Aynı Gülhane... Ama Bambaşka Bir Türkiye

Bilal KARADAĞ

03-07-2026 01:21

Başlık 2: Aynı Gülhane... Ama Bambaşka Bir Türkiye

Bazen bir ülkenin geçirdiği değişimi anlatmak için uzun analizlere, kalın kitaplara ya da saatler süren tartışmalara ihtiyaç duymazsınız.

Tek bir fotoğraf yeter.

Geçtiğimiz günlerde Ankara Gülhane Yerleşkesi'ndeydim.

Namaz vaktiydi. Kampüs içerisindeki camiye girdim.

İçeride alışılmışın dışında bir hareketlilik vardı.

Bir grup genç doktor, mezuniyet heyecanını yaşıyordu. Hocalarıyla birlikte saf tutmuşlar, meslek hayatlarına başlamadan önce ellerini semaya açmışlardı. Dualar ediliyor, "Allah utandırmasın" temennileri yükseliyordu.

Ben ise birkaç dakika boyunca o manzarayı seyrettim.

Çünkü gözümün önünde sadece mezun olan genç doktorlar yoktu.

Bir ülkenin hafızası vardı.

Ve zihnimde tek bir cümle yankılandı:

"Nereden nereye..."

Gülhane...

Bu ismi duyan birçok insanın aklına bugün modern bir sağlık kampüsü geliyor olabilir.

Ama bizim kuşağımız için Gülhane'nin başka bir anlamı daha var.

Başörtüsü yasağının en ağır hissedildiği dönemlerin sembol mekânlarından biriydi.

Kapılardan çevrilen genç kızlar...

Mesleğiyle inancı arasında tercih yapmaya zorlanan insanlar...

Sadece başını örttüğü için eğitim hakkı elinden alınan öğrenciler...

Hayalleri yarım kalan hayatlar...

O günleri yaşayanlar bilir.

İnsan bazen bir kapıdan değil, kendi ülkesinden çevrilmiş gibi hisseder.

Aradan yıllar geçti.

Bugün aynı kampüsün içinde bir cami var.

Ve o camide, doktor adayları mezuniyet duası yapıyor.

Hiç kimse dönüp de "Burada dua edilmez." demiyor.

Hiç kimse gençlerin inançlarını yaşamalarını yadırgamıyor.

Hiç kimse onları inançları nedeniyle mesleklerinden vazgeçmeye zorlamıyor.

İşte değişim bazen tam da budur.

Sessizdir.

Gösterişsizdir.

Ama derindir.

Bu satırları okuyan gençler belki o günleri hiç yaşamadı.

Belki başörtüsü yüzünden üniversite kapılarında bekleyen annelerini görmediler.

Belki ikna odalarının ne olduğunu bile bilmiyorlar.

Belki bir insanın sadece kıyafetinden dolayı eğitim hakkından mahrum bırakılabileceğini hayal etmekte zorlanıyorlar.

Aslında buna seviniyorum.

Çünkü bazı acılar, sadece tarihte kalmalıdır.

Yeni nesiller onları yaşamamalıdır.

Ama unutmamalıdır.

Çünkü unutulan her yanlış, bir gün yeniden "normal" gibi sunulabilir.

Ben o gün Gülhane Camii'nde sadece dua eden genç doktorları görmedim.

Bir milletin hafızasını gördüm.

Geçmişin acılarıyla bugünün özgürlüğünün aynı mekânda buluştuğunu gördüm.

Bir zamanlar insanların inançları yüzünden dışlandığı bir kampüste, bugün genç doktorların mesleklerine dua ile başlaması bana çok şey anlattı.

Belki de medeniyet dediğimiz şey tam olarak budur.

Kimsenin inancı yüzünden ötekileştirilmediği...

Kimsenin kıyafeti nedeniyle geleceğinin karartılmadığı...

Ve herkesin özgürce yaşayabildiği bir ülke...

Gülhane değişmişti.

Aslında sadece Gülhane değil...

Türkiye değişmişti.

Eksiklerimiz var mı?

Elbette var.

Çözmemiz gereken sorunlar bitmiş mi?

Hayır.

