Gazeteci-Yazar Bilal Karadağ, Adıyaman Manşet’te kaleme aldığı “Kalabalıkta Kaybolan İnsanlık” başlıklı yeni köşe yazısında, kalabalıklar içinde giderek artan yalnızlığı ve insanların birbirine karşı duyarsızlaşmasını ele alıyor. Günlük hayatta birbirini dinlemeyen, anlamaya çalışmayan ve başkasının derdine kayıtsız kalan insanlara dikkat çeken Karadağ, insanlığın vicdan ve duyarlılıkla korunabileceğini vurguluyor.

Karadağ, yazısının sonunda okuyucuyu kalabalıklar arasında kendi insanlığını sorgulamaya ve başkalarının derdini görebilmeye davet ediyor.

Bilal Karadağ’ın “Kalabalıkta Kaybolan İnsanlık” başlıklı köşe yazısının tamamını aşağıda okuyabilirsiniz.

Kalabalıkta Kaybolan İnsanlık

Geçen hafta

merhameti konuştuk.

Bir insanın

başkasının acısını

ne kadar hissedebildiğini,

bir elin

başka bir ele

ne kadar uzanabildiğini…

Peki,

hiç düşündük mü?

**Onca insanın arasında

neden bu kadar yalnızız?**


Sokaklar kalabalık.

Caddeler kalabalık.

Telefonlarımız susmuyor.

Herkes bir yerlere yetişiyor.

Ama

birbirimize yetişemiyoruz.

Yanımızdan geçenin

ne yaşadığını bilmiyoruz.

Düşenin neden düştüğünü

sormuyoruz.

Üzgün bir yüzü

fark etsek bile

çoğu zaman

başımızı çevirip geçiyoruz.

Sanki

başkasının derdi

bize dokunmadığı sürece

yok hükmünde.


Oysa

insanlık,

aynı sokakta yürümek değil,

**aynı acıya

duyarsız kalmamaktır.**

Aynı sofraya oturmak değil,

aç kalanın

varlığını unutmamaktır.

Birbirimizi tanımak da değil,

tanımadığımız birine bile

insanca davranabilmektir.

Çünkü

insanı insan yapan,

çevresindeki kalabalık değil,

kalabalığın içinde

koruyabildiği vicdanıdır.


Bugün

herkes duyulmak istiyor.

Ama kimse

bir başkasını dinlemeye

vakit ayırmıyor.

Herkes anlaşılmak istiyor.

Ama kimse

karşısındakini

anlamaya yanaşmıyor.

Herkes saygı bekliyor.

Ama saygının

önce kendisinden

başlaması gerektiğini

unutuyor.

Sonra da

bu kadar insanın içinde

neden yalnız kaldığımızı

soruyoruz.


Belki de

sorun,

dünyada insanın azalması değil.

**İnsanın,

insanlığından uzaklaşması.**

Bir selamı esirgememek,

bir derdi dinlemek,

bir haksızlık karşısında

susmamak…

Bunlar küçük şeyler gibi görünür.

Ama bazen

bir insanın hayata tutunması,

başka bir insanın

gösterdiği küçücük

bir inceliğe bağlıdır.


Unutmayalım…

Kalabalıklar

bizi bir araya getirebilir.

Ama bizi

birbirimize yakınlaştıran,

vicdanımızdır.

**Birbirimizin yüzüne bakabildiğimiz kadar değil,

birbirimizin derdini

görebildiğimiz kadar

insanız.**

Ve belki de

bugün kendimize

şu soruyu sormalıyız:

**Bu kalabalığın içinde

ben insanlığımı

nerede bıraktım?**

Bilal KARADAĞ