İflas Eden Şirketler, Büyüyen Sorunlar: Peki Ekonomi Gerçekten İyi mi?

Celil KOCATAŞ

07-11-2026 00:10

Başlık 2: İflas Eden Şirketler, Büyüyen Sorunlar: Peki Ekonomi Gerçekten İyi mi?
Son bir yıl içinde iflasların ve konkordato ilanlarının arttığına ilişkin haberler kamuoyunun gündeminden düşmüyor. Bir zamanlar ekonominin güçlü aktörleri olarak görülen, binlerce kişiye istihdam sağlayan büyük şirketlerin yaşadığı sıkıntılar, ekonomik tablonun yeniden sorgulanmasını gerektiriyor. Tam da bu noktada, ekonominin iyiye gittiğini savunanlara sormak gerekiyor: Madem ekonomi bu kadar iyi, o hâlde neden şirketler birer birer iflas ediyor, neden konkordato ilanları artıyor?
Elbette ekonominin iyi olduğunu söyleyenlerin de kendilerine göre gerekçeleri olabilir. Belki kapanan şirketlerin yerine yenilerinin kurulduğunu, iş dünyasının sürekli değiştiğini ve ekonomik hayatın kendi dinamikleri içinde ilerlediğini anlatacaklar. Hatta kapanan her büyük şirketin yerine çok daha fazla sayıda yeni şirketin kurulduğunu savunacaklar.
Peki, mesele gerçekten bu kadar basit mi?
Yeni şirketlerin kurulması elbette önemlidir. Ancak bir şirketi kurmakla onu üretime geçirmek, istihdam yaratmasını sağlamak ve yıllarca ayakta tutmak aynı şey değildir. Yeni kurulan bir işletmenin ekonomik hayata tam anlamıyla katılması, üretime geçmesi, pazarda yer edinmesi ve istikrarlı bir yapıya kavuşması yıllar alabilir. Buna karşılık, yılların birikimine sahip büyük bir kuruluşun iflas etmesiyle ortaya çıkan kayıplar, yalnızca o şirketin kapısına kilit vurulmasından ibaret değildir.
Asıl mesele, bir şirketin kapanması değil, kapanmanın arkasında bıraktığı ekonomik enkazdır.
Bir fabrikayı, bir üretim tesisini ya da büyük bir ticari işletmeyi yalnızca ticari bir yapı olarak değerlendiremeyiz. O şirketin bünyesinde çalışan yüzlerce, hatta binlerce insan vardır. Evine ekmek götürmek için o işyerine güvenen aileler vardır. Üretim için mal sağlayan tedarikçi firmalar, nakliye şirketleri, küçük esnaf ve bu işletmelerle ticari ilişkisi bulunan başka kuruluşlar vardır.
Büyük bir şirketin iflası, işte bu zincirin her halkasını etkiler.
Şirket kapanır, çalışanlar işsiz kalır. Çalışanlar işsiz kaldığında ailelerin gelirleri azalır, harcamalar kısılır. Şirketten alacağını tahsil edemeyen tedarikçi firmalar ödeme güçlüğüne düşer. Onlar da kendi çalışanlarının maaşlarını ödemekte, borçlarını kapatmakta ve üretimlerini sürdürmekte zorlanabilir. Böylece başlangıçta tek bir işletmede ortaya çıkan sorun, zamanla başka şirketlere ve sektörlere yayılan daha büyük bir ekonomik probleme dönüşür.
Üstelik bu zinciri yalnızca birkaç örnekle sınırlamak mümkün değildir. Her iflasın arkasında başka bir işletme, başka bir çalışan, başka bir aile ve çoğu zaman tahsil edilemeyen alacaklar bulunur.
Peki, bütün bunların ekonomik ve sosyal maliyeti hesaplanıyor mu?
İflas eden şirket sayısını açıklamak tek başına yeterli değildir. Kaç kişinin işini kaybettiğine, kaç tedarikçinin alacağını tahsil edemediğine, kaç küçük işletmenin bu süreçten etkilendiğine ve ortaya çıkan toplam zararın ne boyuta ulaştığına da bakmak gerekir. Çünkü ekonomik tablonun gerçek yüzü, yalnızca büyüme rakamlarında ya da yeni açılan işletmelerin sayısında değil, üretimin ne kadar sürdürülebildiğinde, istihdamın ne kadar korunduğunda ve işletmelerin ayakta kalıp kalamadığında ortaya çıkar.
