Başlık 2: Kural Çiğnemekte Üstümüze Yoktur

Bundan yedi yıl önce idi, İçişleri Bakanlığı tarafından 2019 yılı, “Yaya Öncelikli Trafik Yılı” ilan edildi. Bu kapsamda gerekli düzenlemeler yapıldı.

Düzenlemeler gereği; trafik akışının yaşandığı güzergâhlarda ve ışıkların olmadığı yaya geçitlerinde geçiş üstünlüğü yayaya verildi.

Bununla alakalı “Öncelik Hayatın, Öncelik Yayanın” sloganıyla her platformda çeşitli kampanyalar da düzenlendi.

Trafiğin yoğun aktığı güzergâhlarda yaşanan kazalar hepimizin malumudur. Dolayısıyla söz konusu olumsuzlukları göz önünde bulundurduğumuzda, malum düzenlemeyi takdir etmemek mümkün değildi.

Lakin toplum olarak her konuda olduğu gibi, bunu da istismar etmeyi yeğledik:

Kavşakta yaya için kırmızı ışık yanıyor ve buna rağmen geçiş üstünlüğü bizimdir diyor, karşı tarafa geçiyor, elim kazalara davetiye çıkartıyoruz.

Şehrin boğucu havasından sıyrılmak, doğayla iç içe olmak, temiz bir hava teneffüs etmek amacıyla mesire alanlarına akıyor, piknik yapıyoruz.

Piknik yapacağız/yapmalıyız elbet. Bu bizim en doğal hakkımız. Lakin piknik alanındaki çevremizi kirletmeden edemiyoruz.

Çevremizde yığınla çöp kutusu var ama çöpler yerlerde gulu gulu dansı yapıyor.

Güya adımız Müslüman. İslam’ın “Temizlik imandandır” öğretisini es geçiyor, çevre kirliliği noktasında birbirimizle yarışıyoruz.

Çarşı-pazarda esnaflık yapıyoruz. Kepengimizi kaldırır kaldırmaz kaldırım falan dinlemiyor, boş bulduğumuz her alana ürün sergiliyoruz.

Kaldırımı işgal ederken beraberinde yayaların kul hakkına da girmiş oluyoruz. Hem de kul hakkına girmenin dinimizde yeri olmadığını, keza kaldırım işgaliyle birlikte toplumsal kuralları çiğnediğimizi biliyor olmamıza rağmen.

Öbür taraftan şehirde hayvan besliyoruz. Bu münasebetle çevremize rahatsızlık vermekle birlikte, hayvan atıklarının kokusuyla konu-komşumuza haksızlık ediyoruz.

Koca koca binalar dikiyoruz. Ne yazık ki; çatıdan ve balkondan aşağıya doğru akacak olan atık suyun yer altına kanalize edilmesi için basit bir şebeke (boru) döşemiyoruz.

Eski köy kültüründe olduğu gibi, çörtenle işi geçiştiriyoruz. Anlayacağınız; şehirde ikamet ediyor, lakin köy kanunlarını işletiyoruz.

Bilimin, kültürün, medeniyetin, çağdaşlığın zirve yaptığı bu çağda; toplumsal insani kuralları çiğneme ve çevremizi rahatsız etme anlayışından vazgeçmiyoruz.

Daha ne diyeyim?

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

Bilal KARADAĞ

bkaratag02@gmail.com