Ağlayan Gelin

Bilal KARADAĞ

25-05-2024 00:11

 

Başlık 2: Ağlayan Gelin

Dağlardaki beyaz örtünün erimesiyle birlikte, vadilerden başlayarak göğe doğru uzanan kardelenlerin veda yolculuğunun akabinde, nöbet devri misali, doğayı süsleme görevini diğer çiçekler devralır.

Başta Ters Lale (Ağlayan Gelin) olmak üzere, adını zikredemediğimiz sayısız çiçek türleri belirir doğanın şefkatli koynunda.

Mart ayının ikinci haftasından itibaren vadiler dağlar Ters Lale’nin muazzam güzelliği ile süslenir.

Adıyaman’ımızın kuzeyindeki uçsuz bucaksız dağlarında yetişen Ters Lale, dünyanın en nadide çiçeklerindendir.

Bu önemli doğa harikasının sarı, açık kırmızı ve koyu kırmızı olmak üzere üç ayrı rengi bulunmaktadır.

Göz kamaştırıcı rengi ile kadife hassaslığındaki çiçeği ile estetik görünümlü tersliği ile olağanüstü bir doğa harikasıdır...

Ters Lale, doğal ve farklı görüntüsü ile diğer lalelerden daha gösterişlidir. Göz kamaştırıcı renklerine yakından bakıldığında, muazzam bir doğa harikası olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır.

Kimisi; sabah çiçeklerinden gözyaşı damlası gibi berrak su damlattığı için adına; “Ağlayan Lale” der.

Kimisi de, Hz. İsa çarmıha gerilince Meryem Ana’nın gözyaşlarından yere akan damlalarla yetiştiğine inanır. Bu vesileyle “Ağlayan Gelin” olarak adlandırır…

Ters Lale, aynı zamanda Hristiyanlar tarafından kutsal çiçek olarak bilinmektedir.

Bir efsaneye göre, Edirne ilimizde bulunan ve mimari açıdan bir şaheser olan Selimiye Camii’nin yapılacağı alan, bir bayana ait lale bahçesidir. Mimar Sinan eserini burada yapmak istediğini padişaha bildirir.

Lakin bayan bahçesini vermek istemez. Israrlar sonucu bayan, “Eğer eserde benden bir hatıra olursa bahçemi vereceğim” der.

Bunun üzerine Mimar Sinan, müezzinler mahfelindeki mermer ayağa Ters Lale’yi işlemiştir.

Yoğunlukla Gerger, Sincik ve Çelikhan ilçelerimizin yüksek dağlarında doğal olarak yetişen Ters Lale motifleri, günümüzde genç kızların çeyizlerine işlenmiş olarak da karşımıza çıkmaktadır.

Ünlü halk ozanı Âşık Veysel de bir türküde lale için şu cümleleri telaffuz eder:

“Lale der ki; ey Allah’ım benim boynum neden eğri?
Yardan ayrı düştüm gayrı, benden ala çiçek var mı..?”

Hatta Ters Lale’nin güzelliği, narinliği sadece Âşık Veysel’in türküsüne değil, çok sayıda hikâye, şarkı ve türküye konu olmuştur.

Ters Lale’nin her dalında genellikle dört veya altı adet çiçek açar. Çok nadir de olsa bazen çiçek sayısı yirmiyi bulur.

Boyu 60 ile 80’cm uzunluğundadır. 1400 ile 2800 rakımlı dağlarda ve belirli bölgelerde yetişen lalenin, seyrine doyum olmaz.

Bu muhteşem doğa harikasının Adıyaman’da yetişiyor olmasına rağmen, Adıyaman dışında neredeyse tüm iller sahiplenmeye çalışmaktadır.

Avrupa’nın birçok ülkesine ve ülkemizin bazı bölgelerine götürülen Ters Lale, süs bitkisi, kozmetik alanı ve ilaç sanayisinde de kullanılmaktadır.

Almış olduğumuz duyumlara göre, Elazığ gibi bazı illerde lalenin yetişmiyor olmasına rağmen, Ters Lale adı altında şenlikler düzenlenmektedir.

Şimdi sormak istiyorum: Sincik, Gerger ve Çelikhan ilçelerimize özgü olan bu doğa harikası, neden Adıyaman için bir marka, bir simge haline getirilmesin?

Neden Adıyaman’da değil de, başka illerde Ters Lale şenlikleri düzenlensin?

Neden Adıyaman’ın girişinde bir Ters Lale heykeli şehrimize gelenleri karşılamasın?

Neden Adıyaman’ın çeşitli değerlerine bizler değil, başkaları sahiplensin?

Olağanüstü bir güzelliğe sahip olan bu endemik çiçeğe, mutlaka sahip çıkmalıyız.

Göz kamaştırıcı bu narin çiçeğe sahip çıkarsak, Adıyaman için önemli bir kazanım olacağı kanaatindeyim.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

 

Bilal KARADAĞ

bkaratag02@gmail.com

 

DİĞER YAZILARI Kural Çiğnemekte Üstümüze Yoktur 01-01-1970 03:00 Bir Babanın Üzüntüsü ve Mutluluğu 01-01-1970 03:00 Bayramlık Kundura 01-01-1970 03:00 Ne Çabuk Geçtin, Doyamadık Sana 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Leyla İle Yusuf 01-01-1970 03:00 Gel Artık Baba 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Ah O Eski Ramazanlar 01-01-1970 03:00 Kelepçe Çözdüren Besmele 01-01-1970 03:00 Şemsiyesi Çalınan Ümmet 01-01-1970 03:00 HELLO 01-01-1970 03:00 Önce Ahlak ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 “Meclise Girerken Döneklik Başlıyor” 01-01-1970 03:00 Yaz Ayları Dostluğun Harman Olduğu Aylardır 01-01-1970 03:00 Ahlak ve Maneviyat Olmayınca 01-01-1970 03:00 Emaneti Ehline Vermek Gerekir 01-01-1970 03:00 Dejenere Oluyoruz 01-01-1970 03:00 Bayramlık Kundura 01-01-1970 03:00 Akbabaların Anlayışı Hep Aynı 01-01-1970 03:00 Olumsuzlukları Şiar Ediniyoruz 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 İnsani Yanlarımızdan Bir Şeyler Eksiliyor 01-01-1970 03:00 Baş Koyanlar Başkan Olurlar 01-01-1970 03:00 Dönekleri Seyretmekten Başım Dönüyor 01-01-1970 03:00 Mücahitler Müteahhit Olunca 01-01-1970 03:00 Sevgi Nedir? 01-01-1970 03:00 İstilaya Uğradık 01-01-1970 03:00 Cehennem Böyle Kazanılır 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyorsunuz? 01-01-1970 03:00 Siyasilerin Dili 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Taklitçilikle Nereye Kadar 01-01-1970 03:00 Yeni Yıla Merhaba Derken 01-01-1970 03:00 Benim Favorim Fas’tı 01-01-1970 03:00 El Olmaya Eviriliyoruz 01-01-1970 03:00 Meğer Şehirleşememişiz 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Kara Sevda 01-01-1970 03:00 Güneydoğu’nun İncisi Olabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Ağustos’u Sevmiyorum! 01-01-1970 03:00