Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu’nun 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlediği yürüyüşe emniyet güçlerince izin verilmedi. Yaklaşık bir buçuk saatlik gecikmenin ardından Kent Meydanı’nda bir araya gelen katılımcılar, “Bıji Aşiti” sloganları eşliğinde basın açıklaması gerçekleştirdi. İHD Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Av. Bülent Çınar, “Barış ertelenemez bir insan hakkıdır.” dedi.
Yürüyüşe izin verilmedi
Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu tarafından 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yürüyüş, basın açıklaması ve “Serbest Kürsü” etkinliği düzenlendi.
Program kapsamında saat 18.00’de Mimar Sinan Parkı’nın kuzey kapısında toplanan grup, buradan Kent Meydanı’na yürümeyi ve saat 18.30’da basın açıklaması yapmayı planladı.
Ancak emniyet güçlerinin toplu yürüyüşe izin vermemesi nedeniyle program planlanan saatte başlayamadı. Yaklaşık bir buçuk saat parkta bekleyen katılımcılar, daha sonra gruplar halinde Kent Meydanı’na geçti.
Başlangıçta kısa süreli gerginliğin yaşandığı etkinlikte katılımcılar, Kent Meydanı’nda “Bıji Aşiti” sloganları attı. Ardından Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına hazırlanan ortak açıklama okundu.
Siyasi parti ve STK temsilcileri katıldı
Basın açıklamasına Adıyaman Barosu Başkanı Av. Bilal Doğan, DEM Parti ve DBP il eş başkanları, Eğitim Sen Şube Başkanı Zeynal Polat, SES Şube Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, Özgürlük için Hukukçular Derneği Adıyaman Şubesi Eş Sözcüleri Av. Melisa Barış ve Av. Hüseyin Coşkun, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Ali Sekman, 25. ve 26. dönem HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım, Kent Konseyi Başkanı Erdoğan Altunbaş, Tabip Odası, Diş Hekimleri Odası, TMMOB ve İMO temsilcisi Tuncay Kaya ile çok sayıda sivil toplum kuruluşunun yöneticisi ve vatandaş katıldı.
Platformun “Barışı Kalıcı Kılmak, Demokrasiyi ve İnsan Haklarını Güvence Altına Almaktır” başlıklı ortak açıklamasını İHD Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Av. Bülent Çınar okudu.
Çınar, dünyada devam eden savaşlara ve insan hakları ihlallerine dikkat çekerek milyonlarca insanın yaşam hakkının savaşlar, işgaller, zorunlu göçler ve ayrımcılık nedeniyle tehdit altında olduğunu söyledi.

“Savaşın ağır sonuçlarıyla karşı karşıyayız”
Gazze, İran, Suriye, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışmalara değinen Çınar, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaş ve çatışmaların ağır insani sonuçlara yol açtığını belirtti.
Çınar, “1 Eylül Dünya Barış Günü’nü, dünyanın birçok coğrafyasında savaşların, işgallerin, zorunlu göçlerin, ayrımcılığın ve ağır insan hakları ihlallerinin sürdüğü bir dönemde karşılıyoruz.” dedi.
Gazze, İran ve Suriye’de yaşanan insani yıkıma, Ukrayna’daki savaşa ve Ortadoğu’daki çatışmalara dikkat çeken Çınar, milyonlarca insanın yaşam hakkının tehdit altında olduğunu ifade etti.
“Barış yalnızca silahların susması değildir”
Barışın yalnızca silahların susması veya çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini belirten Çınar, kalıcı barışın demokratik bir toplumsal düzenin kurulmasıyla mümkün olduğunu söyledi.
Çınar, barışın; yaşam hakkının güvence altına alındığı, özgürlüklerin korunduğu, eşit yurttaşlığın hayata geçirildiği, farklı kimlik ve inançların özgürce ifade edilebildiği ve hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir düzenle mümkün olabileceğini belirtti.
