Eğitimci İş İnsanı Mustafa Yılmaz, Türkiye’nin PISA sonuçlarını değerlendirerek son yıllarda eğitim alanında elde edilen yükselişin uygulanan politikaların bir sonucu olduğunu söyledi. PISA’nın yalnızca bir sınav olmadığını belirten Yılmaz, sonuçların ülkelerin eğitim sistemlerinin geldiği noktayı gösteren önemli bir ölçüt olduğunu ifade etti.
Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın öğrencilerin yalnızca sahip oldukları bilgiyi değil, bu bilgiyi gerçek hayat problemlerinde kullanabilme becerilerini de ölçtüğünü belirten Yılmaz, PISA’nın eğitim sistemleri açısından önemli bir gösterge olduğunu söyledi.
“PISA eğitim yürüyüşümüzün yönünü gösteren bir aynadır”
PISA sonuçlarının eğitim sistemlerinin ezbere mi yoksa beceri temelli öğrenmeye mi dayandığı konusunda önemli ipuçları verdiğini ifade eden Yılmaz, eğitimin ülkelerin geleceği açısından stratejik bir alan olduğunu vurguladı.
Yılmaz, “Bir ülkenin gerçek gücü yalnızca bugünkü ekonomik göstergelerinde ya da teknolojik imkânlarında değil, sınıflarında yetişen çocukların dünyayı okuma, anlama ve değiştirme becerisinde saklıdır. PISA sonuçlarına da bu gözle bakmak gerekir; bir sınav tablosundan çok, eğitim yürüyüşümüzün hangi yöne aktığını gösteren küresel bir aynadır” dedi.
“Türkiye son yıllarda dikkat çekici bir yükseliş ortaya koydu”
Türkiye’nin PISA değerlendirmelerine 2003 yılında katılmaya başladığını hatırlatan Yılmaz, ilk dönemlerde OECD ortalamalarının gerisinde kalan Türkiye’nin son yıllarda daha istikrarlı bir performans ortaya koyduğunu söyledi.
Pandemi döneminde birçok ülkede öğrenme kayıpları yaşandığına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin bu süreçte gösterdiği performansın ve sıralamalardaki yükselişin önemli olduğunu belirtti.
Yılmaz, Türkiye’nin PISA 2025 sonuçlarında üç temel alanda da sıralamasını yükseltmesinin, eğitim alanındaki dönüşümün tesadüfi olmadığını gösterdiğini savundu.
“Başarının arkasında eğitim camiasının ortak emeği var”
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmaların sınıf ortamlarına ve öğretim süreçlerine yansıdığını belirten Yılmaz; dijital eğitim içeriklerinin geliştirilmesi, öğrencilerin temel becerilerinin izlenmesi ve öğretmenlerin mesleki gelişimine yönelik çalışmaların sonuçlara katkı sunduğunu ifade etti.
Yılmaz, elde edilen başarının yalnızca bir kurumun çalışmasıyla açıklanamayacağını belirterek, “Bu başarı yalnızca bir kurumun değil, öğretmeninden öğrencisine, okul yöneticisinden velisine kadar geniş bir eğitim ailesinin ortak emeğinin sonucudur” dedi.
“Maarif Modeli bilgiyi değerle buluşturmayı hedefliyor”
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni de değerlendiren Yılmaz, modelin yalnızca ders içeriklerini değiştiren teknik bir düzenleme olmadığını, öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra karakter ve değerler bakımından da bütüncül şekilde yetiştirilmesini amaçladığını söyledi.
Yılmaz, modelin akademik başarı kadar karakter gelişimi, milli ve manevi değerler, üretkenlik, sorumluluk bilinci ve çağın gerektirdiği becerileri de önemseyen bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.
“PISA’daki yükseliş rehavete yol açmamalı”
Türkiye’nin eğitim alanındaki olumlu sonuçlarının önemli olduğunu ancak bunun tek başına yeterli görülmemesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, elde edilen başarının kalıcı hale getirilmesinin asıl hedef olması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, okuldan okula değişen imkân farklarının azaltılması, öğretmenin sistemin merkezinde daha güçlü konumlandırılması ve her öğrencinin potansiyelini ortaya koyabileceği bir öğrenme ortamının oluşturulması gerektiğini belirtti.
“Geleceğin eğitimi eleştirel düşünmeyi zorunlu kılıyor”
Yapay zekâ, dijital dönüşüm, iklim krizi ve değişen mesleklerin eğitim sistemlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Yılmaz, geleceğin öğrencilerinden yalnızca bilgi sahibi olmalarının değil, bilgiyi sorgulayıp dönüştürebilmelerinin beklendiğini söyledi.
Yılmaz, çocukların eleştirel düşünme, bilgiyi değerlendirme ve farklı disiplinler arasında bağlantı kurma becerilerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.
Yılmaz, değerlendirmesinin sonunda PISA’nın eğitim sistemleri açısından bir hedef değil, yol gösterici bir gösterge olduğunu belirterek, “PISA nihai hedef değildir; ama doğru yolda olup olmadığımızı gösteren güçlü bir pusuladır” dedi.
Yılmaz, Türkiye’nin eğitimde uzun vadeli hedefinin yalnızca sınavlarda yüksek puan alan değil; düşünen, sorgulayan, üreten, teknolojiyi etkin kullanan, değerlerine bağlı ve toplumsal sorumluluk taşıyan nesiller yetiştirmek olması gerektiğini ifade etti.
Kaynak: PERRE
