BAŞARI UNUTULUR, VEFA UNUTULMAZ

Haluk ERDOĞAN

09-09-2026 22:48

BAŞLIK 2: BAŞARI UNUTULUR, VEFA UNUTULMAZ

Geçtiğimiz haftaki köşe yazımızda “Antrenör Kimdir?” başlığı altında, antrenörlüğün yalnızca sporcu yetiştirmekten ibaret olmadığını dile getirmiştik. Dilimizin döndüğü kadar gençlerimize rol model olmaya çalışan biz antrenörlerin, asli görevlerimizin yanında kimi zaman bir psikolog, kimi zaman bir baba, anne, arkadaş ve yeri geldiğinde bir sırdaş olduğumuzdan söz etmiştik.

Bu hafta ise antrenör ile sporcu arasındaki ilişkinin önemli değerlerinden biri olan vefa üzerinde durmak istiyorum.

Spor yalnızca kazanmak, kaybetmek, madalya almak ya da şampiyon olmak değildir. Spor; emek, sabır, fedakârlık, güven, saygı ve sevginin de içinde olduğu uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta sporcusunun yanında olan antrenör, onun yalnızca fiziksel ve teknik gelişimiyle değil, bir insan olarak yetişmesiyle de ilgilenir.

Birçok antrenör arkadaşımızla yaptığımız sohbetlerde, yetiştirdikleri sporculardan adeta birer evlatları gibi söz ettiklerine şahit oluyoruz. Çünkü antrenör; sporcusunun başarısıyla sevinen, başarısızlığında çoğu zaman sporcudan daha fazla üzülen, zor zamanlarında yanında olan kişidir.

Antrenörlük; yalnızca bir sporcuyu müsabakalara hazırlamak, şampiyon yetiştirmek veya madalya kazanmak değildir. Antrenörinsan yetiştirendir.

Sporcusuna sadece nasıl mücadele edeceğini değil, nasıl kazanacağını ve nasıl kaybedeceğini de öğretir. Rakibine saygı göstermeyi, disiplinli olmayı, sorumluluk almayı, yenildiğinde yeniden ayağa kalkmayı ve her şeyden önce iyi bir insan olmayı öğretir.

Özellikle kick boks gibi mücadele sporlarında, ringde veya tatamide kazanılan her başarı, yıllarca verilen emeğin sonucudur. O başarının arkasında çoğu zaman sporcudan önce yorulan, onunla birlikte heyecanlanan ve başarısızlığında onun kadar üzülen bir antrenör vardır.

İşte tam bu noktada vefa büyük önem taşır.

Vefa, geçmişte bize verilen emeği ve yapılan fedakârlığı unutmamaktır. Yıllar sonra bir telefon açıp “Hocam, nasılsınız?” diyebilmektir. Bir başarı elde ettiğimizde, o başarıya giden yolda yanımızda olan insanları hatırlayabilmektir.

Ne yazık ki yıllarca emek verdiği sporcularından vefasızlık gören antrenörlerimiz de vardır. Birlikte geçirilen yılların, verilen emeğin ve yaşanan güzel hatıraların bir anda unutulması, bir antrenör için yalnızca bir kırgınlık değildir. Bazen ruhen büyük bir yıkım anlamına gelir.

Çünkü antrenör, sporcusuna yalnızca zamanını değil, hayatından da bir parça vermiştir.

Sabahın erken saatlerinde yapılan antrenmanlar, akşam geç saatlere kadar süren çalışmalar, müsabakalar, sakatlıklar, başarısızlıklar, sevinçler ve gözyaşları… Bunların her biri antrenör ile sporcunun ortak hafızasında yer edinir.

Bir antrenör için yetiştirdiği sporcunun başarısını görmek, çoğu zaman kendi başarısından daha büyük bir mutluluktur. Sporcusunun kürsüye çıkması, madalya kazanması veya hayatında önemli bir yere gelmesi, yıllarca verilen emeğin karşılığını görmek gibidir.

Ancak vefa yalnızca başarı zamanlarında gösterilmemelidir. Sporcu başarısız olduğunda, sakatlandığında veya zor bir dönemden geçtiğinde yanında olan da yine antrenörüdür.

Elbette vefa karşılıklıdır. Antrenör de sporcusuna saygı göstermeli, onun gelişimine değer vermeli ve kendi çıkarlarını sporcunun önüne koymamalıdır. Sağlıklı bir antrenör-sporcu ilişkisi ancak karşılıklı güven, saygı, sevgi ve sorumluluk

üzerine kurulabilir.

Vefa ve antrenörlük ilişkisi tek bir başlık altında ele alınmasa da antrenör-sporcu ilişkisi, sporda ahlak ve sportmenlik, değer eğitimi, antrenörlük felsefesi ve aidiyet duygusu çerçevesinde geniş bir akademik birikime sahiptir. Çünkü spor yalnızca bedensel bir faaliyet değil, aynı zamanda karakterin ve değerlerin geliştiği önemli bir eğitim alanıdır.

Bu nedenle hangi branşı yaparsak yapalım, bizi yetiştiren, bize emek veren, düştüğümüzde elimizden tutan antrenörlerimizi unutmamalıyız.

Bugün kazandığımız bir madalyanın üzerinde belki yalnızca bizim adımız yazıyor olabilir. Ancak o madalyaya giden yolda antrenörümüzün emeği vardır.

Madalya zamanla eskir, şampiyonluklar unutulabilir; fakat insanın hayatına dokunan emek ve gösterilen vefa unutulmaz.

Gerçek şampiyonluk, yalnızca kürsünün en üst basamağına çıkmak değil; o kürsüye çıkarken elinden tutan insanları unutmamaktır.

Çünkü bir antrenörün kazanabileceği en anlamlı madalya, yıllar sonra yetiştirdiği sporcusundan duyacağı şu cümledir:

“Hocam, bugün olduğum insan olmamda sizin de emeğiniz var.”

DİĞER YAZILARI ANTRENÖR KİMDİR? 01-01-1970 03:00 YENİ EĞİTİM YILINDA ÇOCUKLARIMIZI SPORDAN KOPARMAYALIM 01-01-1970 03:00 Halktan Kopan Siyaset, Güvenini Kaybeder 01-01-1970 03:00 NE KAYBETTİK, NE BULDUK ? 01-01-1970 03:00 GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKMAK, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR 01-01-1970 03:00 Adıyaman'ın Büyük Potansiyeli; Spor Turizmi 01-01-1970 03:00