Ekonominin iyiye gittiğini söylemek kolaydır. Ancak bu iddianın karşısına iflas eden şirketleri, konkordato ilan eden işletmeleri ve işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan çalışanları koyduğumuzda, cevaplanması gereken çok daha önemli sorular ortaya çıkar.
Elbette her iflasın nedeni aynı değildir. Yanlış yönetim kararları, aşırı borçlanma, finansmana erişim sorunları, maliyet artışları ve piyasa koşulları gibi pek çok etken bir işletmeyi çıkmaza sürükleyebilir. Ancak nedenler farklı olsa da sonuçta yaşanan kayıpları görmezden gelemeyiz.
Burada yapılması gereken, yalnızca kapanan şirketlerin sayısını açıklamak ya da yerlerine kaç yeni şirket kurulduğunu söylemek değildir. Asıl yapılması gereken, neden bu kadar çok işletmenin ayakta kalmakta zorlandığını anlamak ve bu sorunun ekonominin hangi alanlarında yoğunlaştığını ortaya koymaktır.
Çünkü bir ülkede şirketlerin kurulması kadar yaşaması, üretmesi ve istihdam yaratması da önemlidir. Açılan işletmelerin sayısıyla övünürken kapananların arkasında kalan insanları, ödenemeyen borçları ve bozulan ticari dengeleri görmezden gelmek, sorunun yalnızca bir bölümüne bakmak demektir.
Unutulmamalıdır ki her iflas, yalnızca bir bilanço kalemi değildir. Her iflasın arkasında yarım kalan bir yatırım, kaybolan bir emek, geleceği belirsizleşen bir aile ve çoğu zaman birbirine bağlı onlarca işletmenin yaşadığı sıkıntı vardır.
O hâlde soruyu bir kez daha soralım: Ekonomi gerçekten iyiye gidiyorsa, neden bu kadar çok işletme ayakta kalma mücadelesi veriyor?
Bu soruya verilecek cevap, birkaç olumlu istatistikten ya da kapananların yerine yenilerinin açıldığı yönündeki açıklamalardan ibaret olmamalıdır. Gerçek tabloyu görmek istiyorsak, iflasların ve konkordatoların arkasındaki nedenleri, ekonomik etkilerini ve toplumda yarattığı sonuçları bütün yönleriyle değerlendirmek zorundayız.
Çünkü ekonominin gerçek gücü, yalnızca yeni şirketler kurabilmekle değil, mevcut işletmeleri yaşatabilmekle, üretimi sürdürebilmekle ve insanların işini, aşını, geleceğe dair umudunu koruyabilmekle ölçülür.
Aksi hâlde bugün bir şirketin iflası olarak gördüğümüz sorun, yarın onlarca işletmenin kapanmasına, binlerce insanın işsiz kalmasına ve çok daha büyük ekonomik kayıplara dönüşebilir.
Ve o zaman karşımıza çıkacak tablo, tek tek şirketlerin bilançolarına sığmayacak kadar ağır olabilir.

