Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi?

Celil KOCATAŞ

23-05-2026 19:07

Başlık 2: Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi?
Onur ve gurur, insanı insan yapan bambaşka erdemlerdir; birinin uşağı olmak, iradesini bir başkasına ipotek etmek ise apayrı bir esarettir. Eğer bir gün kendi özgür iradenizden vazgeçip bir başkasının boyunduruğu altına girmeyi kabul ederseniz, ömrünüz boyunca o prangadan kurtulamazsınız. O andan itibaren kendi doğrularınız biter; zihniniz mühürlenir ve size dikte edilen her şeyi sorgulamadan, adeta bir robot gibi yapmak zorunda kalırsınız. Bu durum bireyler için ne kadar yıkıcıysa, toplumlar ve kurumlar için de bir o kadar felakettir.
Ne yazık ki bugün tam olarak bu acı ve karanlık gerçeğin sahnelendiği bir süreçten geçiyoruz. Adını her ne koyarsanız koyun, hukuki kılıfların arkasına neyi gizlemeye çalışırsanız çalışın; yaşanan bu durum, en temelde halkın ve delegenin hür iradesini tamamen yok saymaktan başka bir şey değildir. Mevcut zihniyet, topluma ve seçmene açıkça şu tehlikeli mesajı fısıldıyor: "Siz ne derseniz deyin, sandıkta kimi seçerseniz seçin, hangi değişimi arzularsanız arzulayın; ben yine kendi bildiğimi okurum." İşte bu, bir toplumun onuruna, seçme hakkına ve asgari demokrasi kültürüne vurulmuş en büyük darbelerden biridir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanan kurultay davası ve yargı eliyle getirilen "mutlak butlan" kararı, ilk bakışta sadece bir ana muhalefet partisinin iç işi ya da basit bir lider değişimi krizi gibi görünebilir. "Özgür Özel gitmiş, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi geri gelmiş, ne fark eder?" sığlığıyla meseleye yaklaşanlar, madalyonun diğer yüzündeki devasa faturayı görmekten acizdir.
Bu süreç sadece siyasi dengeleri sarsmadı; aynı zamanda borsa koridorlarını ve Merkez Bankası rezervlerini de doğrudan vurdu. Kararın açıklandığı o kritik saatlerde piyasalarda yaşanan çalkantı, borsadaki sert düşüşler ve döviz kurunu belirli bir dengede tutabilmek adına Merkez Bankası ile kamu bankalarının harcamak zorunda kaldığı milyarlarca dolarlık rezerv, bu siyasi müdahalenin doğrudan ekonomik sonucudur.
Peki, bu süreçte ekonominin dümenindeki isim olan Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek nerede idi? Kurumların özerkliği ve rasyonel zemin iddiaları havada uçuşurken, siyasetin finansal piyasaları böylesine hırpaladığı bir virajda ekonomi yönetimi ne kadar irade gösterebildi? Finansal İstikrar Komitesi’ni toplamak ya da "şoklara karşı dirençliyiz" mesajları vermek, arka kapıdan eritilen rezervlerin ve yatırımcının gözündeki güven kaybının yarasını sarmaya yetiyor mu? Siyasetin faturası neden yine dezenflasyon programının yükünü sırtında taşıyan halkın cebine kesiliyor?
Görünen o ki bu düğüm kolay çözülmeyecek. Yarın Özgür Özel ve ekibinin, bu hukuki vesayeti reddederek yeni bir siyasi hareket ya da parti ile yola çıkması hiç de uzak bir ihtimal değil. Böyle bir senaryoda, tabelası geriye kalan ama ruhu ve tabanı bölünen bir CHP ile Kılıçdaroğlu dönemi tarihin tozlu sayfalarına karışabilir; ardından sular durulduğunda CHP yeniden küllerinden doğmak zorunda kalabilir.
Ancak siyaset kendi içindeki bu hesaplaşmaları ve cerrahi operasyonları yaparken, Türkiye’nin kaybettiği zamanı ve ekonomik değerleri kim geri verecek? Zaten pamuk ipliğine bağlı olan yabancı yatırımcının Türkiye’ye bakışı bu kırılganlıktan sonra neye evrilecek? Hukuki öngörülebilirliğin olmadığı, ana muhalefet partisinin liderliğinin bile mahkeme koridorlarında tayin edildiği bir ülkeye hangi nitelikli sermaye güvenip yatırım yapar?
Siyasetçiler koltuk, güç ve vesayet savaşları verirken; asıl bakılması, asıl dert edinilmesi gereken şey bu süreçte uğradığımız topyekûn ekonomik kayıptır. Çünkü iradeye vurulan her darbe, sadece sandığı değil, mutfaktaki ekmeği de vuruyor.

DİĞER YAZILARI Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00