Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan ekonomist Prof. Dr. Özgür Demirtaş, mağduriyetlerin giderilmesi için uluslararası finans hukukunda “clawback” olarak bilinen geri alma yönteminin uygulanmasını önerdi. Demirtaş’ın modelinde, fonlardan olağanüstü kazançlarla çıkan yatırımcıların net kârlarının geri alınarak oluşturulacak bir havuzdan mağdurlara ödeme yapılması öngörülüyor.
Türkiye sermaye piyasalarında haftalardır devam eden kriz; yatırım fonlarında yaşanan likidite sorunları, tasfiye kararları, soruşturmalar, gözaltı ve tutuklamalar ile mal varlığı tedbirleriyle genişleyen bir sürece dönüştü.
Krizin köklerinin yıllar öncesine uzandığını savundu
Demirtaş, yaşanan gelişmelerin yalnızca son haftalardaki olaylarla değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, krizin temellerinin yaklaşık 2021 yılında bazı fonların TEFAS’a kapalı şekilde oluşturulmasına kadar uzandığını savundu.
Demirtaş’ın değerlendirmesine göre, düşük likiditeli ve halka açıklık oranı sınırlı bazı şirket hisselerindeki fiyat hareketleri, fonların kâğıt üzerindeki getirilerinin olağanüstü seviyelere ulaşmasına neden oldu.
Yüksek getirilerin yeni yatırımcıları çekmesiyle fonlara giren para miktarının arttığını belirten Demirtaş, bu sürecin fon büyüklüklerini milyarlarca liralık seviyelere taşıdığını ifade etti.
2026’da düzenlemeler sıkılaştırıldı
Fonların değerleme ve portföy yapılarına ilişkin düzenlemelerin 2026 yılında artırıldığını belirten Demirtaş, özellikle düşük fiili dolaşıma sahip hisselerde yoğunlaşma ve ilişkili taraf işlemlerine yönelik kuralların sıkılaştırılmasının ardından fonlarda satış baskısının arttığını savundu.
Fonlardan çıkış taleplerinin yükselmesiyle likidite sorununun daha görünür hale geldiğini belirten Demirtaş, kolay satılamayan varlıkların nakde çevrilmeye çalışılmasının piyasalarda daha geniş çaplı satış baskısı oluşturduğunu söyledi.
131 yatırım fonu tasfiye kapsamına alındı
SPK’nin 17 Eylül’de aldığı karar kapsamında Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Capital Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy tarafından yönetilen TEFAS’taki fonların işlemleri durduruldu.
Toplam 131 yatırım fonu tasfiye kapsamına alınırken, Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğu belirtildi.
Tasfiye işlemleri için öngörülen süre daha sonra altı aya çıkarıldı. Sürenin uzatılmasında, fon portföylerindeki varlıkların piyasa koşullarında mümkün olduğunca uygun fiyatlarla satılabilmesinin amaçlandığı açıklandı.
Soruşturma süreci genişledi
Fonların tasfiyeye alınmasının ardından soruşturma süreci de genişledi. Tera, Pusula ve çeşitli yatırım şirketlerinin yöneticileri ile sermaye piyasası işlemleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen bazı kişiler hakkında adli işlemler gerçekleştirildi.
Süreçte para transferleri, fonlardan yapılan çıkışlar, yöneticiler ve yakınlarının mali hareketleri ile şirketler arasındaki para transferleri de incelemeye alındı.
SPK tarafından ayrıca Tera Finansal Yatırımlar Holding paylarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yapılan inceleme sonucunda 37 kişi hakkında piyasa dolandırıcılığı kapsamında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.
Demirtaş’tan ‘clawback’ önerisi
Demirtaş’ın çözüm önerisinin merkezinde “clawback” yöntemi bulunuyor.
Bu yöntemde yatırımcıların fonlara ne kadar para yatırdığı ve ne kadar para çektiğinin tek tek hesaplanması öngörülüyor. Örneğin 10 milyon lira yatırıp toplam 34 milyon lira çeken bir yatırımcı açısından, ana para düşüldükten sonra kalan 24 milyon liralık net kazanç geri alma hesabına konu edilebilecek.
