BAŞLIK 2: KÜLTÜREL ANTROPOLİJİ AÇIDAN ÇANKIRI YARAN ODALARI
Milli kültürümüzü incelediğimizde son derece zengin ve çeşitli olduğunu görürüz. Bugün toplumsal değişim sebebiyle maalesef kültürel zenginliklerimizin birçoğu kaybolup gitmiştir. Bu yazımda milli kültürümüzün önemli bir kesiti olan yaran odalarından ve yaran sohbetlerinden bahsedeceğim. Osmanlı döneminde ahi teşkilatının bir parçası olan ve geleneksel olarak Orta Asya kökenli yaran odaları sosyal dayanışma ve yardımlaşma anlamında önemli bir rol üstlenmiştir.
Çankırı şehirleşme anlamında yavaş gelişen bir ilimiz. Genel olarak halkın büyük çoğunluğu tarım faaliyetleriyle geçimini sağlamaya çalışıyor. Bu sebeple de geleneksel kültürümüzü korumaya ve sürdürmeye çalışan bir ilimiz. Bugün hala geçmişten bu yana bazı ilçelerinde ve köylerinde geleneksel kültürümüzün bir simgesi olan yaran odaları geleneğini sürdüre gelmektedir. Fonksiyonel özelliği bulunan bu yaran odalarında köye gelen misafirler ağırlanır, yaren meclisleri düzenlenir ve yaran sohbetleri yapılır.
Çankırı Yaran odalarının özelliklerini anlatmaya geçmeden önce, bu sosyal müessesenin ortaya çıkış noktası olan Ahilik müessesesinden biraz bahsetmek yerinde olacaktır. İnsanların birbirlerini dil, din, ırk ve mezhep ayrımı gözetmeksizin sadece insan oldukları için sevmeleri gerektiğini düşünerek kurulan Ahilik ile pek çok bakımdan Çankırı Yaranı ile benzerlik gösterir. Bunu şöyle izah edebiliriz; Ahiliğin, bilinen altı şartı vardır. Bu altı şart, açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Açık olması gereken alın, kalp ve kapıdır. Alın açıklığından maksat, başkalarının yanında yüz karası bulunmamak, kalp açıklığından maksat ise her insana sevgi beslemek. Kapı açıklığından da kendisine yardım istemeye gelen ve muhtaç olan herkese kapısını açık tutmak kastedilir. Kapalı olması gerekenler ise el, dil ve beldir. Elin kapalı olmasından kasıt, hiç kimsenin hak ve hukukuna tecavüz etmemek, dilin kapalı olması ise, hiçbir kul hakkında kötü söz söylememek, dedikodu yapmamak, belin kapalı olmasından murad ise, hiçbir ferdin namusuna tecavüz etmemektir. Ahilik ile yaran müessesesinin arasındaki en açık ve sağlam birlik, şüphesiz ki dil kapalılığı şartıdır.
Bu izahattan sonra gelelim Çankırı yaran odalarının temelindeki mana ve ehemmiyeti anlatmaya. Öncelikle şunu vurgulamak istiyorum. Çankırı yaran odaları, yalnız Türkiye içinde değil, bütün dünya için oldukça ilginç bir sosyal müessesedir. Bu odalarda yapılan sohbetlerde ahlaka aykırı hiçbir unsur bulunmamaktadır. Burada yapılan sohbetlerin temel özelliğini şöyle izah edebiliriz. Geçmiş dönemlerde bir terbiye ve edip ocağı olarak vazife gören sohbet odalarına ebeveynler erkek çocuklarını terbiye edilmeleri edep ve erkan öğrenmeleri için gönderirlerdi. Bundan dolayı da Çankırı’da hala söylenen Dede Korkut’a ait bir atasözü vardır:
“Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi, kız anadan öğrenir sofra düzmeyi.” Hiç şüphesiz sohbetler gençlik için tabii bir eğitimi kurumu niteliğindedir. Burada gençler kültürümüzü öğrenir ve sorumluluk duygusu kazanmaya başlarlar.
Çankırı yaran sohbetlerinin özel bir odası bulunur ve bu odaların planı tipik Çankırı mahalli ev mimarisi özelliğini taşır. Sohbet odasının tavanı işlemeli, şerbetlikleri sanat eseri olur. Sohbet odasına daracık bir koridordan geçilerek girilir. Oda, uzunca ve büyük bir salon halindedir. Sohbet odasına girilen kapının tam karşısında ocak bulunur. Ocağın üst tarafında şerbetlik denilen ve lambaların konulduğu yer vardır. Sohbet odaları belirli bir zevkin ve sanatın eseridir. Sohbetlere katılanlar, sohbete gelirken en temiz, en güzel elbiselerini giyerler. Her yer son derecede temiz olur. Ocak gürül gürül yanar. Ocağın sağ ve sol taraflarına yere minderler konulur ve buralara büyük ve küçük başağalar oturur. Sohbet odası, göze hitap eden zengin ve çok çeşitli unsurları taşıyan bir sanat şaheseridir adeta. Sohbetleri bir baş ağa yönetir ve herkes belirli kural çerçevesinde oturur. Kapıdan giren önce bas ağaya sonra diğerlerine selam verir. Odada gelenek ve göreneklere ters bir harekette bulunanlar cezalandırır. Sohbetler genelde kış mevsiminde yapılır. Soğuk kış aylarında sohbet tertip etmek isteyen birkaç arkadaş bir araya gelir ve bir sohbet alemi kurmak için sözleşirler. Sohbet teşkilatına katılacak olan herkese yaran denilir. Sohbet öncesinde aralarında önce bir büyük başağa ve küçük başağa daha sonra da Yaran Kahyası ve çavuş seçilir. Daha sonra çalgıcılar, sohbette yenilecek yemekler, yakılacak ışıklar tespit edilir. Yaran sayısı çavuş ve çalgıcılar hariç toplam 24 kişidir. Sayının 24 olmasının da bir sebebi var. O da şu ki, 24 Oğuz Boyunu temsil etmek.
Yaran sohbeti yapılması kararlaştırıldığı günün akşamında bütün yaran akşam ezanından bir saat sonraya kadar sohbet yapılacak eve gelmeye mecburdur. Eğer mazereti varsa biraz geç gelmesi gerekirse mutlaka Baş ağalardan birisine bildirmesi gerekir. Bu bildirimin sebebi yaran sohbetlerinin bir disiplin altında devam ettiğini gösteriyor.
Geçmişten günümüze bir köprü vazifesi gören Çankırı yaran odaları Türklerin töresini yaşatmaya çalışmakla birlikte ahilik ve fütüvvetçilik anlayışını hâkim kılmaya çalışıyor. Türk İslam sentezinin en güzel örneği olan Yaran Kültürü’nü yaşatmaya çalışan, nesilden nesile ulaştıran Çankırılılara ne kadar teşekkür etsek ve onlardan övgü ile bahsetsek azdır.