Kredi kartlarının günlük yaşamda yaygın şekilde kullanıldığını belirten Mali Müşavir Mehmet Küçük, marketten akaryakıta, giyimden fatura ödemelerine kadar birçok harcamanın kart üzerinden yapıldığını söyledi.
Kredi kartı limitinin kişinin cebindeki para veya kazandığı gelir olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Küçük, dönem borcunun tamamını ödeyemeyen kişilerin kartla harcamaya devam etmesinin gelecekteki gelirlerin bugünden tüketilmesine yol açabileceğini ifade etti.
100 BİN TL SINIRI GELDİ
BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli düzenlemesiyle kredi kartlarında asgari ödeme oranını belirleyen kart limiti sınırının 50 bin TL’den 100 bin TL’ye yükseltildiğini belirten Küçük, yeni uygulamayı şöyle açıkladı:
“Limiti 100 bin TL ve altında olan kredi kartlarında dönem borcunun yüzde 20’si, limiti 100 bin TL’nin üzerinde olan kartlarda ise yüzde 40’ı asgari ödeme tutarı olarak uygulanacak.”
Düzenlemenin özellikle limiti 50 bin TL’nin üzerinde, 100 bin TL’ye kadar olan kart sahiplerini ilgilendirdiğini belirten Küçük, bu gruptaki kartlarda asgari ödeme oranının yüzde 40’tan yüzde 20’ye düştüğünü söyledi.
“DAHA DÜŞÜK ASGARİ ÖDEME BORCU AZALTMIYOR”
Aylık zorunlu ödemenin düşmesinin borcun veya faiz maliyetinin azaldığı anlamına gelmediğini vurgulayan Küçük, daha düşük asgari ödemenin yalnızca kısa vadeli bir rahatlama sağlayabileceğini belirtti.
Küçük, “Daha düşük asgari ödeme o ay için geçici bir rahatlama sağlayabilir. Ancak ödenmeyen borç sonraki aya taşınmaya devam eder” dedi.
ASGARİ ÖDEME BORCU BİTİRMİYOR
Asgari ödeme tutarının zamanında yatırılmasının kalan borca faiz işlemesini engellemediğini ifade eden Küçük, ödenmeyen kısma akdi faiz uygulanmaya devam ettiğini söyledi.
Yeni harcamaların da mevcut borca eklenmesi halinde kart sahibinin düzenli ödeme yapmasına rağmen toplam borcunu azaltmakta zorlanabileceğini belirten Küçük, kredi kartının zamanla sürekli faiz üreten bir borç mekanizmasına dönüşebileceği uyarısında bulundu.
“DAHA AZ ÖDEMEK, DAHA AZ BORÇ DEMEK DEĞİL”
Yeni düzenlemeyle daha önce yüzde 40 asgari ödeme yapan bazı kart kullanıcılarının artık yüzde 20 ödeme yapabileceğini belirten Küçük, ödenmeyen tutarın ortadan kalkmadığını ve sonraki aya borç olarak devredildiğini söyledi.
Küçük, “Asgari ödeme oranının düşmesi kısa vadede nakit akışını rahatlatabilir. Ancak borcun daha uzun süre taşınmasına ve faiz yükünün artmasına da neden olabilir. Asıl mesele, her ay ne kadar asgari ödeme yapıldığı değil, dönem borcunun ne kadarının sonraki aya bırakıldığıdır” ifadelerini kullandı.
BORCU BORÇLA KAPATMAK ÇÖZÜM OLMAYABİLİR
Bir kredi kartındaki borcun başka bir kart, kredi veya farklı bir borçlanma yöntemiyle kapatılmasının kalıcı çözüm sağlamayabileceğini belirten Küçük, bu yöntemin çoğu zaman borcun yalnızca yer değiştirmesine neden olduğunu ifade etti.
Küçük, alışverişlerden kaynaklanan faiz yükünden kaçınmak için dönem borcunun tamamının son ödeme tarihine kadar ödenmesi gerektiğini söyledi. Nakit avans işlemlerindeki faiz uygulamasının ise farklı olduğunu kaydetti.
“KART LİMİTİ GELİR DEĞİLDİR”
Kredi kartı kullanımında temel ölçünün limit değil ödeme gücü olması gerektiğini vurgulayan Küçük, şöyle konuştu:
“Bankanın verdiği 50 bin, 100 bin ya da 200 bin TL’lik limit, kişinin harcayabileceği geliri göstermez. Limit yalnızca borçlanabileceği üst sınırı ifade eder. Geliri 40 bin TL olan bir kişinin 150 bin TL kart limitine sahip olması, 150 bin TL harcama gücü bulunduğu anlamına gelmez.”
Borçlanma kapasitesi ile ödeme kapasitesinin birbirine karıştırılmasının kredi kartı borçlarının kontrolden çıkmasına neden olabileceğini belirten Küçük, “Bugün düşünmeden kullanılan her borç, yarın elde edeceğimiz gelirin bir bölümünü şimdiden harcamak anlamına geliyor. Kredi kartında temel ölçü, kullanılabilir limit değil, dönem sonunda borcun tamamını ödeyebilme gücü olmalı” dedi.
Kaynak: PERRE