Demirtaş, böyle bir uygulamanın söz konusu yatırımcının cezai olarak suçlu olduğu anlamına gelmeyeceğini özellikle vurguladı. Cezai sorumluluk ile sistemden elde edilen olağanüstü kazançların mağduriyetlerin giderilmesinde kullanılmasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Büyükten küçüğe toplayın, küçükten büyüğe dağıtın”
Demirtaş’ın önerdiği modelde, fonlardan yüksek miktarda net kazanç elde edenlerden geri alınan tutarların ortak bir havuzda toplanması öngörülüyor.
Toplanan paranın ise mağdurlara dağıtımında küçük yatırımcılara öncelik verilmesi öneriliyor.
Demirtaş, belirli bir tutarın altında kalan yatırımcılara ödeme yapılması, üzerindekilerin ise bekletilmesi yerine tüm yatırımcıların haklarının korunması gerektiğini belirterek, ödeme sıralamasının küçükten büyüğe yapılmasını savundu.
Para piyasası fonu yatırımcılarına öncelik önerisi
Demirtaş, mağdurların yatırım yaptıkları ürünlere göre değerlendirilmesi gerektiğini de ifade etti.
Önerisinde ilk sırada para piyasası fonlarında parası kalan yatırımcıların, ikinci sırada hisse senedi fonlarına yatırım yapanların, üçüncü sırada ise tartışmalı fiyat hareketlerinin yaşandığı hisseleri doğrudan satın alan yatırımcıların yer almasını savundu.
Fon yönetim ücretleri de gündemde
Demirtaş ayrıca fon yönetim şirketlerinin yatırımcılardan aldığı işletim ücretlerinin de oluşturulacak mağduriyet havuzuna aktarılmasını önerdi.
Bunun yanında geçmiş dönemde alınan bazı kamu gelirlerinin de mağduriyetlerin giderilmesinde kullanılmasının değerlendirilebileceğini belirtti.
Beş yıllık hisse hareketlerinin incelenmesini istedi
Demirtaş, yalnızca fonlardan para çeken yatırımcıların işlemlerinin değil, fonların fiyat hareketlerinde etkili olduğu değerlendirilen hisselerin geçmiş performanslarının da incelenmesini önerdi.
Söz konusu hisselerde son beş yıllık işlemlerin geriye dönük analiz edilmesi gerektiğini savunan Demirtaş, olağan dışı fiyat hareketlerinden elde edilen net kazançların da mağdurlar için oluşturulacak havuza aktarılabileceğini ifade etti.
Cezai süreç ile para iadesinin ayrılmasını istedi
Demirtaş’ın modelinde cezai sorumluluk ile finansal geri ödeme mekanizmasının birbirinden ayrılması gerektiği vurgulanıyor.
Suç işlenip işlenmediğine mahkemelerin karar vermesi gerektiğini belirten Demirtaş, finansal geri alma mekanizmasının ise yatırımcıların para giriş ve çıkışları üzerinden oluşturulabileceğini savundu.
Demirtaş, fon yöneticileriyle bağlantısı bulunduğu ve sistemi bilerek kullandığı tespit edilen kişiler açısından hem finansal hem de cezai süreçlerin işletilmesi gerektiğini ifade ederken, sistemi bilmeden yatırım yapan kişilerin durumunun farklı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Uluslararası şirketlerden destek önerisi
Milyonlarca finansal hareketin analiz edilmesinin teknik olarak mümkün olduğunu belirten Demirtaş, gerekli görülmesi halinde uluslararası adli finans ve yeniden yapılandırma şirketlerinden danışmanlık alınabileceğini belirtti.
Demirtaş ayrıca, geri alma yöntemiyle oluşturulacak kaynağın tüm mağduriyetleri karşılamaması halinde geçici finansman modellerinin değerlendirilebileceğini savundu.
Fon krizinin şeffaf ve hukuka uygun biçimde çözülmesinin sermaye piyasalarına güven açısından önem taşıdığını belirten Demirtaş, yaptığı uzun değerlendirmeyi mağdurlara yönelik çözüm önerileriyle tamamladı.
Kaynak: PERRE