Gazeteci-Yazar ve Siyasetçi Fatma Ulubey, kamu yönetiminde liyakat, adalet ve halk odaklı hizmet anlayışının esas alınması gerektiğini belirterek, “Kamu makamları kişisel yükselişin değil, halka hizmetin aracıdır” dedi.

Gazeteci-Yazar ve Siyasetçi Fatma Ulubey, Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, kamu görevinde bulunan yöneticilerin önceliğinin makam değil, vatandaşlara hizmet olması gerektiğini ifade etti.

Kamu görevlerinin kişisel kariyer hedeflerinin aracı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ulubey, görev ve yetkilerin toplumsal fayda gözetilerek kullanılması gerektiğini söyledi.

GENÇLER İÇİN FIRSAT EŞİTLİĞİ VURGUSU

Türkiye’nin bilim, teknoloji ve eğitim alanlarında daha ileri hedeflere yönelmesi gerektiğini dile getiren Ulubey, gençlerin fırsat eşitliği içerisinde eğitim alabilmesinin ve geleceğe umutla bakabilmesinin önem taşıdığını kaydetti.

Ulubey; ekonomik sıkıntı yaşayan emeklilerin, geçim mücadelesi veren esnafın, üretiminin karşılığını almak isteyen çiftçilerin ve eğitim hayatında maddi güçlüklerle karşılaşan öğrencilerin sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

“ASIL OLAN HALKIN REFAHIDIR”

Kamu kaynaklarının kullanımı, liyakat ve adalet konularına da değinen Ulubey, kamu görevlerinin kişisel hedefler doğrultusunda değil, toplum yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Dürüst ve halk odaklı çalışan yöneticilerin hakkının teslim edilmesi gerektiğini belirten Ulubey, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin ortaya atılan iddiaların da şeffaf şekilde araştırılması gerektiğini kaydetti.

“KOLTUKLAR GEÇİCİ, SORUMLULUK KALICIDIR”

Yöneticilerin başarısının daha üst makamlara ulaşmalarıyla değil, vatandaşların yaşam kalitesine sağladıkları katkıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ulubey, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bir ülkenin büyüklüğü, yöneticilerinin kaç basamak yükseldiğiyle değil; vatandaşının ne kadar insanca yaşadığıyla ölçülür. Artık konuşmamız gereken, kimin hangi koltuğa oturacağı değil; o koltuğa oturanın halka ne kazandırdığıdır. Çünkü o koltuklar kimsenin tapulu malı değil, milletin emanetidir.”

Kaynak: PERRE