“Bu nedenle barış bir insan hakkıdır.” diyen Çınar, Türkiye açısından 1 Eylül’ün anlamının Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümüyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
“Bu yıl barış konusunda daha umutluyuz”
Türkiye’nin yakın tarihinin Kürt meselesinin güvenlikçi ve inkârcı politikalarla çözülemeyeceğini gösterdiğini savunan Çınar, geçmişte uygulanan politikaların can kayıpları, zorunlu göçler, köylerin boşaltılması, faili meçhul cinayetler, işkence ve kötü muamele ile temel hakların sınırlandırılması gibi sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Çınar, “Bu yıl geçen yıla nazaran barış konusunda daha umutluyuz.” dedi.
Kürt meselesinin çözümünün şiddet ve güvenlik politikalarıyla değil; demokrasi, hukuk, eşit yurttaşlık ve insan haklarının bütüncül biçimde hayata geçirilmesiyle mümkün olduğunu belirtti.
“Yeni bir fırsat penceresi açıldı”
Açıklamada, 1 Ekim 2024’te başlayan ve sonraki gelişmelerle yeni bir aşamaya ulaştığı belirtilen sürecin, demokratik çözüm açısından yeni bir fırsat oluşturduğu ifade edildi.
Silahların bırakılması ve çatışmaların sona erdirilmesine yönelik adımların önemine dikkat çeken Çınar, TBMM bünyesinde oluşturulan komisyonun meselenin demokratik ve siyasi zeminde ele alınması açısından önemli bir imkân sunduğunu söyledi.
Çınar, söz konusu sürecin Türkiye’nin onlarca yıllık çatışma tarihinden çıkması ve kalıcı toplumsal barışın inşa edilmesi açısından önemli olduğunu dile getirdi.

“Silahların susması tek başına barış anlamına gelmez”
Kalıcı barış için çatışmaları ortaya çıkaran siyasi, hukuki ve toplumsal sorunların çözülmesi gerektiğini ifade eden Çınar, gerekli yasal ve anayasal adımların silahsızlanma süreciyle eş zamanlı atılması çağrısında bulundu.
Açıklamada Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması, dış dünyayla görüşme imkânlarının sağlanması ve bu hususların yasal güvenceye bağlanması talep edildi.
Silahlı örgüt mensuplarının demokratik yaşama dönüş sürecinin kapsamlı hukuki düzenlemelerle güvence altına alınması gerektiği belirtilirken, süreçte yer alan aktörlerin güvenliğinin sağlanması ve demokratik siyasetin önünün açılması istendi.
“TBMM’ye önemli sorumluluklar düşüyor”
Barış sürecinin kişilere, hükümetlere veya dönemsel siyasi tercihlere bağlı olmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Çınar, TBMM’ye ihtiyaç duyulan hukuki düzenlemeleri gecikmeden hayata geçirme çağrısında bulundu.
TBMM’de kabul edilen Çerçeve Yasa’yı, eksikliklerine rağmen barış sürecinin hukuki zemininin oluşturulması bakımından önemli bir adım olarak değerlendirdiklerini belirten Çınar, yasanın kapsamının insan hakları ve demokratik çözüm perspektifiyle güçlendirilmesini istedi.
Çınar ayrıca ifade ve örgütlenme özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı, seçme ve seçilme hakkı ile demokratik siyasetin güvence altına alınması çağrısında bulundu.
Açıklamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının ayrım yapılmaksızın uygulanması ve mahpusların umut hakkına ilişkin yasal düzenleme yapılması da talep edildi.
Kayyım uygulamaları ve siyasi baskılar eleştirildi
Yerel yönetimlere yönelik kayyım uygulamalarına ve muhalefet üzerindeki siyasi baskılara son verilmesi gerektiğini savunan Çınar, seçilmişlerin görevlerini özgürce yapabilmelerinin sağlanmasını istedi.
Siyasi saiklerle gerçekleştirildiği belirtilen yargılamaların sona erdirilmesi ve siyasi tutukluluğun ortadan kaldırılmasının kalıcı barışın temel koşulları arasında bulunduğunu ifade eden Çınar, hukukun üstünlüğünün herkes için güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
“Geçmişle yüzleşmeden kalıcı barış mümkün değil”
Geçmişte yaşanan acılarla yüzleşilmeden kalıcı barışın kurulamayacağını belirten Çınar, zorla kaybetmeler, faili meçhul cinayetler ve sivillere yönelik cinayetler konusunda hakikatin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
Mağdurların adalete erişiminin sağlanması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısında bulunan Çınar, barışın geçmişi unutmak değil, geçmişte yaşanan acılarla yüzleşerek aynı acıların tekrar yaşanmayacağı bir gelecek kurmak olduğunu ifade etti.

