“Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk”

Celil KOCATAŞ

26-09-2026 15:27

Başlık 2: “Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk”
Çiftçinin derdi bitmiyor. Gün doğmadan tarlanın yolunu tutuyor, toprağı sürüyor, ekiyor, biçiyor. Bir yıl boyunca alın teri döküyor. Hasat zamanı geldiğinde ise aklında tek bir soru oluyor: “Bunca emeğin karşılığını alabilecek miyim?”
Mazot, gübre, su, işçilik derken yapılan hesap çoğu zaman tutmuyor. Ürün satılıyor ama borçlar, masraflar ve evin ihtiyaçları geride kalıyor.
Biz de yıllardır çiftçilik yapan Mehmet Amca’nın yanına oturduk. Çiftçiliği, geçim sıkıntısını, değişen hayatı ve geleceğe dair düşüncelerini konuştuk. Mehmet Amca öyle süslü cümleler kurmuyor. Ne yaşıyorsa onu anlatıyor.
— Mehmet Amca, ne iş yapıyorsun?
— Çiftçiyim evlat. Yıllardır bu işi yapıyorum. Toprağın başında büyüdük. Emeğimizi de ekmeğimizi de buradan kazandık.
— Ne ekiyorsun?
— Buğday ekiyorum, nohut ekiyorum. Yıllardır neyi nasıl ekeceğimizi biliriz. Toprağın dilinden anlarız. Ama son yıllarda iş değişti evlat.
— Nasıl değişti?
— Tarlaya girerken başka hesap yapıyorsun, hasat bitince başka hesapla karşılaşıyorsun. Mazot ayrı para, gübre ayrı para, işçilik ayrı para, su ayrı para… Her şeyin fiyatı artıyor.
— Peki bu yıl hasat nasıl geçti?
— Hasat iyi geçti diyelim. Ürün oldu, biçtik, kaldırdık. Ama ürünün olması yetmiyor ki evlat. Önemli olan o ürünün sana ne bıraktığı.
Bir yıl çalışıyorsun. Ekiyorsun, bekliyorsun, yağmurunu bekliyorsun, sıcağını çekiyorsun. Sonra ürününü satıyorsun. Bir bakıyorsun, elde avuçta yine bir şey yok.
— Yani emeğinin karşılığını alamadığını söylüyorsun?
— Alamıyoruz evlat. Bizim en büyük derdimiz bu.
Eskiden de her şey ucuz değildi. Eskiden de sıkıntı vardı. Ama bir fark vardı.
— Neydi o fark?
Mehmet Amca biraz duruyor, sonra başını sallayarak cevap veriyor:
— Eskiden yokluk vardı evlat, şimdi yoksulluk var.
— Aradaki fark ne?
— Eskiden ürünümüzü satardık, çocuklarımızı evlendirirdik. Komşunun düğünü olurdu, giderdik. Elimizden geldiğince Cumhuriyet altını takardık.
Şimdi düğüne giderken utanıyorum.
— Neden?
— İki yüz lira zor takıyoruz.
Eskiden düğüne giderken “Ne takacağız?” diye düşünürdük. Şimdi “Cebimizde ne kadar var?” diye düşünüyoruz.
İnsan utanıyor evlat. Yıllarca çalışmışsın, toprağın başında durmuşsun. Ama bugün bir düğüne gidip iki yüz lira takmak bile hesap kitap işi olmuş.
— Peki evin ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorsunuz?
— Elimizden geldiğince kendimiz üretmeye çalışıyoruz. Tavuklarımız var mesela. Evde yumurtamız oluyor. O tavuklar olmasa ne yumurta yiyeceğiz, ne et.
— Kasaba ne sıklıkla gidiyorsun?
Mehmet Amca gülümseyerek:
— Kasaba en son ne zaman gittiğimi hatırlamıyorum evlat.
— Kendinize, evinize en son ne zaman doğru dürüst bir şey aldınız?
— Üstümüze başımıza en son ne zaman doğru dürüst esvap aldığımızı hatırlamıyorum.
İnsan kendi ihtiyacını erteliyor. Önce çocuklar… Önce evin masrafı… Önce borçlar…
Kendimize sıra gelmiyor.
— Peki Mehmet Amca, bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?
