Aynı Yer... Aynı Gülhane... Ama Başka Bir Hikâye

Bilal KARADAĞ

03-07-2026 01:29

Başlık 2: Aynı Yer... Aynı Gülhane... Ama Başka Bir Hikâye

Bazı görüntüler vardır...

İnsan onları sadece görmez.

İçinde yaşar.

Geçtiğimiz günlerde Ankara Gülhane Yerleşkesi'ndeydim.

Namaz vaktiydi.

Kampüs içerisindeki camiye girdim.

İçeride büyük bir heyecan vardı.

Yeni mezun olan doktor adayları, hocalarıyla birlikte mezuniyet duasına katılmıştı.

Kur'an-ı Kerim okunuyordu.

Eller semaya açılmıştı.

Dualar yükseliyordu.

Dikkatimi çeken ise başka bir şeydi.

O gençlerin arasında çok sayıda başörtülü doktor adayı vardı.

Beyaz önlüklerini giymeye hazırlanan genç kadınlar...

Bir yandan meslek hayatlarının ilk adımını atıyor, bir yandan da Allah'tan hayırlı bir ömür ve başarılı bir hekimlik diliyorlardı.

O an gözlerim ister istemez yıllar öncesine gitti.

Çünkü burası Gülhane'ydi...

Bir zamanların askeri hastanesi...

Bir dönem, başörtüsü yasağının en ağır hissedildiği yerlerden biri...

Buraya gelenler öğrenci değildi.

Anneydi...

Eşti...

Kardeşti...

Evladıydı...

Kimi oğlunu görmek için gelmişti.

Kimi eşini...

Kimi çatışmada yaralanan evladının başucunda bulunmak istiyordu.

Ama başındaki örtü sebebiyle içeri alınmayan insanlar oldu.

Yaralı evladına sarılamayan anneler...

"Ya başını açarsın ya da içeri giremezsin." denilen eşler...

Hastane kapısında gözyaşı döken insanlar...

Bugün bunları anlatınca gençlere inanılmaz gelebilir.

Ama yaşandı.

Hem de bu ülkede...

Hem de çok uzak olmayan bir geçmişte...

Aradan yıllar geçti.

Bugün aynı yerleşkede bir cami yükseliyor.

Ve o camide başörtülü doktor adayları, Kur'an tilaveti eşliğinde mezuniyet duasına katılıyor.

Kimse onların başörtüsünü mesele etmiyor.

Kimse "Bunu burada yapamazsınız." demiyor.

Kimse inançlarını yaşamalarını yadırgamıyor.

Ben o gün sadece bir dua programı izlemedim.

Zamanın nasıl değiştiğini gördüm.

Bir ülkenin hangi badirelerden geçtiğini düşündüm.

Ve içimden sadece şu cümle geçti:

"Nereden nereye..."

Hayat bazen insana aynı mekânı iki farklı zamanda gösteriyor.

Birinde yasak var.

Diğerinde özgürlük.

Birinde gözyaşı var.

Diğerinde dua.

Birinde insanlar inançları nedeniyle kapıdan çevriliyor.

Diğerinde aynı inançla meslek hayatına ilk adımlar atılıyor.

İşte o gün Gülhane Camii'nde gördüğüm manzara bana bunları düşündürdü.

Bu yazı kimseyi suçlamak için değil...

Kimseye öfke duymak için de değil...

Sadece hafızamızı diri tutmak için yazıldı.

Çünkü geçmiş unutulduğunda, yaşanan acılar da zamanla sıradanlaşır.

Oysa bazı hatıralar unutulmasın ki...

Aynı acılar bir daha yaşanmasın.

Caminin avlusundan ayrılırken dönüp son kez baktım.

Kur'an sesi hâlâ yankılanıyordu.

Başörtülü genç doktorlar aileleriyle hatıra fotoğrafları çektiriyor, yüzlerinde yılların emeğinin mutluluğu okunuyordu.

Belki onlar, bir zamanlar aynı yerde başörtüsü nedeniyle insanların yaralı yakınlarını bile göremediğini hiç bilmiyorlar.

Belki de bilmemeleri daha güzeldir.

Çünkü bazı acılar gelecek nesillerin değil, sadece tarihin yükü olarak kalmalıdır.

Ama biz...

Biz unutmamalıyız.

Unutmamalıyız ki özgürlüğün kıymetini bilelim.

Ve bir daha hiç kimse, ne inancı ne de kıyafeti yüzünden bir hastane kapısında mahzun bırakılmasın.

Bilal KARADAĞ

bkaratag02@gmail.com 

DİĞER YAZILARI Sessiz İşgal: Ahlak ve Maneviyatın Erozyonu 01-01-1970 03:00 Beton Yükseliyor Ama Vicdan Hâlâ Enkaz Altında 01-01-1970 03:00 Bayram Bitti… Peki Geride Ne Kaldı? 01-01-1970 03:00 DEPREMİN ARDINDA KALAN SES: SUSMAYAN YIKIM, SÜREN HAYAT 01-01-1970 03:00 Kural Çiğnemekte Üstümüze Yoktur 01-01-1970 03:00 Bir Babanın Üzüntüsü ve Mutluluğu 01-01-1970 03:00 Bayramlık Kundura 01-01-1970 03:00 Ne Çabuk Geçtin, Doyamadık Sana 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Leyla İle Yusuf 01-01-1970 03:00 Gel Artık Baba 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Ah O Eski Ramazanlar 01-01-1970 03:00 Kelepçe Çözdüren Besmele 01-01-1970 03:00 Şemsiyesi Çalınan Ümmet 01-01-1970 03:00 HELLO 01-01-1970 03:00 Önce Ahlak ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 “Meclise Girerken Döneklik Başlıyor” 01-01-1970 03:00 Yaz Ayları Dostluğun Harman Olduğu Aylardır 01-01-1970 03:00 Ahlak ve Maneviyat Olmayınca 01-01-1970 03:00 Emaneti Ehline Vermek Gerekir 01-01-1970 03:00 Dejenere Oluyoruz 01-01-1970 03:00 Bayramlık Kundura 01-01-1970 03:00 Ağlayan Gelin 01-01-1970 03:00 Akbabaların Anlayışı Hep Aynı 01-01-1970 03:00 Olumsuzlukları Şiar Ediniyoruz 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 İnsani Yanlarımızdan Bir Şeyler Eksiliyor 01-01-1970 03:00 Baş Koyanlar Başkan Olurlar 01-01-1970 03:00 Dönekleri Seyretmekten Başım Dönüyor 01-01-1970 03:00 Mücahitler Müteahhit Olunca 01-01-1970 03:00 Sevgi Nedir? 01-01-1970 03:00 İstilaya Uğradık 01-01-1970 03:00 Cehennem Böyle Kazanılır 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyorsunuz? 01-01-1970 03:00 Siyasilerin Dili 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Taklitçilikle Nereye Kadar 01-01-1970 03:00 Yeni Yıla Merhaba Derken 01-01-1970 03:00 Benim Favorim Fas’tı 01-01-1970 03:00 El Olmaya Eviriliyoruz 01-01-1970 03:00 Meğer Şehirleşememişiz 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Kara Sevda 01-01-1970 03:00 Güneydoğu’nun İncisi Olabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Ağustos’u Sevmiyorum! 01-01-1970 03:00