Ama geçmişte yapılan yanlışları görmezden gelerek geleceği sağlıklı inşa edemeyiz.

Bugünün kıymetini anlamanın yolu, dünün acılarını unutmamaktan geçer.

O camiden çıkarken dönüp bir kez daha baktım.

Belki o anı benden başka önemseyen yoktu.

Ama ben, tek bir karede yılların hikâyesini gördüm.

Ve içimden yine aynı cümle geçti...

Aynı Gülhane... Ama bambaşka bir Türkiye...

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabetlerimle...

Bilal KARADAĞ

bkaratag02@gmail.com 

DİĞER YAZILARI Biraz İnsanlık Lütfen 01-01-1970 03:00 Unuttuğumuz İnsanlık 01-01-1970 03:00 Kalbimiz Ne Zaman Yoruldu? 01-01-1970 03:00 Unuttuğumuz Selam 01-01-1970 03:00 Bir Sandalye Daha 01-01-1970 03:00 Askıda Vicdan 01-01-1970 03:00 İstanbul Sözleşmesi Kaldırıldı Ama Ailedeki Sorunlar Neden Bitmedi? 01-01-1970 03:00 Zor Günümüzde Yanımızda Olan Herkese… 01-01-1970 03:00 Aynı Yer... Aynı Gülhane... Ama Başka Bir Hikâye 01-01-1970 03:00 Sessiz İşgal: Ahlak ve Maneviyatın Erozyonu 01-01-1970 03:00 Beton Yükseliyor Ama Vicdan Hâlâ Enkaz Altında 01-01-1970 03:00 Bayram Bitti… Peki Geride Ne Kaldı? 01-01-1970 03:00 DEPREMİN ARDINDA KALAN SES: SUSMAYAN YIKIM, SÜREN HAYAT 01-01-1970 03:00 Kural Çiğnemekte Üstümüze Yoktur 01-01-1970 03:00 Bir Babanın Üzüntüsü ve Mutluluğu 01-01-1970 03:00 Bayramlık Kundura 01-01-1970 03:00 Ne Çabuk Geçtin, Doyamadık Sana 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Leyla İle Yusuf 01-01-1970 03:00 Gel Artık Baba 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Ah O Eski Ramazanlar 01-01-1970 03:00 Kelepçe Çözdüren Besmele 01-01-1970 03:00 Şemsiyesi Çalınan Ümmet 01-01-1970 03:00 HELLO 01-01-1970 03:00 Önce Ahlak ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 “Meclise Girerken Döneklik Başlıyor” 01-01-1970 03:00 Yaz Ayları Dostluğun Harman Olduğu Aylardır 01-01-1970 03:00 Ahlak ve Maneviyat Olmayınca 01-01-1970 03:00 Emaneti Ehline Vermek Gerekir 01-01-1970 03:00 Dejenere Oluyoruz 01-01-1970 03:00 Bayramlık Kundura 01-01-1970 03:00 Ağlayan Gelin 01-01-1970 03:00 Akbabaların Anlayışı Hep Aynı 01-01-1970 03:00 Olumsuzlukları Şiar Ediniyoruz 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 İnsani Yanlarımızdan Bir Şeyler Eksiliyor 01-01-1970 03:00 Baş Koyanlar Başkan Olurlar 01-01-1970 03:00 Dönekleri Seyretmekten Başım Dönüyor 01-01-1970 03:00 Mücahitler Müteahhit Olunca 01-01-1970 03:00 Sevgi Nedir? 01-01-1970 03:00 İstilaya Uğradık 01-01-1970 03:00 Cehennem Böyle Kazanılır 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyorsunuz? 01-01-1970 03:00 Siyasilerin Dili 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Taklitçilikle Nereye Kadar 01-01-1970 03:00 Yeni Yıla Merhaba Derken 01-01-1970 03:00 Benim Favorim Fas’tı 01-01-1970 03:00 El Olmaya Eviriliyoruz 01-01-1970 03:00 Meğer Şehirleşememişiz 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Kara Sevda 01-01-1970 03:00 Güneydoğu’nun İncisi Olabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Ağustos’u Sevmiyorum! 01-01-1970 03:00