Adıyaman Manşet Haber Sitesi
Adıyaman Manşet Haber Sitesi
KÖŞE YAZISI

Kutuplaşmanın Dili

Celil KOCATAŞ Celil KOCATAŞ Yazarın tüm yazıları
01-03-2026 22:52 2 dk okuma 467
Paylaş:

Başlık 2: Kutuplaşmanın Dili

Ne kadar agresif, ne kadar tahammülsüz, ne kadar kolay kırılan ve kıran bir topluma dönüştük…
Şiddet artık istisna değil, neredeyse gündelik hayatın parçası.
Bir cinayet haberi birkaç saat konuşulup unutuluyor.
Çocuklara yönelik suçlar öfke yaratıyor ama kalıcı bir yüzleşmeye dönüşmüyor.
Aile içi şiddet, öfke patlamaları, sokakta artan gerilim… Bunların her biri aslında daha büyük bir sorunun işareti.
Sorun sadece suçların artması değil.
Sorun, toplumun giderek duyarsızlaşması.
Vicdan yoruldu.
Empati zayıfladı.
Sabır azaldı.
Ekonomik baskı, adalet duygusundaki zedelenme, güvensizlik, kutuplaşma ve sürekli gerilim hali insanları sertleştirdi. İnsanlar hayatta kalma refleksiyle yaşamaya başladı. Bu refleks büyüdükçe merhamet geri çekildi.
Bugün beş liralık malı yirmi beş liraya satmayı “fırsat” sayan bir anlayış eleştiriliyor çünkü mesele sadece fiyat değil; mesele zihniyet.
Her kazancın meşru görülmesi, kısa yoldan kazanmanın normalleşmesi, toplumsal güveni aşındırıyor.
Dini değerler konuşuluyor ama ahlaki pratik zayıflıyor.
Adalet talep ediliyor ama taraflara göre değişebiliyor.
Doğru ve yanlış, ilkelere göre değil aidiyetlere göre değerlendirilmeye başlanınca toplum ortak zeminini kaybediyor.
Oysa bu ülkenin hafızasında başka bir toplumsal karakter var:
Komşusunu gözeten, haksızlığa tepki veren, utanma duygusunu değer sayan bir kültür.
Bu hafıza tamamen kaybolmuş değil — sadece zayıflamış durumda.
Bu yüzden mesele sadece eleştirmek değil, yeniden inşa etmek.
Çözüm büyük ve soyut cümlelerden önce küçük ama gerçek adımlarda başlıyor:
Önce birey düzeyinde.
Öfkeyi normalleştirmemek, şiddeti mazur görmemek, fırsatçılığı zekâ saymamak gerekiyor. Çocukların gördüğü davranış, toplumun yarınını belirliyor.
Aile içinde değer aktarımı yeniden güçlenmeli.
Okul sadece akademik değil karakter eğitiminin de alanı olmalı.
Medya şiddeti sıradanlaştıran değil, farkındalık üreten bir dil kurmalı.
Kurumsal düzeyde ise en kritik unsur güven.
Adalet duygusu güçlenmeden toplumsal yumuşama zor. İnsanlar kurallara güvenmezse birbirine de güvenmez. Güven zayıfladığında sertlik artar.
Ekonomik adalet de ahlaki iklimi etkiler.
Sürekli sıkışan toplumlarda tahammül düşer, gerilim yükselir. Bu nedenle sosyal politikalar sadece ekonomi değil toplumsal ruh hali meselesidir.
Kutuplaşmanın dili yumuşamadıkça gündelik hayat da yumuşamaz.
Siyasetin, medyanın ve kanaat önderlerinin kullandığı dil toplumun davranış kalıplarını doğrudan etkiler.
En önemli nokta şu:
Toplumlar bir anda bozulmaz, bir anda da düzelmez.
Ama yön değiştirir.
Eğer yanlış bizi rahatsız ediyorsa, eğer hâlâ “bu normal değil” diyebiliyorsak, bu çok kıymetli bir başlangıçtır.
Duyarsızlaşma öğrenilmiş bir şeydir.
Yeniden duyarlılık da öğrenilebilir.
Umut, sorun yokmuş gibi davranmak değildir.
Umut, sorunu görüp vazgeçmemektir.
Ve belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam olarak budur:
Daha az öfke, daha çok sorumluluk.
Daha az suçlama, daha çok onarma.
Daha az gürültü, daha çok vicdan

Celil KOCATAŞ
kocatascelil@gmail.com

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Adıyaman Manşet Haber Sitesi yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Celil KOCATAŞ — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.