DİĞER YAZILARI Her Şey Yolunda, Yeter Ki Televizyonu Açın! 01-01-1970 03:00 35 Yılın Hesabı: Cebim Fakir Kaldı, Vicdanım Zengin 01-01-1970 03:00 Trafikte Herkes Kral, Kurallar Yetim! 01-01-1970 03:00 Köyde Rüzgâr Tersine Döndü: Eski Hesaplar, Yeni Hayaller! 01-01-1970 03:00 GÜNDEM ÇOK, CEVAP YOK! MİLLETİN BAŞI DÖNÜYOR… 01-01-1970 03:00 Artık Acılara da Alışıyoruz: Toplum Sessizce Çürüyor 01-01-1970 03:00 “Biz Onlara Yardım Ediyorduk, Yardıma Muhtaç Olduk” 01-01-1970 03:00 Öğrencim mi, Vekilim mi Kıymetli? 01-01-1970 03:00 Otomobile Binmek de Artık Lüks Oldu 01-01-1970 03:00 Enflasyon Değil, Pahalılık Sarmalında Bir Türkiye 01-01-1970 03:00 Depremden Sonra Değil, Türkiye’de Kira Gerçeği: İnsanlar Ev Değil, Geçinebilecekleri Bir Hayat Arıyor 01-01-1970 03:00 Evimiz Yanarken Camdan Bakmak: Deprem Gerçeği ve Bitmeyen Umursamazlık 01-01-1970 03:00 Milyon Euroluk Transferler, Milyarlarca Liralık Borçlar 01-01-1970 03:00 Bu Ülkede Bir Haftada Neler Yaşandı? 01-01-1970 03:00 Toplum Nereye Gidiyor? Sessiz Bir Çöküşün İçinde miyiz? 01-01-1970 03:00 Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana 01-01-1970 03:00 Bir Haftaya Sığan Türkiye, Bir Ömre Yayılan Sorunlar 01-01-1970 03:00 Mehterle Karşılayıp, İzmir Marşı'yla Uğurlayamadık 01-01-1970 03:00 Emekliler: İstatistiklerde "Var", Hayatta "Kayıt Dışı" 01-01-1970 03:00 Ekran Karşısında Bir Soru: Reyting Uğruna Toplumsal Denge Zedeleniyor mu? 01-01-1970 03:00 Evin Kapısı Var, Ama Eşiği Çok Yüksek: Depremzede Anahtara Nasıl Uzansın? 01-01-1970 03:00 Tek kelime, Irmak Öğretmen Öldü! 01-01-1970 03:00 Taksitli Memleket: Satılan Taşınmazlar, Ertelenen Borçlar ve Kâğıt Üzerindeki Refah 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma 01-01-1970 03:00 Geleceği Baltalamak: Bedava Oksijenden Milyon Dolarlık Yıkıma İnsanoğlunun yeryüzündeki serüveni, hiçbir dönemde bugünkü kadar bencilce ve fütursuzca olmadı. Sloganlarımıza baksanız hepimiz yarını düşünüyoruz; ancak pratiğe d 01-01-1970 03:00 Siyasi Operasyonların Ekonomik Faturası: İrade mi, Esaret mi? 01-01-1970 03:00 Köy Yine Karışık; Herkes Bir Üstünlük Kurma Yarışında 01-01-1970 03:00 Sofradaki Truva Atı: Beyaz Ekmek ve Genetiği Değiştirilmiş Geleceğimiz 01-01-1970 03:00 Şimdi ne olacak, haydeee… 01-01-1970 03:00 Sandıktaki İrade, Tezgâhtaki Siyaset: Satılık Halk mı Var? 01-01-1970 03:00 Celladın Alkışçıları: Cambaz Bitti, Sıra Bizde 01-01-1970 03:00 Bir Günlük Bayram, 364 Günlük Sessizlik 01-01-1970 03:00 Ben Neyi Savunuyorum? 01-01-1970 03:00 O Ney La! 01-01-1970 03:00 Büyüklerin Fırtınası, Küçüklerin Tsunamisi 01-01-1970 03:00 Yeni İsimler Er Meydanında 01-01-1970 03:00 Sokağın Sahibi Kim: Korkunun Gölgesinde Yaşamak 01-01-1970 03:00 "Yol Benim" Yanılgısı ve Trafikte Can Pazarı 01-01-1970 03:00 “Geçim Değil, Direnme Mücadelesi: Ay Sonunu Değil, Yarını Düşünemiyoruz” 01-01-1970 03:00 Ahlakın Partisi Olmaz 01-01-1970 03:00 Kazananı Olmayan Bir Sınav 01-01-1970 03:00 Nükleer Terazi Neden Hep Aynı Tarafa Eğiliyor? 