Bayramlık Kundura

Bilal KARADAĞ

15-06-2024 22:26

Başlık 2: Bayramlık Kundura 

Ayakkabı denilince, Veysel’in aklına ilkokuldan itibaren giydiği kara lastikler gelir. Bir de bayramlık kundurasını hatırlar.

O’nun ortaokul öğrencisi olduğu yıllarda, mağazalarda satılan hazır kunduralar, kendi ailesinin bütçesine göre çok pahalıydı.

Bu yüzden O, ilk kundurasını evinde çalışan ve ölçü alarak ayakkabı yapan bir ustadan alabilmişti.

Ayakkabısı arife gününe yetişecekti. Ama olmadı. Ustanın yanında arife gününün akşam saatlerine kadar beklemesi gerekti.

Yusuf Usta, yatsıya yakın bir saatte nihayet; “Hadi hayırlı olsun, çok güzel oldu” diyerek bir gazeteye sarıp kundurayı eline tutuşturduğunda, heyecanı son haddine gelmişti…

“Sen bunu iki senede eskitemezsin” dediği kundurayı kapıp bir hamlede sokağın başını buldu.

İlk defa böylesine bir ayakkabısı oluyordu. Zira O, bu oluşa inanamaz haldeydi.

Büyük bir hızla eve gitti. Giderken, tenha sokaklarda gazete kâğıdını aralayıp bakıyordu ayakkabısına…

Eve gitti ve annesine müjdeyi verdi. Ama annesinin derdi başkaydı.

Annesi, “Evladım, kaç liraymış? Usta, parasını ne zaman istedi” şeklinde sorular yöneltti.

Bunun üzerine içine bir hüzün çöktü ve “Acaba kundura istediği için, ailesini çok mu zora soktu” diye düşündü…

Fakat ders gördüğü 39 kişilik sınıfta sadece O’nun gibi üç-beş kişinin kundurası yoktu.

İlk gençlik yıllarıydı… Ortaokul öğrencisiydi. İçini karmaşık duygular kaplamıştı. Ama yine de sevinci ağır bastı.

Evdekiler, “Giy de bakalım nasıl olmuş, ayağına uydu mu, beğendin mi” diyorlardı.

O, sanki pekte önem vermiyormuş gibi yapıyor, “Fena değil uydu, sonra giyerim” gibi cevaplar veriyordu.

Aslında, kundurasını giymeye utanıyordu… Geceleyin, annesi babası, kardeşleri hep birden, “Hadi giy bakalım nasıl olmuş” diye ısrar ettiler.

Veysel, biraz çekinerek ve heyecanlanarak giydi. Odanın içinde, bir ileri bir geri yürütüldü. 

Aslında ayağına tamda uymamıştı, lakin O işin orasında değildi. Nasıl olursa olsun, sonunda bir kundurası olmuştu ve bayramı kundurasıyla geçirecekti.

Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…

Bilal Karadağ

bkaratag02@gmail.com

 

DİĞER YAZILARI Kural Çiğnemekte Üstümüze Yoktur 01-01-1970 03:00 Bir Babanın Üzüntüsü ve Mutluluğu 01-01-1970 03:00 Bayramlık Kundura 01-01-1970 03:00 Ne Çabuk Geçtin, Doyamadık Sana 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Leyla İle Yusuf 01-01-1970 03:00 Gel Artık Baba 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Ah O Eski Ramazanlar 01-01-1970 03:00 Kelepçe Çözdüren Besmele 01-01-1970 03:00 Şemsiyesi Çalınan Ümmet 01-01-1970 03:00 HELLO 01-01-1970 03:00 Önce Ahlak ve Maneviyat 01-01-1970 03:00 “Meclise Girerken Döneklik Başlıyor” 01-01-1970 03:00 Yaz Ayları Dostluğun Harman Olduğu Aylardır 01-01-1970 03:00 Ahlak ve Maneviyat Olmayınca 01-01-1970 03:00 Emaneti Ehline Vermek Gerekir 01-01-1970 03:00 Dejenere Oluyoruz 01-01-1970 03:00 Ağlayan Gelin 01-01-1970 03:00 Akbabaların Anlayışı Hep Aynı 01-01-1970 03:00 Olumsuzlukları Şiar Ediniyoruz 01-01-1970 03:00 Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan 01-01-1970 03:00 İnsani Yanlarımızdan Bir Şeyler Eksiliyor 01-01-1970 03:00 Baş Koyanlar Başkan Olurlar 01-01-1970 03:00 Dönekleri Seyretmekten Başım Dönüyor 01-01-1970 03:00 Mücahitler Müteahhit Olunca 01-01-1970 03:00 Sevgi Nedir? 01-01-1970 03:00 İstilaya Uğradık 01-01-1970 03:00 Cehennem Böyle Kazanılır 01-01-1970 03:00 Kime Hizmet Ediyorsunuz? 01-01-1970 03:00 Siyasilerin Dili 01-01-1970 03:00 Beni Affet Babacığım 01-01-1970 03:00 Taklitçilikle Nereye Kadar 01-01-1970 03:00 Yeni Yıla Merhaba Derken 01-01-1970 03:00 Benim Favorim Fas’tı 01-01-1970 03:00 El Olmaya Eviriliyoruz 01-01-1970 03:00 Meğer Şehirleşememişiz 01-01-1970 03:00 Yaprak Dökümleri Hüzün Verir Bana 01-01-1970 03:00 Kara Sevda 01-01-1970 03:00 Güneydoğu’nun İncisi Olabilir miyiz? 01-01-1970 03:00 Ağustos’u Sevmiyorum! 01-01-1970 03:00