Kocakarılar Soğuk Hikâyesi

Mehmet ELÇİ

20-03-2025 15:33

Başlık 2: Kocakarılar Soğuk Hikâyesi

Kışın en sert zamanlarıydı. Rüzgâr, eski taş evlerin arasından uluyarak geçiyor, kapı altlarından içeri sızan ayaz, insanın iliğine kadar işliyordu. Kar, gece boyunca yağmış, sabaha kadar köyü bembeyaz bir örtüyle kaplamıştı. Küçük kulübelerde sobanın başında oturan yaşlı kadınlar, birbirlerine sokularak eski günleri anlatıyorlardı. Onlar, köyün bilge kadınlarıydı. Gençler onlara "kocakarılar" dese de aslında onların sözleri, yılların deneyimiyle yoğrulmuş birer hazineydi.

Bu yaşlı kadınlar, havaların böylesine sertleştiği zamanlarda anlatılacak pek çok hikâye bilirlerdi. Soğuk gecelerde dilden dile dolaşan, kulaktan kulağa aktarılan eski masalları anlatırlardı. Ateşin ışığında yüzleri gölgelenirken, kırışık elleriyle çaylarını tutar, kısık sesle fısıldar gibi konuşurlardı.

Köyde bir inanış vardı: "Kocakarı Soğukları" denilen bir dönem olurdu. Mart ayının sonlarına doğru, bahar yüzünü göstermeye başlarken, aniden bastıran dondurucu soğuklar, doğanın dengesini şaşırtırdı. "Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır." derlerdi büyükler. Ama bu soğukların ardında bir hikâye saklıydı.

Rivayete göre, bir zamanlar kışın hükmünü sürdürmek isteyen yaşlı bir kadın vardı. Baharın gelmesini istemiyordu, çünkü soğukla birlikte o da güçlü hissediyordu. Mart ayı geldiğinde, artık baharın ayak sesleri duyulmaya başlamıştı. Yaşlı kadın, kışın gitmemesi için gökyüzüne yalvardı. Derler ki, gökyüzü bu duaları duydu ve birkaç günlüğüne kışı geri getirdi. İşte bu yüzden mart ayının son günleri, kışın son çırpınışlarıyla herkesi şaşırtan soğuklarla gelir.

Yaşlı kadınlar, sobanın yanında bu hikayeyi anlatırken, dışarıda rüzgar camlara vuruyordu. "İşte yine kocakarı soğukları geldi," diye mırıldandı içlerinden biri. Gençler bu sözlere gülüp geçse de yaşlılar, doğanın dilini çok iyi biliyorlardı. Soğukların ardında sadece hava değişimi değil, geçmişten gelen bir sır yatıyordu.

İşte böyle, her kışın sonunda kocakarılar yine toplanır, bu eski hikâyeleri anlatmaya devam ederlerdi. Çünkü her masal, bir gerçeği saklar; her soğuk, bir hatırayı içinde barındırır.

DİĞER YAZILARI ADIYAMAN’DA SİYASET ISINIYOR: TEŞKİLATTA GERİLİM VE ELEŞTİRİLER GÜNDEMDE 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN'DA AİLELER ÇARESİZ, GENÇLER TEHLİKEDE! 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’IN ASIL SORUNLARI DURURKEN VEKİLLER RUTİN ATAMAYLA ÖVÜNÜYOR 01-01-1970 03:00 Adıyaman’da Ak Parti Teşkilatında Sular Durulmuyor 01-01-1970 03:00 KABAĞIN DA BİR SAHİBİ VAR… 01-01-1970 03:00 Adıyaman Bunu da Gördü: Sahipsiz Başkan! 01-01-1970 03:00 6 Şubat'ın Yasını Mermerde Aramak… 01-01-1970 03:00 Deprem Konutlarında Yeni Kriz 01-01-1970 03:00 Tarihin Gölgesinde Bir Toplum: Neden Yahudilere Güvenilmiyor? 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’IN KADERİ: ELİT GRUPLAR, MEDYA BASKISI VE LİYAKATSİZLİK DÖNGÜSÜ 01-01-1970 03:00 Adıyaman İçin Bir Şans: Ömer Bozaner 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN'A DEĞER KATANLAR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN'A DEĞER KATANLAR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN'A DEĞER KATANLAR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN'A DEĞER KATANLAR  01-01-1970 03:00 Adıyaman'a Değer Katanlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman'a Değer Katanlar 01-01-1970 03:00 Adıyaman'a Değer Katanlar 01-01-1970 03:00 42 Yıl Çalıştım, Bir Teker Parasını Bile Vermediler! 01-01-1970 03:00 CHP ve “Atatürk CHP’si” Tartışması: Nereden Nereye? 01-01-1970 03:00 Adıyaman’a Değer Katanlar 01-01-1970 03:00 "Siyasette Değişim: Fikir Mi, Çıkar Mı? 01-01-1970 03:00 "Türkiye Yükseldikçe Temizlenecek, Temizlendikçe Yükselecek!" 01-01-1970 03:00 Bu İktidar Memur Emeklilerini Ezdikçe Eziyor 01-01-1970 03:00 Devlet Bahçeli’ye Neden Güvenmiyorum? 01-01-1970 03:00