“Toplumun bütün kesimleri sürece katılmalı”
Barış sürecinin yalnızca siyasi aktörler arasında yürütülmemesi gerektiğini belirten Çınar; kadınların, gençlerin, emekçilerin, mağdurların, sivil toplum kuruluşlarının, insan hakları savunucularının, akademisyenlerin ve meslek örgütlerinin karar alma süreçlerine etkin biçimde katılması gerektiğini söyledi.
Özellikle çatışmalardan en fazla etkilenen kadınlar ve gençlerin barışın öznesi olarak sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.
“Siyasetin dili değişmeli”
Barışın toplumsallaşabilmesi için siyasette kullanılan dilin de değişmesi gerektiğini ifade eden Çınar, tehdit, düşmanlaştırma, nefret ve kutuplaştırma dili yerine diyalog, müzakere, empati ve demokratik siyaset dilinin hâkim kılınması çağrısında bulundu.
Çınar, siyasi iktidarın Kürt meselesinin çözümünü bölgesel gelişmelere veya başka ülkelerde yaşanan gelişmelere bağlamaması gerektiğini belirterek, yurttaşların haklarını esas alan bağımsız bir demokratik çözüm iradesi ortaya koyması gerektiğini söyledi.
Siyasi aktörlere çağrı
Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu adına siyasi aktörlere de çağrıda bulunan Çınar, barış sürecinin seçim hesaplarından, günlük siyasi tartışmalardan ve güvenlikçi yaklaşımlardan uzak tutulmasını istedi.
Çınar, barışın hukukunun toplumun bütün kesimleriyle birlikte kurulması, silahsızlanma sürecinin demokratikleşme ve insan hakları reformlarıyla tamamlanması ve Kürt meselesinin demokratik siyaset ile eşit yurttaşlığın güçlendirilmesi temelinde ele alınması çağrısında bulundu.
Toplumun bütün kesimlerinin sürece katılımının sağlanması ve geçmişte yaşanan acılarla yüzleşilmesi gerektiğini belirten Çınar, demokratik ve barışçıl bir gelecek için ortak irade çağrısı yaptı.

“Barış ve demokratikleşmede ısrar ediyoruz”
Türkiye’nin çatışma ve şiddet döngüsünden çıkarak demokratik ve barışçıl bir geleceğe yönelmesinin mümkün olduğuna inandıklarını belirten Çınar, atılacak demokratik adımları desteklemeye, sürecin eksiklerini ve insan hakları ihlallerini izlemeye devam edeceklerini söyledi.
Çınar, açıklamasını “Barış ertelenemez bir insan hakkıdır.” sözleriyle sürdürerek, kalıcı barışın demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlükten geçtiğini ifade etti.
Açıklama, “Savaşsız, sömürüsüz, ayrımcılığın olmadığı; herkesin eşit, özgür ve onurlu bir yaşam sürdüğü demokratik bir Türkiye için barış ve demokratikleşmede ısrar ediyoruz. Yaşasın barış! Bıji Aşiti!” sözleriyle tamamlandı.
Serbest Kürsü’de yürüyüş engeline tepki
Basın açıklamasının ardından Kent Meydanı’nda “Serbest Kürsü” kuruldu. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar kürsüye çıkarak barışa ilişkin görüşlerini, dileklerini ve şiirlerini paylaştı.
Konuşmalarda, emniyet güçlerinin Mimar Sinan Parkı’ndan Kent Meydanı’na yapılması planlanan yürüyüşe izin vermemesi eleştirildi. Katılımcılar, barış talebinin demokratik yollarla dile getirilmesinin engellenmemesi gerektiğini savundu.
Başlangıçta yaşanan gerginlik ve yaklaşık bir buçuk saatlik gecikmeye rağmen basın açıklaması ile Serbest Kürsü etkinliği olaysız şekilde sona erdi.
Kaynak: PERRE
