Eğitim-İş Adıyaman Şubesi, Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırının ardından Adıyaman Kent Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Eğitim-İş Adıyaman Şube Başkanı Nesime Taştı tarafından okunan açıklamada, çocukları şiddete sürükleyen sosyal, eğitsel ve toplumsal nedenlerin de ele alınması gerektiği belirtildi.

Basın açıklamasına YENİ Parti Adıyaman İl Başkanı Av. Ali Murat Bilgiç ile Eğitim-İş üyeleri katıldı.

“Çocuklarımız silahlı şiddetin ortasında kaldı”

Taştı, 22 Eylül sabahı Turgutlu’da yaşanan saldırıya dikkat çekerek, çocukların okula giderken silahlı saldırının hedefi olduğunu söyledi.

Manisa Valiliğinin açıklamasına göre İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınında meydana gelen saldırıda 11 öğrenci yaralandı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de saldırının ardından olayın aynı okulun öğrencisi olan bir çocuk tarafından, anneannesinin üzerine kayıtlı pompalı tüfekle gerçekleştirildiğini ve üç öğrencinin yoğun bakımda tedavi altına alındığını açıklamıştı.

Taştı, şiddetin yalnızca olay meydana geldikten sonra alınacak güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini belirterek, çocukları şiddete sürükleyen nedenlerin de araştırılması gerektiğini ifade etti.

“1. derece riskli okulda tedbirler neden yeterli olmadı?”

Eğitim-İş açıklamasında, saldırının meydana geldiği okulun daha önce “1. derece riskli” okul olarak değerlendirildiğine dikkat çekildi.

Taştı, riskli olarak belirlenen bir okulda bu riskin gerektirdiği güvenlik tedbirlerinin neden yeterli olmadığının sorgulanması gerektiğini söyledi.

Geçtiğimiz eğitim-öğretim yılındaki şiddet olaylarının ardından iki aylık yaz tatilinin riskli okulların belirlenmesi ve gerekli önlemlerin eğitim yılı başlamadan uygulanması için değerlendirilebileceğini belirten Taştı, bu konuda daha etkili bir planlama yapılması gerektiğini savundu.

Yedi bakanlığın protokolünü gündeme taşıdı

Taştı, saldırıdan kısa süre önce yedi bakanlık arasında çocukların eğitim süreçlerindeki güvenliğinin artırılmasına yönelik iş birliği protokolü imzalandığını hatırlattı.

Millî Eğitim Bakanlığının 21 Eylül’de duyurduğu protokol; Adalet, Aile ve Sosyal Hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor, İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarını kapsıyor.

Taştı, kurumlar arası iş birliğinin yalnızca protokol düzeyinde kalmaması ve çocukların karşı karşıya olduğu risklere yönelik somut önleyici mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Çocuklar şiddeti toplumdan öğrenir”

Eğitim-İş’in açıklamasında çocukların şiddetle karşılaşmasının yanı sıra şiddetin faili haline gelmelerine yol açabilecek sosyal ve psikolojik süreçlere de dikkat çekildi.

Taştı, çocukların okuldan uzaklaşması, kendilerini eğitim ortamına ait hissetmemesi, ailevi sorunlar ve sosyal dışlanma gibi durumların erken dönemde fark edilmesi gerektiğini söyledi.

Okul, aile, sosyal hizmetler, sağlık sistemi ve güvenlik birimlerinin risk ortaya çıkmadan önce koordineli şekilde çalışması gerektiğini belirten Taştı, bir çocuğun ateşli silaha nasıl erişebildiğinin de araştırılması gerektiğini ifade etti.

“Okullarda neden yeterli rehber öğretmen yok?”

Eğitim-İş, okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Taştı, devamsızlığı artan, okuluyla bağı zayıflayan veya davranışlarında ciddi değişiklikler görülen öğrencilerin erken dönemde tespit edilmesi gerektiğini belirterek, bu konuda etkili ve önleyici mekanizmaların oluşturulmasını istedi.

MEB’in 2026-2027 eğitim-öğretim yılı genelgesinde de “Güvenli Okul İklimi” kapsamında okul ve çevresindeki risklerin gözden geçirilmesi, giriş ve çıkışların kontrol edilmesi ve rehberlik çalışmalarının etkin yürütülmesine yönelik düzenlemeler bulunuyor.

“Güvenli okul sadece güvenlik görevlisi değildir”

Taştı, güvenli okul kavramının yalnızca kamera, güvenlik görevlisi veya okul girişindeki denetimlerden ibaret olmadığını belirtti.

Güvenli okulun öğrencinin kendisini ait hissettiği, zorbalık ve dışlanmanın görmezden gelinmediği, öğretmenlerin ve öğrencilerin yardım taleplerinin karşılık bulduğu bir eğitim ortamı olması gerektiğini ifade etti.

Eğitim-İş ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına çocuk koruma politikalarının olay sonrasında değil, risk ortaya çıkmadan önce devreye girmesi çağrısında bulundu.

Üç günlük eylem başlattılar

Eğitim-İş, Turgutlu’daki saldırının ardından ülke genelinde üç günlük eylem programı başlattığını açıkladı.

Taştı, sendika üyelerinin “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim” talebiyle okullarda siyah kıyafet giyeceğini ve üç gün boyunca kokart taşıyacağını söyledi.

Açıklamanın sonunda Taştı, çocukların okula giderken can güvenliği endişesi yaşamaması gerektiğini belirterek, çocukların korunmasına yönelik politikaların güçlendirilmesini istedi.

Taştı, açıklamasını “Çocuklarımızı koruyamayan bu düzenin sorumluları istifa etmeli” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: PERRE