Eğitimci ve İş İnsanı Mustafa Yılmaz, Yamanhaber.com.tr'de yayımlanan "Neden Köşe Başı Kafe Doldu?" başlıklı yazısında, son yıllarda şehirlerde hızla artan kafe sayısını ekonomik ve toplumsal açıdan değerlendirdi.
Yılmaz, ilk bakışta canlı bir ekonomik tablo izlenimi oluşturan kafe yoğunluğunun, gerçekte üretim ekonomisindeki yapısal sorunların ve sermayenin üretken alanlardan uzaklaşmasının önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.
"Kafe patlaması yapısal sorunun göstergesi"
Şehirlerin hemen her caddesinde ve köşe başında yeni kafelerin açıldığına dikkat çeken Yılmaz, bu tabloya yalnızca tüketim alışkanlıkları açısından bakmanın eksik olacağını söyledi.
Dolu kafelerin dışarıdan refah görüntüsü oluşturduğunu ancak bunun ekonominin sağlıklı işlediği anlamına gelmediğini belirten Yılmaz, üretim yerine hizmet sektörüne yönelen sermayenin ekonomik dengeler açısından önemli bir uyarı verdiğini kaydetti.
"Sermaye üretken alan bulamıyor"
Sanayi, teknoloji ve tarım gibi katma değer üreten sektörlerde yatırım yapmanın zorlaşmasının girişimcileri daha düşük maliyetli hizmet sektörüne yönelttiğini ifade eden Yılmaz, üretim tesisi yerine kafe açılmasının sermayenin üretken alanlarda yeterli fırsat bulamamasından kaynaklandığını dile getirdi.
"Gençlerin elinde üretim araçları olmalı"
Yılmaz, yazısında gençlerin istihdamına da dikkat çekerek, mesleki eğitim, teknoloji ve üretim alanlarında değerlendirilmesi gereken gençlerin, yeterli üretim yatırımı olmadığı için düşük ücretli hizmet sektöründe çalışmak zorunda kaldığını belirtti.
Nitelikli iş bulamayan birçok gencin kafeleri hem çalışma alanı hem de bir bekleme noktası olarak gördüğünü ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin genç nüfusunun üretim ve teknoloji odaklı alanlarda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
"Gerçek zenginlik üretimle sağlanır"
Ekonomik zorluklar nedeniyle insanların büyük hedefler yerine küçük tüketim alışkanlıklarına yöneldiğini belirten Yılmaz, bir fincan kahvenin birçok kişi için kısa süreli bir moral kaynağına dönüştüğünü söyledi.
Ancak şehirlerin ışıl ışıl kafelerle dolmasının gerçek kalkınma anlamına gelmediğini ifade eden Yılmaz, ekonomik gücün fabrikalarda, atölyelerde, laboratuvarlarda, eğitim kurumlarında ve üretim merkezlerinde oluşacağını dile getirdi.
"Espresso makinelerinin sesi, torna makinelerini bastırmamalı"
Yazısında dikkat çeken bir benzetmeye de yer veren Yılmaz, "Espresso makinelerinin sesi, torna makinelerinin ve teknoloji laboratuvarlarının sesini bastırmamalıdır." ifadelerini kullanarak, Türkiye'nin tüketim yerine üretimi önceleyen bir ekonomik anlayışa yönelmesi gerektiğini söyledi.
Mustafa Yılmaz, yazısını şu sözlerle tamamladı:
"Kahve içerek uyanık kalabiliriz ama ancak üreterek ayağa kalkabiliriz."
Yılmaz'ın değerlendirmesi, şehirlerde hızla yaygınlaşan kafe kültürünü yalnızca sosyal yaşam açısından değil, üretim ekonomisinin mevcut durumu üzerinden ele almasıyla dikkat çekti.
Kaynak: PERRE

