Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları

Celil KOCATAŞ

23-11-2025 21:01

Başlık 2: Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları
Vakti zamanında bir köy varmış…
Bu köyde dört tane sözü geçen, “ağa” diye anılan adam yaşarmış.
Bunlardan biri meyve tüccarıymış; sürekli bahçelerde dolaşır, yeni araziler peşinde koşar, köye her gelişinde “Benim elli oyum var!” diye böbürlenirmiş.
Diğeri sırma saçlı, gösterişli mi gösterişli, köyün parlayan yüzüymüş.
Üçüncüsü ise “Emrin olur abi!” demekten kendine söz hakkı kalmayan, başkalarının vekilliğini yapan, eli ayağı sürekli işte duran bir tipmiş.
Ama dördüncüsü… O başka bir âlemmiş. Köyün en tehlikelisi: Küçük enişte.
Küçük enişte öyleymiş ki; her delikten içeri girer, her gördüğü ışığa koşar, her gün başka kabuk değiştirirmiş. Ağaların yanında güler yüzlü, arkalarında ise kırk dolap çeviren tam bir fırıldak… Dört ağa arasında en sinsisi, en kıvrak zekâlısı oymuş.
Seçim Gelince Oyun Kurulur
Köyde muhtarlık seçimleri yaklaşınca işin rengi değişirmiş.
Meyve tüccarı elli oyuna güvenirmiş.
Sırma saçlının elli oyu varmış.
“Emrin olur” abinin de yine elli oyu olduğu söylenirmiş, ama o oylar aslında arkasındaki ağanınmış.
Küçük enişte mi?
Onun sadece kırk dokuz oyu varmış.
Ama her seçimde kazanan yine küçük enişte olurmuş.
Çünkü herkes kendi oyuna çalışırken, küçük enişte kırk fırıldak çevirir, başkalarının oylarını kendi tarafına çekermiş.
Bir bakarsın muhtarı kendi adamı yapar, azaları da kendinden seçtirir, köyün bütün iplerini eline geçirirmiş.
“Mühür kimdeyse Süleyman odur,” derler ya…
Köyde ne iş varsa küçük enişteden sorulur hale gelmiş.
Eski muhtarların adı bile unutulmuş.
Üstelik küçük enişte bu köyün öz evladı bile değilmiş; başka köyden gelip köyün düzenini, köyün kaderini eline almış. Eskiden söz sahibi olan ağalar bile bir süre sonra kenara çekilip durumu kabullenmek zorunda kalmış.
Eski Ağa Oyunu Bozmakta Kararlı
Ne var ki eski ağa, küçük eniştenin bu fırıldaklıklarını sineye çekmemiş.
Her davranışını gözlemleyip bir bir not almış.
Köylüye kol kanat germiş; gençlere iş bulmuş, yaşlıya hürmet etmiş, çocuğa çocuk büyükle büyük olmuş.
Köyün gençleri onu çok severmiş; “Bu işin adamı sensin!” diye desteklermiş.
Eski ağa sonunda elindeki bütün verileri toplamış; küçük eniştenin çevirdiği dolapları dosya dosya ilgili yerlere ulaştırmış.
Şimdi tüm köy nefesini tutmuş, seçim gününü bekliyormuş.
Ve gökten üç elma düşmüş…
Küçük enişte yine yapacağını yapıp:
“İki buçuğu bana, yarımını da aranızda bölüşün!” demeye hazırlanıyormuş.
Deprem Şehrinin Gerçekleri
Aslında bu hikâyeyi çoktandır yazmak istiyordum.
Ama bugün okuduğum bir yazıdan sonra kaleme almak farz oldu.
Deprem bölgesinde, siyaset fark etmeksizin yapılan bazı sert eleştirileri haksız buluyorum.
Yerle bir olmuş bir şehri ayağa kaldırmak kolay değildir.
Ev yaparsınız, iş yerlerini yaparsınız ama altyapı bambaşka bir meseledir.
Bir yol yapmaya başlarsınız, elektrik ekipleri gelir kazmaya başlar.
Onu kapatırsınız, bu defa doğalgaz girer devreye.
Ardından Telekom…
Ve siz aynı yolu, aynı kaldırımı, aynı hattı defalarca kez yapmak zorunda kalırsınız.
Bu işler kim iktidarda olursa olsun zor iştir.
Klavye başında oturup yazmak kolay; birilerinin yazdıklarının altına adını koyup uzaktan kumanda etmek kolay…
Ama sahaya inmek, o çileyi yaşamak hiç kolay değildir. Klavye delikanlıları çoğaldı ama memleket sahada ayağa kalkıyor.
Bu yüzden on bir ilde yaşayan insanların biraz daha sabırlı olması gerekiyor.
Unutmayalım:
Geçmişten hesap sormayan, bugünden hesap soramaz.

Celil KOCATAŞ
kocatascelil@gmail.com 

DİĞER YAZILARI Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00