Eğitimci ve iş insanı Mustafa Yılmaz, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin siyasi, askeri ve ekonomik iş birliğinin yanı sıra toplumsal güven temelinde de güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Mustafa Yılmaz, “Ankara-Bakü hattının sosyolojik sınavı” başlıklı değerlendirmesinde Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, bölgesel güç mücadeleleri, dini özgürlükler ve iki ülke kamuoyundaki hassasiyetlere ilişkin görüşlerini paylaştı.
Stratejik ortaklığın toplumsal boyutuna dikkat çekti
Karabağ Savaşı sonrasında güçlenen Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin bölgedeki diğer aktörlerin politikalarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Yılmaz, Rusya, İran, Fransa ve İsrail gibi ülkelerin Güney Kafkasya politikalarının bölgesel dengeler üzerinde etkili olduğunu savundu.
Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamaları ve dini özgürlükler üzerinden yaşanan tartışmalara da değinen Yılmaz, bu konuların Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin toplumsal boyutunu da gündeme getirdiğini söyledi.
“Farklı hassasiyetler dikkate alınmalı”
Türkiye kamuoyunda inanç özgürlüğü, başörtüsü ve Filistin konusunda güçlü bir hassasiyet bulunduğunu belirten Yılmaz, Azerbaycan’ın ise Sovyetler Birliği döneminden kalan laiklik anlayışı ve İran kaynaklı güvenlik endişeleri nedeniyle farklı bir yaklaşım sergilediğini ifade etti.
Bu farklılıkların iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, sosyal medyada ortaya çıkan sert söylem ve karşılıklı tepkilerin toplumsal güven üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.
Güvenlik ve özgürlük arasında denge çağrısı
Azerbaycan yönetiminin güvenlik kaygıları ile temel hak ve özgürlükler arasında denge kurmasının önemli olduğunu savunan Yılmaz, radikal unsurlarla vatandaşların bireysel inanç pratiklerinin aynı çerçevede değerlendirilmesinin toplumsal rahatsızlığı artırabileceğini ileri sürdü.
Yılmaz, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik yakınlığın toplumsal düzeyde zayıflamasının bölgesel rekabet içerisinde çeşitli aktörler tarafından kullanılabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Orta Koridor vurgusu
İki ülke toplumları arasında oluşabilecek güven kaybının yalnızca siyasi ilişkileri değil, ekonomik iş birliğini de etkileyebileceğini belirten Yılmaz, Orta Koridor gibi uzun vadeli ekonomik ve stratejik projelerin güçlü toplumsal ilişkilerle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
“Yapıcı diplomasi tercih edilmeli”
Yılmaz, çözüm için “kurumsal esneklik”, “stratejik empati” ve “yapıcı diplomasi” kavramlarını öne çıkardı.
Azerbaycan’ın güvenlik tedbirlerini sürdürürken bireysel inanç özgürlüklerine ilişkin uygulamalarda hassasiyet göstermesi gerektiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin de tartışmaların sosyal medya üzerinden kutuplaşmaya dönüşmesini önleyecek bir yaklaşım benimsemesinin önem taşıdığını söyledi.
Yılmaz, iki ülkenin karşılıklı hassasiyetlerini dikkate alan ve kurumsal kanallar üzerinden yürütülen sakin bir diplomasinin Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin toplumsal temelinin korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.
Kaynak: PERRE