Bu kez Mehmet Amca uzun süre susuyor.
Sonra derin bir nefes alıp:
— Bundan sonra ekmeyi düşünmüyorum evlat.
— Çiftçiliği bırakmayı mı düşünüyorsun?
— İstemek başka evlat, mecbur kalmak başka.
Biz bu işi severek yaptık. Toprağa alıştık. Emeğimizi buradan kazandık. Ama insan bir yıl çalışıp da eline bir şey geçmeyince kendi kendine soruyor:
“Ben niye uğraşıyorum?”
Bak evlat…
Biz çocuklara yardım ediyorduk.
Şimdi yardıma muhtaç olduk.
— Bu sözün çok ağır Mehmet Amca.
— Ağır tabii evlat. Ama gerçek.
Biz çocuklarımızı büyüttük. Okuttuk. Evlendirdik. Elimizden geldiğince destek olduk. “Biz çektik, çocuklarımız çekmesin” dedik.
Şimdi dönüp bakıyoruz, kendi masraflarımızı bile karşılamakta zorlanıyoruz.
— Peki sence çiftçi üretmezse ne olur?
— Ne olacak evlat?
Buğdayı kim ekecek?
Nohudu kim ekecek?
İnsanlar ne yiyecek?
Bunları düşünen var mı, bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Çiftçi bu masrafın altında ezilirse, yarın tarlaya girecek insan bulamazsınız.
Mehmet Amca’nın ardından…
Sohbetimiz bittiğinde Mehmet Amca’nın bir sözü aklımda kaldı:
“Biz onlara yardım ediyorduk, yardıma muhtaç olduk.”
Aslında bu tek cümle, bugün çiftçinin yaşadığı sıkıntıyı anlatmaya yetiyor.
Çünkü çiftçi yalnızca kendi tarlasını ekmiyor.
Bu ülkenin sofrasını, mutfağını ve geleceğini de ayakta tutuyor.
Ama çiftçi kendi evinin mutfağında ne yiyeceğini düşünüyorsa, düğüne giderken cebindeki parayı hesaplıyorsa, yıllardır çalışmasına rağmen üstüne başına doğru dürüst bir şey alamıyorsa burada hepimizin durup düşünmesi gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca Mehmet Amca'nın meselesi değil.
Mesele toprağın meselesi.
Mesele üretimin meselesi.
Mesele bu ülkenin sofrasının meselesi.
Çiftçiye “Üret” demek kolay.
Asıl mesele, çiftçinin ürettiği zaman emeğinin karşılığını alabilmesini sağlamak.
Yoksa bugün tarlasını ekmekten vazgeçen çiftçinin kararı, yarın hepimizin sofrasına yansır.
Mehmet Amca'nın sözleri belki bir çiftçinin sitemi gibi görünüyor.
Ama aslında hepimize sorulan çok daha büyük bir soru var:
“Biz üretmezsek, bu ülke ne yiyecek?”

DİĞER YAZILARI Öğrencim mi, Vekilim mi Kıymetli? 01-01-1970 03:00 Otomobile Binmek de Artık Lüks Oldu 01-01-1970 03:00 Enflasyon Değil, Pahalılık Sarmalında Bir Türkiye 01-01-1970 03:00 Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor 01-01-1970 03:00 Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık 01-01-1970 03:00 Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar 01-01-1970 03:00 Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? 01-01-1970 03:00 Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana 01-01-1970 03:00 Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar 01-01-1970 03:00 Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime, Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, hiçbir dönemde bugünkü kadar bencilce ve fütursuzca olmadı. Sloganlarımıza baksanız hepimiz yarını düşünüyoruz; ancak pratiğe d 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00