BAŞLIK 2: GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKMAK, GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR
Her geçen gün artan madde bağımlılığı ve zararlı alışkanlıklar, geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz gençlerimizi karanlık bir bataklığa sürüklemekte; onların hayallerini, umutlarını ve geleceklerini yok ederken aile yapısını da derinden sarsmaktadır.
Bir spor adamı olarak, herhangi bir yer veya bölgeyi işaret etmek istemiyorum. Çünkü bu tehlike ne yazık ki belirli bir yerle sınırlı değildir. Gençlerimizin içine düşürüldüğü öyle bataklıklar var ki, bunlara tanıklık etmek insanın yüreğini sızlatıyor. Zararlı alışkanlıklar, kötü arkadaş çevresi ve yanlış yönlendirmeler, birçok gencimizin hayatını geri dönüşü zor bir yola sürüklüyor.
Kötü alışkanlıkların ve zararlı ortamların gençlerimiz üzerindeki etkisi her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. Bu büyük tehlikeyi görmek, farkına varmak ve gençlerimizi bu karanlıktan kurtarmak sadece ailelerin değil; eğitimcilerin, spor camiasının, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimlerin ve toplumun bütün fertlerinin ortak sorumluluğudur.
Unutulmamalıdır ki gençlerimize sahip çıkmak, geleceğimizi inşa etmektir. Bir toplumun en büyük zenginliği; yetişmiş, ahlaklı, bilinçli ve sağlıklı gençleridir. Eğer gençliğimizi kaybedersek, geleceğimizi de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız.
Şuna yürekten inanıyorum ki; gençlerimiz kötü yola düşmez, kötü yola düşürülür. Sevgi eksikliği, ilgisizlik, yanlış arkadaş çevresi, aile içi iletişim sorunları ve zararlı alışkanlıklara özendiren çevreler, birçok gencimizin hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle çocuklarımızı sadece maddi imkânlarla değil; sevgiyle, ilgiyle, anlayışla ve doğru rehberlikle büyütmek zorundayız.
Bir evladın yanlış arkadaş çevresi ve kötü alışkanlıklar nedeniyle hayatının kararması sadece anne ve babasını değil, bütün toplumu derinden yaralar. Çünkü kaybedilen her genç; ailesi için bir acı, toplum için ise büyük bir kayıptır.
Bu noktada ailelere çok önemli görevler düşmektedir. Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık yaptığını, zamanlarını nerede ve nasıl geçirdiğini, sosyal medya kullanımını, davranışlarındaki değişimleri ve ruh hâllerini yakından takip etmeliyiz. Onları yargılayan değil, dinleyen; baskı kuran değil, güven veren anne ve babalar olmalıyız. Evlatlarımızla kuracağımız güçlü iletişim, onları birçok tehlikeden koruyacak en sağlam kalkandır.
Aynı şekilde sporun, sanatın, kültürel faaliyetlerin ve eğitimin gençlerimizin hayatında daha fazla yer almasını sağlamalıyız. Çünkü spor yapan, üreten, okuyan, hedefleri olan ve kendisini değerli hisseden gençlerin zararlı alışkanlıklara yönelme ihtimali çok daha düşüktür. Gençlerimize sahip çıkmanın yolu, onların yeteneklerini keşfetmelerine ve hayata umutla bakmalarına destek olmaktan geçmektedir.
Rabbim hiçbir anne ve babayı evladıyla sınamasın. Hiçbir gencimizi bağımlılığın, umutsuzluğun ve kötü alışkanlıkların pençesine düşürmesin.
Mimar ve düşünür Turgut Cansever'in şu anlamlı sözü hepimize önemli bir sorumluluk yüklemektedir:
"Bir şehri imar ederken, o şehirde yaşayan gençleri ihya etmeyi ihmal ederseniz; ihmal ettiğiniz gençler, imar ettiğiniz şehri imha eder."
Bu söz, aslında geleceğimiz için verilmiş güçlü bir uyarıdır. Beton binalar yapmak kadar, hatta ondan daha önemli olan; sağlam karakterli, ahlaklı, vatanını ve milletini seven, sorumluluk sahibi gençler yetiştirmektir.
Gelin; el ele verelim, gençlerimizi yalnız bırakmayalım. Onlara umut olalım, yol gösterelim, sahip çıkalım. Çünkü bugün ihya ettiğimiz her genç, yarının güçlü Türkiye'sini inşa edecektir.
Gençlerimizi ihmal etmeyelim, ihya edelim. Çünkü güçlü bir geleceğin yolu, güçlü bir gençlikten geçer.
Vesselam.