Uzun yıllar Park Hospital Hastanesinde psikolog olarak görev yapan Necmettin Gürsoy, 40 yıllık meslek hayatında iz bırakan bir terapi seansını anlattı. Gürsoy, 45 dakika boyunca hiç konuşmayan danışanına soru sormadan eşlik ettiğini belirterek, terapide sessizliğin ve psikolojik güvenin önemine dikkat çekti.

Psikolog Necmettin Gürsoy, “Sessizliği dinleyebilmek: Kırk yıllık meslek hayatımda unutamadığım bir seans” başlıklı yazısında, meslek hayatında unutamadığı bir terapi deneyimini paylaştı.

Gürsoy, 52 yaşındaki kadın danışanının terapi boyunca 45 dakika boyunca tek kelime dahi konuşmadığını belirterek, kendisinin de herhangi bir soru sormadan danışanına eşlik ettiğini anlattı.

Seansın sonunda danışanına görüşmenin sona erdiğini söylediğini aktaran Gürsoy, danışanın odadan ayrılırken kendisine, “Hocam, bana hiç soru sormadınız ya... Bu suskunluk bana o kadar iyi geldi ki...” dediğini ifade etti.

Aradan geçen yıllara rağmen danışanıyla görüşmeye devam ettiklerini belirten Gürsoy, bu deneyimin kendisine önemli bir ders verdiğini söyledi.

“Sadece yanında bulunmak yeterli olabilir”

Gürsoy, insanlara yardımcı olmanın her zaman konuşmayı gerektirmediğini belirterek, sessizliğin de önemli bir iletişim biçimi olduğunu vurguladı.

Bazen insanı dinlemenin kelimelerden çok suskunluğu ve beden dilini anlayabilmek anlamına geldiğini ifade eden Gürsoy, kişinin kendisini açıklamak zorunda hissetmeden, yargılanmadan ve güvende hissederek bulunduğu ortamın iyileştirici olabileceğini kaydetti.

İnsanın yalnızca söylediklerinin değil, söyleyemediklerinin de önemli olduğuna dikkat çeken Gürsoy, bazı duyguların kelimelerle ifade edilemediğini belirtti.

“Danışanın kendi temposuna saygı duyulmalı”

Gürsoy, yaşadığı deneyimi terapötik sessizlik, sözel olmayan iletişim, koşulsuz kabul ve psikolojik güvenlik kavramlarıyla ilişkilendirdi.

Danışanın konuşmaya zorlanmadan kendi temposunda sessiz kalabilmesine alan tanınmasının önemine değinen Gürsoy, bu yaklaşımın Carl Rogers’ın danışan merkezli yaklaşımıyla uyumlu olduğunu ifade etti.

Manevi rehberlik konusunda da değerlendirmelerde bulunan Gürsoy, insanlara rehberlik etmenin her zaman nasihat vermek veya bir şey öğretmek anlamına gelmediğini belirterek, bazen kişinin kendi iç dünyasıyla buluşmasına müdahale etmeden eşlik etmenin yeterli olabileceğini söyledi.

Gürsoy, söz konusu seansı mesleki hayatının en kıymetli derslerinden biri olarak nitelendirerek, bazen en derin dinlemenin hiçbir şey söylemeden gerçekleştiğini ifade etti.

Kaynak: PERRE