Adıyaman Manşet Haber Sitesi
Adıyaman Manşet Haber Sitesi
KÖŞE YAZISI

Bir “Şok” Diğerini Sökerken

Celil KOCATAŞ Celil KOCATAŞ Yazarın tüm yazıları
16-02-2026 16:10 2 dk okuma 496
Paylaş:

Başlık 2: Bir “Şok” Diğerini Sökerken

Türkiye’de sabah uyandığınızda karşınıza çıkan ilk haber, akşam yastığa başınızı koyduğunuzda çoktan “eski” olur. Gündem artık yaşanmıyor; tüketiliyor. Halk arasında “çivi çiviyi söker” denir. Bizde ise bir şok, diğerini söküp atıyor. Her yeni kriz, bir öncekini gömmek için sahneye sürülüyor. Bu hız yalnızca haber döngüsünü değil; adalet duygumuzu, vicdanımızı ve toplumsal belleğimizi de aşındırıyor.

Daha dün milyonların gözü asgari ücrette, emekli maaşındaydı. Açıklanan rakamlar; enflasyon grafiğinin bir ay dipte, bir ay zirvede dolaşan tutarsız çizgisiyle birlikte tek bir soruya dönüştü: “Cebimizden ne kadar eksildi?” Ancak tam bu soruya odaklanmışken gündem, yönünü bir başka büyük sarsıntıya çevirdi. Küresel bir skandalın ayrıntıları manşetleri doldururken ülke içindeki derin yaralar yine arka sayfalara itildi. Epstein dosyası dünyada çok konuşulurken ülkemizde oldukça az konuşulması, üzerinin örtülmesi olarak algılanmaya başladı.

Adana’da, Gaziantep’te akıbeti yıllardır belirsiz olan çocuk dosyaları; deprem bölgesinde alın terinin karşılığını alamayan işçilerin çığlığı; Malatya’dan ve deprem bölgesinden gelen intihar vakaları; sahipsiz bırakılan hayatlar… Hepsi bir sonraki “daha büyük” haber gelene kadar konuşuldu, sonra sessizce kenara bırakıldı. Sosyal medya fenomenlerinin gözaltına alınması, magazin parıltısıyla yapısal sorunların üzerini örten bir perdeye dönüştü. Işıklar kameraya çevrildiğinde karanlık görünmez olur.

Deprem konutları meselesi bir devlet sözünden seçim vaadine evrilirken, siyasi koltuk değişimleri ve Meclis tartışmaları gündemi esir aldı. Oysa enkaz sadece beton yığınlarından ibaret değildi; güven duygusu da o enkazın altındaydı. Ama biz, her defasında yeni başlığa odaklanırken eski soruların cevapsız kaldığını kabullendik.

Vicdanımızın pusulası olan Gazze meselesi de aynı hızın içinde savruldu. Bir dönem meydanları dolduran öfke ve yas, zamanla alt bant haberine dönüştü. Şama, Cuma namazına gitme hayallerimiz ve Gazze ziyaretimiz şimdilik ertelendi. Kadın cinayetleri istatistiklerde kalırken insanlık da sayısallaştı. Dün yüksek sesle konuştuğumuz acılar, bugün başka bir gündemin gölgesinde kayboluyor.

Kadın cinayetleri artarken, ekonomik daralma derinleşirken, gençler umutsuzlukla başka ülkelerin hayalini kurarken; futbol kulüplerinin savurduğu astronomik paralar manşet olabiliyor. Gerçeklik ile gösteri arasındaki mesafe açıldıkça, toplum da kendi sorunlarına yabancılaşıyor.

Türkiye’nin asıl meselesi gündemin yoğunluğu değil; hiçbir meselenin sonuca ulaşmadan bir sonrakine kurban edilmesidir. Hesap sorulmadan değişen başlıklar, sorumluluğu buharlaştırır. Hafızasızlık bir savunma mekanizması değil, bir zayıflıktır. Çünkü hatırlamayan toplum, aynı acıyı tekrar tekrar yaşamaya mahkûmdur.

Bugün sormamız gereken soru basit ama ağırdır:

Biz en son neyi konuşuyorduk ve o mesele şimdi nerede?

Eğer bu soruya net bir cevap veremiyorsak sorun gündemin hızında değil, bizim unutuşumuzdadır. Unutkan bir toplum olmamızın asıl sebebi, okumaya başladığımız ilk ana dayanıyor. Çünkü öğrendiğimiz ilk cümle şuydu:

“ALİ ATA BAK.”

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Adıyaman Manşet Haber Sitesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Celil KOCATAŞ — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.