Başlık 2: Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah
Ödeyemiyorsan ertele, alamıyorsan taksit yap, yetişmiyorsa vadeyi uzat
Eskiden insanlar ev almak için borçlanırdı. Şimdi borçları ödeyebilmek için yeniden borçlanıyor. Aradaki fark küçük görünse de aslında bir ülkenin ekonomik fotoğrafını anlatmaya yetiyor.
Son açıklanan düzenlemelere bakınca ortaya çıkan tablo netleşiyor. Kamu taşınmazları taksitle satılacak. Peşinat yüzde 25, kalan borç vadeli, üstelik faizli. Vergi borçları yapılandırılıyor. SGK borçları için uzun vadeler konuşuluyor. Krediler yeniden düzenleniyor. Konut kampanyaları hazırlanıyor.
Bir soru sormak gerekiyor:
Ekonomi gerçekten güçleniyor mu, yoksa sadece ödeme tarihi mi ileri alınıyor?
Çünkü bugün yaşanan şey ekonomik büyüme değil; ekonomik erteleme.
Devlet satıyor, vatandaş borçlanıyor, işletme yapılandırıyor, banka vade uzatıyor. Herkes biraz daha zaman kazanıyor ama kimse temel sorunu çözmüyor.
Sorun şu: Para dönmüyor.
Üretici maliyet altında eziliyor. Esnaf dükkânı açık tutmayı başarı sayıyor. Sanayici yatırım hesabı değil kredi faizi hesabı yapıyor. Çalışan maaş aldığı günün akşamı cebindeki paranın eridiğini görüyor.
Sonra önümüze rakamlar çıkıyor.
Enflasyon açıklanıyor.
Büyüme açıklanıyor.
Geçim standartları anlatılıyor.
Ama vatandaşın cebindeki hesap makinesi başka sonuç veriyor.
Çünkü mutfakta açıklanan enflasyonla yaşanan enflasyon aynı değil.
Market rafı başka konuşuyor, kira başka konuşuyor, elektrik faturası başka konuşuyor.
Bir ülkede insanlar maaşını değil, kredi kartı limitini takip etmeye başladıysa orada mesele ekonomi yönetimi değil, ekonomik gerçekliktir.
Şimdi bir de konut meselesi var.
Binlerce konut satışa çıkıyor.
Peki soru şu:
İnsanların geliri mi arttı da konut alacak, yoksa daha uzun vadelerle borçlanması mı isteniyor?
Çünkü konut satmak ekonomik canlılık değildir.
İnsanın ev alabilecek güce ulaşması ekonomik canlılıktır.
Bugün geldiğimiz yerde sistem şu cümleyle özetlenebilir:
Ödeyemiyorsan yapılandır.
Yetmiyorsa taksitlendir.
Olmuyorsa vadeyi uzat.
Ama ekonominin kitabında bunun adı kalkınma değildir.
Bu, geleceği bugüne ipotek etmektir.
Bir ülke sürekli borç erteliyorsa, taşınmaz satarak nakit arıyorsa, vatandaşını kampanyalarla ayakta tutuyorsa artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:
Biz ekonomiyi büyütüyor muyuz, yoksa sadece günü mü kurtarıyoruz?
Çünkü tarih şunu defalarca gösterdi:
Borç ertelenir.
Gerçekler ertelenmez.
Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah
YORUMLAR
