Başlık 2: Tabiatın En Güzel Elbisesini Giydiği Mevsim Sonbahar
Alır gider beni sarı rüzgârlarıyla sonbahar
Gelir anılardan bir davet, çocukluğum canlanır
"Bir varmış, bir yokmuş" diye başlardı bütün masallar
Hani nerde o masum ve daha bozulmamış rüyalar?
Sedef sedef olur, açardı nilüferler
Ve kanatları tülden fildişi kelebekler
Bir martı misali tek başıma uçardım
Hani nerde üstünde uçtuğum mor denizler?
Sevgiden, saygıdan bir altın kafes ördüm
İnançlarım kilit kilit oldu üstüme
Aşıp bedenimi bendeki beni gördüm
Hani nerde uğrunda azaldığım değerler?
Ellerim soğuk şimdi, üşüyor dudaklarım
Göğsüne düştü başım, o çiçekten yılların
Ey, sonbahar.
Ayşe Gürel’in kaleminden dökülen bu şiir, Onno Tunç’un ölümsüz bestelerinden biridir. Bu besteyi içimizi ürperten yorumuyla Sezen Aksu okudukça sonbahar bize bir başka duygu yükler.
Ayşe Gürel’in sarı rüzgârlarıyla tasvir ettiği sonbahar mevsimi diğer adıyla hazan mevsimi sadece bir mevsim değil aynı zamanda bir sanattır. Tabiatın en renkli ve duygusal dönüşümlerinden birine şahitlik ettiğimiz bir andır sonbahar. Birçok kimse için tabiatın en güzel elbiselerini giyerek kalbimizdeki renkleri canlandırdığı andır. Yaprakların sararıp dökülmeye başladığı sonbahar mevsimi bazen beraberinde hüznü de getirir. Yazın bunaltıcı sıcağından sonra soğuk ve karlı kış günlerine tabiatı hazırlayan sonbahar bu yönüyle bizi özleme kapı aralar. Şüphesiz her mevsimin kendine göre bir güzelliği ve özelliği var. Yaz sıcakları her ne kadar insanı bunaltsa da deniz sezonunun açılmasıyla serinlemeye çalışırız. Aynı zamanda yaz mevsiminin meyveleriyle bunaltıcı sıcakta serinlediğimizde, sonbaharın gelmesiyle bir başka berekete kapı açılmış olur. Sonbahar, kışa girmeden son bir umut, son bir gayret ve berekettir. Bu bereketin farkına varıp istifade edebilenler için yarınlar umuttur, heyecandır.
Kışın kapısıdır sonbahar. Adeta sarının bin bir tonunun beyaza dönüşünün müjdecisidir. Yeniliklere kapıdır, umuttur. Bir nevi umuda yolculuktur. Ağaçların yapraklarının dökülmesiyle, yeni bir başlangıcın habercisi olur, sonbahar. Değişimin ve dönüşümün en güzel anıdır. Kalbimizdeki renklerin canlanmasına vesiledir. Hele bir de rüzgârı yok mu? adeta ruhumuza yeni hikayeler fısıldar.
Bazen en güzel anılar, sonbahar yapraklarının altında saklıdır. Sonbaharda, çiftçiler beş, altı ay süren yoğun çalışmalarının ve emeklerinin karşılığını alırlar. İlk bahar mevsiminde toprağa ekilen ürünler kavurucu sıcağıyla, yakan güneşiyle yaz mevsiminde hasadı yapılır. Yazın hasat edilen ürünler, sonbaharda bağ bozumu ve meyvelerin de derlenmesiyle ambarlar ve kilerler doldurulur verilen emeğin ve ilâhî lütfun bir karşılığı olarak. Daha sonra da beyaz örtü altında geçen soğuk kış günlerinde de afiyetle yenir yaz sıcağında hasat edilen ürünler.
Sonbaharın yağmurlarıyla serinleyen hava hem huzur verir hem de hüzün katar yüreklere. Hele ılık esintisi kalplerin sükûn bulmasına vesiledir. Sonbahar rüzgarının getirdiği serinlikte ise sonbaharın büyüsü saklıdır. Sonbahar da düşen her yaprak yeni bir başlangıcın habercisidir. Yapraklar dökülürken, tabiat adeta yeniden doğar. Yaprakların dökülüşü, sonbaharın zarif vedasıdır; her yaprak bir anıdır çünkü. Yapraklar düşer ama hatıralar kalır geride. Sonbaharın altın sarısı yaprakları, hayatın ne kadar değerli olduğunu hatırlatır. Hayatın geçiciliğini ve anın kıymetini hatırlatır bizlere. Tabiat sessizce değişir bizde onunla birlikte dönüşürüz. Hayatın döngüsünü anlamamızı sağlar bu yönüyle sonbahar. Velhasıl sonbahar, eskilerden kurtulma ve hayatımızda yeniliklere yer açma zamanını işaret eder anlayabilene.
Eylül ayıyla birlikte kapıları açılır sonbaharın ve Kasım ayıyla birlikte vedaya hazırlanır. Sonbahar sonrası kıştır artık. Eski takvimlerde “songüz, teşrin-i sani” olarak bilinen kasım bölen ayıran anlamındadır. Kasım, güzle kışın arasında olduğundan ve yılı ikiye böldüğünden dolayı bu ismi almıştır. Asırlar önce Anadolu’da yaşayan insanlar yılı kasım ve hızır günleri olarak ikiye ayırırdı.
Kasım ayı edebiyat ve sanat dünyası açısından da genellikle hüzün ve değişimi ifade eder. Geçmişle yüzleşme, geleceği süsleme ve sonbaharın ambiyansı hissetme ayı olan Kasım sonbaharın uğurlayıcısıdır.
Tabiatın yavaş yavaş sessizliğe büründüğü kasım ayı, sonbaharın renk cümbüşünün ve sanata dönüşen yönüne vedalaşmanın başlangıcıdır. Sessizce kışın hediyesi beyaz örtüye yer açmaktır kasım ayı. Sararan yaprakların dansı yerini beyaz örtüye bırakmaya hazırlandığı aydır kasım.
Eşsiz atmosferi ve duygu yüklü anlarını yansıtan sonbahar yazımı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in sözüyle tamamlıyorum. “Yaprak ağaçtan sıkılmıştı, sonbahar bahaneydi.”