Artık Acılara da Alışıyoruz: Toplum Sessizce Çürüyor

Celil KOCATAŞ

03-10-2026 10:14

Başlık 2: Artık Acılara da Alışıyoruz: Toplum Sessizce Çürüyor
Artık bazı acılar karşısında ne yazık ki şaşırmıyoruz.
Bir intihar haberi geliyor, “acı olay” denilip geçiliyor. Bir cinayet haberi düşüyor ekranlara, birkaç saat konuşuluyor, sonra başka bir haberin gölgesinde unutuluyor. Şiddet, uyuşturucu, trafik kazaları, okul çevresindeki olaylar derken toplum olarak sanki bütün bunları hayatın sıradan bir parçasıymış gibi görmeye başladık.
Oysa sıradanlaşan şey, tehlikenin kendisidir.
Malatya’da son altı ay içerisinde ölümle sonuçlanan intihar vakalarının sayısının 50 civarında olduğuna dair çeşitli söylemler duyuyoruz. Bu rakamın resmi verilerle mutlaka ortaya konulması gerekiyor. Ancak deprem bölgesinin tamamına baktığımızda ortaya çıkan tablonun çok daha ağır olabileceği endişesi var.
Burada artık kimse “Bana ne?” deme lüksüne sahip değil.
Buradan yetkililere açıkça sesleniyorum: Gelin, bu meseleye hep birlikte çözüm arayalım.
İntiharları, uyuşturucuyu, şiddeti, aile içindeki sorunları, gençlerin geleceksizlik duygusunu ve giderek artan toplumsal huzursuzluğu bir bütün olarak ele almak zorundayız.
Çünkü bugün bir gencimizi kaybediyoruz, yarın başka bir gencimizi…
Söylüyoruz, konuşuyoruz, toplantılar yapıyoruz ama çoğu zaman söylediklerimiz havada kalıyor. Oysa memleketin gençleri gözümüzün önünde kayboluyor.
Allah aşkına, artık harekete geçelim.
Günde bir gökdelen dikseniz, yüzlerce bina yapsanız, yolları yenileseniz, şehirleri yeniden kursanız ne olur?
Eğer toplumun ruhu yara alıyorsa, gençler uyuşturucunun pençesine düşüyorsa, şiddet günlük hayatın bir parçası haline geliyorsa yapılan binaların anlamı da eksiliyor.
Çünkü şehirleri sadece betonla değil, insanla yaşatabilirsiniz.
Bugün ülkenin farklı yerlerinden neredeyse her gün cinayet haberleri geliyor. İnsanların birbirine karşı neden bu kadar öfkeli ve şiddete meyilli hale geldiğini ciddi biçimde sorgulamak zorundayız.
Sokakta yürürken bile insan kendini eskisi kadar güvende hissetmiyor.
“Acaba nereden bir kurşun gelir?” diye düşünerek dolaşmak, bir toplum için son derece ağır bir tablodur.
Bunlar yetmezmiş gibi trafik kazaları da can almaya devam ediyor.
Bir yanda şiddet, bir yanda uyuşturucu, bir yanda intiharlar, diğer yanda trafik…
Peki biz daha neyi bekliyoruz?
Bütün bunları birbirinden bağımsız olaylar gibi görmek yerine, toplumsal bir alarm olarak değerlendirmemiz gerekiyor.
Üstelik bu mücadele siyaset üstü olmak zorunda.
Kimse kimsenin partisine, diline, dinine, mezhebine, memleketine bakmadan aynı masanın etrafında oturmalı. İktidarıyla, muhalefetiyle, yerel yönetimleriyle, güvenlik güçleriyle, eğitimcileriyle, aileleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir mücadele başlatılmalı.
Gerekiyorsa cezalar ağırlaştırılmalı.
Gerekiyorsa denetimler sıklaştırılmalı.
Ama sadece cezayla da bu sorunun çözülemeyeceğini unutmamalıyız. Gençleri uyuşturucudan uzak tutacak sosyal alanlar, psikolojik destek mekanizmaları, ailelere yönelik çalışmalar ve okul çevrelerinde daha güçlü önlemler de hayata geçirilmeli.
Ve bütün bunlar yarın değil, bugün başlamalı.
Geçtiğimiz günlerde okullarda yaşanan bazı olaylar da hepimizi düşündürmeli.
Detaylarını burada yeniden yazmak istemiyorum. Çünkü bazen bir olayı sürekli anlatmak, görüntülerini tekrar tekrar göstermek, nasıl gerçekleştiğini ayrıntılarıyla aktarmak istemeden de olsa yanlış kişilere örnek oluşturabiliyor.
Özellikle çocuklar ve gençler açısından medyanın burada çok büyük bir sorumluluğu var.
Bir olay haber yapılacaksa elbette yapılmalı. Ancak haber vermek ile olayı teşhir etmek arasında çok ince bir çizgi var.
Şiddeti anlatırken şiddeti özendirmemek, intiharı haberleştirirken yöntemi ve ayrıntıları vermemek, çocukların karıştığı olaylarda onların geleceğini düşünmek zorundayız.
Çünkü bazen bir haber, farkında olmadan başka bir olaya kapı aralayabilir.
Biz artık sadece yaşananları haber veren değil, yaşanabileceklerin önüne geçmeye çalışan bir anlayışa ihtiyaç duyuyoruz.
Bu ülkenin gençleri bizim çocuklarımız.
Onları kaybettikten sonra “Neden oldu?” diye sormanın hiçbir anlamı yok.
Önce tedbir, sonra acı haber değil; önce insan, sonra her şey…
Bugün hâlâ zamanımız var.
Ama bu zamanın sonsuza kadar devam edeceğini sanıyorsak yanılıyoruz.
Toplumun alarm zilleri çalıyor.
Duyalım artık.
Çünkü mesele sadece bir kişinin, bir ailenin, bir mahallenin meselesi değil.
Mesele hepimizin meselesi.
Ve bu gidişata hep birlikte dur demezsek, yarın “Nerede yanlış yaptık?” diye soracağımız çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kalabiliriz.

DİĞER YAZILARI “Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk” 01-01-1970 03:00 Öğrencim mi, Vekilim mi Kıymetli? 01-01-1970 03:00 Otomobile Binmek de Artık Lüks Oldu 01-01-1970 03:00 Enflasyon Değil, Pahalılık Sarmalında Bir Türkiye 01-01-1970 03:00 Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor 01-01-1970 03:00 Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık 01-01-1970 03:00 Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar 01-01-1970 03:00 Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? 01-01-1970 03:00 Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana 01-01-1970 03:00 Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar 01-01-1970 03:00 Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime, Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, hiçbir dönemde bugünkü kadar bencilce ve fütursuzca olmadı. Sloganlarımıza baksanız hepimiz yarını düşünüyoruz; ancak pratiğe d 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00