Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi?

Celil KOCATAŞ

29-10-2025 10:04

Başlık 2: Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi?
Malatya’da yaşayan bir gazeteci olarak vatandaşların en çok serzenişte bulunduğu bir konuyu köşeme taşımayı düşündüm. Bir sorudur dönüp dolaşıp geliyor: “Başkan niye gelmedi?” Sokakta, kahvede, market kuyruğunda herkes aynı şeyi soruyor. Sorunun özü basit ama yanıtlar karışık; vatandaşın merakıyla yönetenin mesaisi arasındaki görünmez duvarı işaret ediyor.
“Gelmesin ya.” diyenler de var, “Gelmesin, otursun makamında, proje üretsin.” diyenler de. Haklılık payı her iki görüşte de var. Bir yandan işini masasında, bürokrasiyle yapan yöneticiler olmalı; diğer yandan halkın, gündelik hayatın nabzını tutan, sokakta yüz yüze konuşabilen bir temsilci de bekliyoruz.
Şehirde bir başkan düşünün: etrafında danışmanı, müdürü, şefi, halkla ilişkiler birimi var. Hepsi bir organizasyonun parçaları. Peki bu ekip ne iş yapıyor? Vatandaş soruyor: “Onlar ne görüyor, hangi raporu kime sunuyor, hangi adımı atıyor?” Eğer herkes görevini yapıyorsa; eğer raporlar hazırlanıyor, geri dönüşler yapılıyor, projeler sahaya iniyorsa; o zaman neden halk halen “Başkan niye gelmedi?” diye soruyor?
Gezen başkan mı, çalışan başkan mı? Bu ikisi aynı zamanda var olabilir. Gezip dert dinleyen, mahalleyle saatler geçiren başkan; ama aynı zamanda masasında projeler üreten, yöneten başkan da olmak zorunda. Sorun, bu iki yönün birbiriyle uyumlu olmaması. Saha gözlemi ile bürokratik işlerin birbirine bağlanmadığı bir yönetimde, halkta “görülmeme” hissi doğar.
“Yok diyorsanız, başkan gelsin. Gelsin o zaman.” diyen vatandaşın talebi basit: görünürlük ve hesap verilebilirlik. Sadece selam verip geçmek de değil; sorunları yerinde görmek, not almak, somut adımlar vaat etmek ve takip etmek istiyor insanlar. “Onlar geçecek, onlar görecek, raporu ilgili birime sunup başkana iletecek” denildiğinde vatandaş bunun nerede karşılığını bekleyeceğini bilmek istiyor.
Halkla ilişkiler birimi, danışmanlar, şefler var diye işler kendiliğinden yürümez. Bu yapıların işi, halkın sesiyle yönetimin planlarını birleştirmek: sahadaki şikâyeti alıp, çözüm önerisiyle birlikte somut bir takvime bağlamak ve netçe duyurmak. Yoksa “rapor sunduk” denilen noktada vatandaş hâlâ “Başkan niye gelmedi?” diye sorar.
Ve bir gerçek daha var: Boş vaatler, sadece ağızdan çıkan sözler, şehirde dolaşan ama işi bir türlü hayata geçiremeyen başkanlar gördük. Bu yüzden insanlar bazen “gelmesin” diyor. Çünkü gezip fotoğraf vermekten öte bir işe yaramayan bir görünürlük istemiyorlar. Gerçek katılım, gerçek çözümler istiyorlar.
O halde çözüm ne? İki basit beklenti:
Şeffaflık ve hesap verilebilirlik: Yapılan saha ziyaretlerinin, alınan notların, oluşturulan raporların ve atılan adımların halka duyurulması. Vatandaş, “ne yapıldıyı” görebilmeli. 
Sade ve etkili iletişim: Halkla ilişkiler birimleri sadece bildiri yollayan değil; geri bildirim toplayan, takibini yapan, sonuçları paylaşan bir işlev üstlenmeli.
Sonuç olarak; ya gelmesin dediğimiz başkan, makamında oturup somut işler üretmeli; ya da gelmesi beklenen başkan çıksın, bizzat görsün, not alsın, geri bildirim versin. Her iki durumda da vatandaşın temel isteği aynı: söylenenin arkasında somut iş ve görünür sorumluluk olsun.
Vatandaş da hâlâ soruyor: “Başkan niye gelmedi?” Cevap basit olmalı “gelmedi” diye utanılacak bir şey yoksa gerekçesiyle beraber söylenmeli; gelmişse yapılanlar açıkça paylaşılmalı. Şehir, gizli ajandalarla değil, açık diyalogla yönetildiğinde bu soru kendi cevabını bulur. Oturun halinize şükredip beklemek de bir seçenek; ama hesap sorabilen, talep edebilen bir toplum olmayı seçersek, sorular cevapsız kalmaz.

Celil KOCATAŞ
kocatascelil@gmail.com

DİĞER YAZILARI Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00