!

DİĞER YAZILARI Çelikhan İçmeleri Pislik İçinde 01-01-1970 03:00 Yalnızlık Çağında Ölüme Sürüklenenler 01-01-1970 03:00 Tahammülün Kırmızı Çizgisi 01-01-1970 03:00 Makam Mevki ve Tevazu 01-01-1970 03:00 Nerede O Eski Esnaflar? 01-01-1970 03:00 Biraz sessizlik ihanettir 01-01-1970 03:00 Meydan Projesi 01-01-1970 03:00 İnsanlık Nereye Gidiyor 01-01-1970 03:00 ZAMANA KARŞI DAHA NE KADAR YARIŞACAĞIZ 01-01-1970 03:00 Esnaf İşçi Bulmakta Zorlanıyor 01-01-1970 03:00 Motosiklet Kullanımı Tehlike Arz Ediyor! 01-01-1970 03:00 Depremin Viraneye Çevirdiği Şehir Adıyaman 01-01-1970 03:00 Deprem Gerçeği 01-01-1970 03:00 Uyuşturucu Kullanım Oranları Gittikçe Artıyor 01-01-1970 03:00 Sevdiklerinizle Siyaset Konuşmalı mıyız 01-01-1970 03:00 Duygularınızı Bir Dakika Bile Ertelemeyin Lütfen 01-01-1970 03:00 Adıyaman İl Olalı 68 Yıl Oldu 01-01-1970 03:00 Dövme Yaptırma Yaşı Gençler Arasında Yaygın Hale Geldi 01-01-1970 03:00 Dinlenmek Sağlıktır 01-01-1970 03:00