Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık

Celil KOCATAŞ

11-07-2026 19:07

Başlık 2: Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık

NATO Zirvesi sona erdi. Dünyanın en güçlü ülkelerinin liderleri geldi, ağırlandı, masalara oturdu, ortak bildiriler yayımlandı, fotoğraf kareleri verildi ve ardından ülkelerine döndüler. Biz ise yine görkemli bir organizasyona ev sahipliği yaptık. Çünkü yıllardır kulaklarımıza kazınan bir söz var: "İtibardan tasarruf olmaz."

Mehter takımıyla karşıladık. Devlet geleneğimizi, tarihî mirasımızı ve misafirperverliğimizi gösterdik. Ancak zirvenin ardından geriye sadece protokol fotoğrafları değil, cevap bekleyen sorular da kaldı.

En dikkat çekici gelişmelerden biri ise ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik askerî operasyon kararını Türkiye'de bulunduğu sırada açıklaması ve bu süreçte "Vurun." emrinin verilmiş olmasıydı.

Elbette bu kararın askerî planlaması önceden yapılmıştır. Ancak dünya kamuoyu açısından oluşan algı da en az gerçekler kadar önemlidir. Böyle kritik bir kararın Türkiye'de bulunulduğu sırada açıklanması, Türkiye'nin istemediği hâlde bölgesel gerilimlerin tam ortasında gösterilmesine neden olabilir. Diplomaside bazen bir fotoğraf karesi, bazen bir zamanlama, bazen de tek bir cümle yıllarca tartışılır.

Türkiye'nin bulunduğu coğrafya zaten bir ateş çemberi... Bir yanda Rusya-Ukrayna Savaşı, diğer yanda Gazze, Suriye, Irak ve şimdi de İran eksenli gerilimler... Böylesine hassas bir bölgede Türkiye'nin adının yeni bir çatışmanın gölgesinde anılacağı her gelişme, dış politikada ilave bir yük anlamına gelir. Çünkü savaşın kazananı olmaz; faturası ise çoğu zaman çatışmayan ülkelere bile çıkar.

Biz ilginç bir ülkeyiz vesselam...

Biraz hafızamızı yoklayalım.

1968 yılında İstanbul'a demirleyen 6. Filo'ya "Defol!" diyen gençler vardı. O gençlerin üzerine kimlerin salındığını, hangi sokaklarda çatışmalar yaşandığını, kimlerin hedef gösterildiğini bu ülkenin hafızası unutmadı.

Bugün ise benzer sahneleri farklı aktörlerle izliyoruz. NATO'yu protesto edenlerin karşısına yine farklı gruplar çıkıyor. ABD'nin politikalarını eleştirenler zaman zaman hedef hâline geliyor. Dün emperyalizme karşı en sert sloganları atanların bir kısmı bugün sessiz; dün sessiz kalanların bir kısmı ise bugün en önde.

Bir zamanlar köprülerde, meydanlarda "Kahrolsun emperyalizm!", "Kahrolsun Amerika!", "Kahrolsun İsrail!" sloganları yankılanıyordu. Bugün ise aynı Amerika ile yapılan stratejik görüşmeler, aynı NATO içinde verilen ortak fotoğraflar konuşuluyor.

Elbette devlet yönetmek slogan atmak değildir. Uluslararası ilişkiler hamasetle değil, çıkar dengeleriyle yürür. Devletler ebedî dostluklarla değil, ebedî çıkarlarla hareket eder. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak vatandaşın sorguladığı nokta başkadır.

Dün söylenenlerle bugün yapılanlar arasındaki mesafe neden bu kadar büyüyor? Dün "asla" denilenler bugün neden normalleşiyor? Değişen dünya mı, yoksa değişen ilkeler mi?

Merhum Süleyman Demirel'in yıllar önce söylediği "Dün dündür, bugün bugündür." sözü, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ güncelliğini koruyor. Belki de Türk siyasetini en kısa anlatan cümlelerden biri budur. Ancak siyasetin değişen dengeleri olabilir; milletin hafızası bu kadar kolay değişmez.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin şu sözü tam da burada anlam kazanıyor:

"Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol."

Toplum, fikir değiştirilmesine değil; ilkesizliğe itiraz eder. İnsanlar, dün alkışlayıp bugün yuhalayanları değil, şartlar ne olursa olsun aynı duruşu sergileyenleri hatırlar.

NATO Zirvesi bitti. Konuklar ülkelerine döndü. Fakat geriye yine aynı sorular kaldı.

Türkiye bu fırtınalı coğrafyada barışın merkezi mi olacak, yoksa büyük güçlerin hesaplaşmalarının gölgesinde kalmaya devam mı edecek?

İran'a yönelik böylesine kritik bir askerî kararın Türkiye'de bulunulduğu sırada açıklanmasının diplomatik yükünü kim hesapladı? Bunun ülkemize siyasi ve güvenlik açısından yansımaları yeterince değerlendirildi mi?

Tarih bize şunu öğretiyor: Büyük devlet olmak yalnızca büyük zirvelere ev sahipliği yapmakla olmaz. Büyük devlet olmak; krizleri yönetebilmek, ilkeli bir duruş sergileyebilmek ve milletin hafızasına saygı duymakla mümkündür.

Çünkü gün gelir alkışlar diner, kameralar kapanır, kırmızı halılar kaldırılır. Geriye ise sadece milletin vicdanında kalan sorular ve tarihin tuttuğu notlar kalır.

Mustafa Kemal Atatürk'ün, 13 Kasım 1918'de İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından işgal edildiği gün, Boğaz'daki düşman donanmasına bakarak yaverine söylediği ve Türk milletinin bağımsızlık inancını, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı'nın ilk işaretini simgeleyen o tarihî söz bugün de hafızalardadır:

"Geldikleri gibi giderler."

DİĞER YAZILARI Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime, Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, hiçbir dönemde bugünkü kadar bencilce ve fütursuzca olmadı. Sloganlarımıza baksanız hepimiz yarını düşünüyoruz; ancak pratiğe d 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00