Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana

Celil KOCATAŞ

25-07-2026 22:19

Başlık 2: Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Soğan 75 Lira: Bu Milleti Ağlatan Kim?
Kuru Soğanın Acı Gerçeği: Bu Soğanı Kim Saklıyor?
Bir zamanlar "fakirin yemeği" denilen kuru soğan, bugün mutfakların en pahalı misafirlerinden biri hâline geldi. Sofraların vazgeçilmezi, neredeyse her yemeğin baş tacı olan kuru soğan artık cep yakıyor. Kilosu 75 liraya dayandı. Peki bu noktaya nasıl gelindi? Daha da önemlisi, bu fiyat artışının gerçek sorumlusu kim?
Bugün milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: Halk ucuz soğan yiyemeyecek mi?
Tarlada üretici, emeğinin karşılığını alamadığını söylüyor. Pazarda vatandaş, fiyatlardan yakınıyor. Eğer üretici de memnun değil, tüketici de memnun değilse, bu zincirin ortasında kim kazanıyor? Asıl cevap bekleyen soru işte budur.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen bir iddia var: Stokçuluk. Eğer gerçekten depolar dolusu soğan bekletiliyor, piyasaya kontrollü şekilde ürün sürülerek fiyatlar yükseltiliyorsa bunun hesabını kim verecek? Bu depolar kimlere ait? Kimler bu ürünleri saklıyor? Denetimler yeterince yapılıyor mu? Yoksa her zamanki gibi bedeli yine vatandaşın mutfağı mı ödüyor?
Soğan, bu ülkenin yalnızca bir tarım ürünü değildir. Aynı zamanda ekonominin en sade ama en çarpıcı göstergelerinden biridir. Çünkü soğanın fiyatı arttığında yalnızca bir sebzenin fiyatı artmış olmaz; mutfaktaki yangın büyümüş demektir.
Artık mesele sadece soğan değildir. Mesele, insanların en temel ihtiyaçlarına ulaşmasının her geçen gün daha da zorlaşmasıdır.
Bir dönem kuru soğan, seçim meydanlarının en çok konuşulan konusu olmuştu. Meydanlarda filelerle taşınmış, kürsülerde gösterilmiş, vatandaşın geçim sıkıntısının sembolü hâline getirilmişti. O günlerde herkes soğan üzerinden siyaset yapıyordu. Bugün ise fiyatlar çok daha yüksek olmasına rağmen aynı sesleri duymakta zorlanıyoruz.
Peki ne değişti? Değişen yalnızca fiyat etiketleri mi, yoksa vicdanlar mı? Dün meydanlarda dilden düşmeyen kuru soğan bugün neden sessizliğe terk edildi? Vatandaşın mutfağındaki yangın söndü mü, yoksa artık konuşulması istenmeyen bir konu mu oldu?
Devletin ilgili kurumlarının görevi yalnızca fiyatları izlemek değil, piyasayı bozan her türlü girişime karşı kararlı bir duruş sergilemektir. Eğer ortada stokçuluk varsa bunun üzerine gidilmeli, fırsatçılığa izin verilmemelidir. Çünkü serbest piyasa; denetimsizlik, keyfilik ve fırsatçılık demek değildir.
Unutulmamalıdır ki bir ülkenin ekonomisini anlamak için bazen karmaşık tabloları incelemeye gerek yoktur. Bir pazara çıkıp kuru soğanın fiyatına bakmak bile çok şey anlatır. O etiketlerde yalnızca bir rakam değil; üreticinin emeği, tüketicinin çaresizliği ve piyasanın vicdanı yazılıdır.
Ve geriye cevap bekleyen sorular kalıyor:
Halk yeniden ucuz soğan yiyebilecek mi? Soğan stokçularına kim "dur" diyecek? Bu ürünü kimler depolarda bekletiyor? Ve en önemlisi; bir zamanlar seçim meydanlarının vazgeçilmez simgesi olan kuru soğan yeniden meydanlara taşınacak mı, yoksa bu kez sessizlik mi kazanacak?
Bir zamanlar dillerden düşmeyen o türkü vardı:
"Zeynebim, soğan ekmek yiyelim..."
Bugün ise o türkü bile anlamını yitirdi. Çünkü artık soğan 75 lira, ekmek 20 lira. Soğan-ekmek bile birçok aile için hesap yapılarak alınan bir öğüne dönüştü. Bir zamanlar yoksulluğun simgesi olan "soğan ekmek" bugün bile lüks sayılacak noktaya geldiyse, asıl konuşmamız gereken sadece soğanın fiyatı değil, vatandaşın alım gücünün geldiği noktadır. Çünkü mesele artık yalnızca bir soğan meselesi değil, geçim meselesidir.

DİĞER YAZILARI Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar 01-01-1970 03:00 Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime, Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, hiçbir dönemde bugünkü kadar bencilce ve fütursuzca olmadı. Sloganlarımıza baksanız hepimiz yarını düşünüyoruz; ancak pratiğe d 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00