01-01-1970 03:00 Beton Duvarlar Arasında Nefes Almak Suç mu? 01-01-1970 03:00 Köy Siyaseti: İhale Sevdası, Vaat Yarışı ve Eski Hesaplar 01-01-1970 03:00 Bir Neslin Bitmeyen Hesabı: 1960–70 Kuşağı 01-01-1970 03:00 Köyde Kazan Kaynıyor 01-01-1970 03:00 Kürsü Sizin, Sokak Bizim! 01-01-1970 03:00 Sıradaki Kim? 01-01-1970 03:00 Kutuplaşmanın Dili 01-01-1970 03:00 Ortadoğu’da Bir Cümlenin Bedeli 01-01-1970 03:00 Mutluluk Bir İlçe Adı Değilse Eğer... 01-01-1970 03:00 Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar 01-01-1970 03:00 Bir “Şok” Diğerini Sökerken 01-01-1970 03:00 Köyde Büyük Telaş: Seçim Yaklaşıyor 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Tesadüf Değil, Operasyon! 01-01-1970 03:00 Küçük Enişte Bayramda, Köy Seçimde 01-01-1970 03:00 6 Şubat: Bu Ülkenin Aynaya Bakmak İstemediği Gün 01-01-1970 03:00 Makamda Oturanlar ve Sahada Olanlar 01-01-1970 03:00 Adlî Emanet Deposu mu, Yol Geçen Hanı mı? 01-01-1970 03:00 Bir Şehir Dolusu Mağduriyet 01-01-1970 03:00 BU ÜLKE DEPREMDEN ÇOK DEPREM ŞARLATANLARINDAN ÇEKİYOR 01-01-1970 03:00 ADIYAMAN’DA SİYASETİN ÇAMURA SAPLANDIĞI YER 01-01-1970 03:00 Yeter artık bi kalkın 01-01-1970 03:00 Adıyaman Tanıtımı Mı, Kişisel Vitrin Mi? 01-01-1970 03:00 Taziye Sofrası: Gelenek mi, Yük mü? 01-01-1970 03:00 Bir Sabah Yürüyüşünden Toplumsal Vicdan Muhasebesine 01-01-1970 03:00 28 Bin TL ile Hayat mı, Hayatta Kalma Mücadelesi mi? 01-01-1970 03:00 Bir Felaketin Uzayan Gölgesi: Depremin 1000. Günü 01-01-1970 03:00 Kaysı, Sağlık ve Çimento: Bir Bölgenin Vicdan Sınavı 01-01-1970 03:00 Tekstilde Sessiz Göç: Türkiye’den Mısır’a Akan Yatırımlar Alarm Veriyor 01-01-1970 03:00 Pandemi Sonrası Kalp Krizleri: Bilim Konuşmalı, Kurumlar Susmamalı 01-01-1970 03:00 Köyün Bitmeyen Hikayesi: Küçük Eniştenin Sonsuz Fırıldakları 01-01-1970 03:00 Görünenin Ardındaki Gerçekler 01-01-1970 03:00 Siyaset, Sosyal Medyada Değil Sahada Yapılır! 01-01-1970 03:00 Yıkılan Evler Değil, Umutlarımızdı 01-01-1970 03:00 Vatandaş Soruyor: Vekil, Başkan... Neden Bizi Ziyaret Etmedi? 01-01-1970 03:00 Depremler İntiharları Tetikledi Mi? 01-01-1970 03:00 Düğün Magandaları Yine İş Başında! Bir Silah, Bir Mermi, Bir Can…. 01-01-1970 03:00 Balık Çiftlikleri “Barajları Kirletiyor” Diyenler Haksız Mı? 01-01-1970 03:00 Z Kuşağının Evliliğe Bakışı ve Artan Boşanma Oranları 01-01-1970 03:00 Neden Kurban Kesimi Yurt Dışında Daha Ucuz? 01-01-1970 03:00  “Adı Festival” Festival Demeye Bin Şahit Lazım 01-01-1970 03:00 Bir Zamanlar Turan Ülküsü Vardı 01-01-1970 03:00 Yıkılan Tarihi Yeniden İnşa Etmek 01-01-1970 03:00 6 Şubat Depremlerinin Malatya’da Görünmeyen Yüzü 01-01-1970 03:00 Deprem Felaketinin Malatya’da Yaşam Üzerine Etkileri 01-01-1970 03:00