Başlık 2: Bilal KARADAĞ İle Sessiz Bir Tanışma

Bazı tanışmalar vardır; salonlarda, kalabalık törenlerde veya ışıltılı masalarda gerçekleşir. Bazıları ise hayatın en yalın, en can yakıcı gerçeğinin ortasında... Bugün, Adıyaman basın dünyasının duayen isimlerinden, Gazete Manşet’in imtiyaz sahibi Bilal Karadağ ile öyle bir yerde karşılaştım: Şehrimizin sessiz sakinlerinin evinde, mezarlıkta.
​İsmini yıllardır duyduğum, haberlerini satır satır okuduğum Bilal Bey ile tanışmak bugüne, hem de bu hüzünlü mekana kısmetmiş. İnsan bazen kelimelerin bittiği yerde birleşir. Bilal Bey de o büyük felakette eşini ve evlatlarını toprağa vermiş, yüreğindeki sönmeyen o yangınla hayata tutunmaya çalışan bir baba, bir eş...
​Onunla orada, o sessizliğin içinde göz göze geldiğimde şunu anladım: Gazeteci dediğin sadece haber yazan değil, acıyı da en derinden yaşayan ve o acıyı onuruyla taşıyandır. Yazdığı her haberin, attığı her manşetin arkasında aslında ne kadar büyük bir metanet ve sabır yattığını bugün bizzat gördüm.
​Kaderin garip bir cilvesi mi desem, yoksa hayatın bir dersi mi? Yıllarca kaleminden dökülenleri takip ettiğim bir meslek büyüğümle, hayatın tüm gürültüsünden uzak, en samimi ve en savunmasız anımızda selamlaştık. O, kaybettiklerinin başucunda bir dua, ben ise ona karşı duyduğum derin saygıyla oradaydım.
​Bilal Karadağ, Adıyaman basını için sadece bir isim değil; aynı zamanda bu şehrin kahrını da, sızısını da omuzlamış bir çınardır. Mezarlıktaki o kısa ama derin karşılaşma, bana mesleğimizin ötesinde bir şeyi hatırlattı: Hepimiz aynı toprağın çocukları, aynı acıların yolcularıyız.
​Değerli meslek büyüğüme sabır, ailesine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Kalemin ve yüreğin daim olsun Bilal Karadağ; bugün o mezarlıkta tanıştığım sadece bir gazete sahibi değil, metanetin canlı bir timsaliydi.
​Habip VURAL
Turkomen
Adıyaman Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti Samsat İlçe Başkanı