Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor

Celil KOCATAŞ

10-02-2026 22:15

Başlık 2: Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor
Seçim yaklaştıkça köyün havası değişmişti. Tavuklar bile kümesten çıkarken “Acaba hangi adayın yemini yiyoruz?” diye düşünür olmuştu.
En çok da “Küçük Eniştenin keyfi kaçmıştı. Eskiden köye girdi mi herkes elini öper, çayını tazelerdi. Şimdi kahveye giriyor, kimse yerinden kalkmıyor. Bu duruma içerlemiş, başlamış oba oba gezmeye. Küçük Enişte gezip ilgi görmeyince yanındakilere çıkışmış:  “Her gittiğim yere bizim kabileden adam götürün. Bir de şebek olsun, ortam yumuşasın!”
Ertesi gün gittiği yerde bir bakmış, meydan baştan sona kendi adamlarıyla dolu; obadan kimse yok. Bu sefer sinirlenmiş:  “Fotoğraf çekin! Eski resimlerimi kullanın! Montaj yapın, kalabalık görünsün! Tanınmasın diye başka köyden adam getirin, yemeğini verin, harçlık verin!” demiş. Gittiği obanın önü de öyle çamurmuş ki kedi bile yürüyememiş.
Bu arada köyde aday sayısı mantar gibi çoğalmaya başlamış. Sebze tüccarı geçen seçimden umudu kesmiş, bu sefer ilçede mahalle muhtarlığına göz dikmiş: “Orası daha garanti,” diyormuş.
“Sen Bilirsin Abi” lakaplı aday ise işi profesyonelliğe dökmüş. Yanına iki genç almış: “Bundan sonra konuşmamı siz yazın, gezi programımı siz hazırlayın,” demiş. Gençler şaşkın: “Abi köyde gezecek iki sokak var.” “Olsun, programlı gezelim,” demiş.
Derken aşiretten yakışıklı bir genç çıkmış ortaya. Her yerde aynı cümleyi kuruyormuş: — “Eski muhtar beni destekliyor, bu iş bitti.” Ama eski muhtarın bundan haberi var mı, onu bilen yokmuş.
Esnaf bir aday da varmış, esbap satıyormuş. Kahvede çay içerken:  “Ben de bitirdim bu işi, falan şeyhin müridiyim, beni destekliyor,” diyormuş. Millet arkasından fısıldaşıyormuş: — “Geçen seçimden kalan borcunu bitiremedi, seçimi nasıl bitirecek?”
Genç bir aday daha çıkmış. Çok çalışıyor, her yerde görünüyor, “Ben aşiretin adayıyım,” diyormuş. Arkasından konuşan da çokmuş: “Daha genç, ne yapabilir ki?” diyorlarmış.
______________
Karşı Köyde Durumlar Daha Karışık
Köyde seçim olur da dedikodu olmaz mı? Kahvede sabahtan akşama dedikodu… Karşı köyde ise işler daha karışıkmış. Bir kadın aday sessiz sessiz çalışıyormuş. Ortalarda pek görünmeden, kapı kapı dolaşıyormuş. Herkes onun için: “Az konuşuyor ama çok iş yapıyor,” diyormuş.
Babaannesinin elbiseleriyle gezen bir aday ise bir gün sinirlenmiş:  “Ben böyle değilim! Stilistim yok diye kimse beni hafife almasın. Bu sefer anamın elbiselerini giyeceğim!” demiş.
Tınçıklı Ayten ise her zamanki gibi saçını savura savura meydanda dolaşıyor, herkese: “Benim oyum gizli ama gönlüm belli,” diyormuş. Çok gezen bir aday da varmış; sabah karşı köyde, öğlen kahvede, akşam düğünde... Millet: “Bunun vitesi boşa alınmıyor, vallahi tehlikeli, habire çalışıyor,” diyormuş.
Bu arada köy yolları çamur olunca ayakkabılar perişan olmuş. Ayakkabı boyacıları köşeyi dönmüş: “Seçim her sene olsa keşke!” diyorlarmış.
Ankara’da yaşayan bir aday da varmış. Kendisi köyde görünmese de sağlam bir ekip kurmuş. Köydekiler: “Adam uzaktan kumandayla adaylık yapıyor,” diye konuşuyormuş. Köyün eski ağası ise: “Ben yine adayım, herkes ayağını denk alsın! Benim hanım etkili yerde, söylerim ona, gerisine karışmam,” diye geziyormuş.
Başka bir aday ise şimdilik ismini vermeyerek; “Malatya’nın ağası beni destekliyor,” diyormuş alttan alta. Tabii bunların hepsi şimdilik sadece muhtar aday adayı...
Tüm bu yaşananlar en çok Küçük Eniştenin canını sıkıyormuş. “Son anda karşı köyden gelen olur da muhtarlığı ve tüm azaları kazanır mı?” diye uykuları kaçıyormuş.
Bir de eski muhtar adayı varmış. Son günlerde köye gelip mevlit şekeri dağıtmış. Millet birbirine soruyormuş “Kim için dağıttı bu şekeri?” Biri demiş:  “Herhalde kendi siyasi hayatının mevlidini okuttu.”
Köyün yaşlısı kahvede son noktayı koymuş.  “Evlatlar, kim seçilirse seçilsin; yollar yine çamur, kahvenin çayı yine açık olacak. Siz seçimi tartışın ama kim kazanırsa kazansın; yol yine çamur, söz yine bol, iş yine yok olacak.”
Köyde seçim değil, sanki tiyatro oynanıyormuş ama ne garip ki herkes başrol peşindeymiş.

DİĞER YAZILARI Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00