BAŞLIK 2: BAHARLA BİRLİKTE YENİDEN MASUM BİR YENİLENME
Baharla birlikte tabiat yeniden uyanır. Derin kış uykusuna veda etme zamanının geldiğini gösterir mart ayı. Ancak bazen kapıdan baktırmayı da ihmal etmez. En güzel tarafı ise masum bir şekilde uyanan tabiatın müjdecisi nisan ayının geldiğini bize haber verir. Rengarenk çiçeklerin açmasıyla nasıl ki tabiatın derin kış hüznünü geride bıraktığını bize anlatıyorsa insanın iç dünyasında da hüzünleri ve karanlığı ortadan kaldırır. Kasvetli soğuk kış günlerinin ruh derinliğimizde açtığı hüzünlenme ve soğumayı ortadan kaldırmaya hazırlanan nisan ayı, yavaş yavaş havaların ısınmasıyla ruhumuzu da ısıtır. Kaybolan masum motivasyonumuzu tekrar bize kazandırır. Yeni bir dirilmeye kapı aralar.
Bütün dünya baharın gelişini adeta bekler durur, uzun ve soğuk kış günlerinin ardından. Tabiatın üzerine ölü toprağı serpilmiş gibidir adeta kış boyu. Nasıl ki masum bir insan suçsuz bir şekilde bir kenarda adeta görülmeyi beklerse tabiatta pusuya yatar, nisan ayı gelse de masum yüzümle yeniden dirileyim diye. Yeniden insanlara huzur vereyim, dirilişlerine sebep olayım düşüncesiyle bekler bir pusuda. Tabiatı tazelediği gibi umutları da tazeler, yenilenmeyle bir değişimin de habercisi gibidir nisan. Bütün masumiyetiyle tabiatı dirilten nisan, bahar sevinciyle etrafa saçtığı ışıkla masumiyeti de ortaya koyar. Diriltir bütün yürekleri, aşkı, sevgiyi, neşeyi ve dahası her türlü insani duyguyu yeniden canlandırır bütün bedenlerde. Küskün ve kırgın yürekleri yeniden hayata tutunmaya davet eder, baharın neşe kaynağı ve habercisi nisan.
Kimi zaman nisan, yağmurlarıyla toprağa can verir, coşturur akan dereleri, nehirleri. Göllerdeki durulan suyu canlandırır gökyüzünden akıttığı her damlasıyla. Yere düşen her damla toprağa hayat vermekle kalmaz berekette katar. Bereketiyle toprak da insanlığın hayatında değişim başlatır. Açan her bir çiçek yüreklere ferahlık verir, yere düşen her damla toprağın insana sunduğu nimetlerin yeşermesine vesile olur. Rengarenk çiçekler toprağın bereket müjdesini ortaya koyar. Kış boyu hüzünle uyku da kalan ağaçlar da çiçek açarak, tohuma duran yeşermeyi bekleyen topraktaki bir bitki gibi dallarda meyveye durmayı müjdeler bizlere. Her bir çiçek aslında sadece tabiatın bağrına açan bir nağme değil, meyveye durmasıyla bereketin geldiğini gösterir insanlara. Sadece bereket mi? değil elbette. Solgun yürekleri de kendine getirir. Masum bir duruş yükler kalplere. Sessizliği bozar, ben geldim artık sende uyan, yeni bir dirilişle hayatına canlılık kat der adeta.
Baharın tadı tuzudur nisan, yenilenmenin kapısını aralar tabiata. Baharın gelişini müjdeleyerek büyük değişimin başlayacağını haber verir, sadece tabiatı değil insanı da değiştirecektir nisan. Sımsıcak havasıyla önce kışın donan yürekleri tekrar ısıtarak yumuşatacaktır. Yumuşayan kalpler sevgiyi, saygıyı, insaniyeti daha iyi anlamaya ve kavramaya başlayacak.
Burada şunu unutmamak gerekir diye düşünüyorum. Sevgi, masumluğu koruyan en güçlü kalkandır. Çünkü sevgi var oldukça, kötülük asla barınamaz. Kötülüğe giden yollara bent olur sevgi, kucaklar herkesi, yüzlerde gülümseme, kalplerde mutmainlik oluşturur. Dünyanın kurtuluşu da birliğe beraberliğe giden yolu da sevgiden geçer. Sevgi, saf bir gülümseme sağlar yüzlerde, dindirir gözyaşlarını, parlaklık katar kalplere, masum ve boynu bükük yürekleri canlandırır ışığıyla. Bu ışık hiç sönmesin ister insan. Baharın kapısını aralayan nisana şöyle seslenir; “bir daha kışa teslim etme bizi, her masum kalp, senin gelişini bekliyor bütün kış boyunca.” İşte masum bu bekleyiş şu müjdeyi de ortaya koyar, masumiyet, bütün kötülükleri yener. Kötülüklerin yok olmasının yegâne anahtarıdır masumiyet. O zaman ne diyelim ey nisan, bir an evvel gel ve bir daha hiç gitme bizden. Kucakla bizi, sarıp sarmala, bütün bedeniz de bir parça ol. Toprak, hava, su ve insan seni bekliyor. Senin gelişinle canlanıp tazelenecek hepsi. Masum yüreklere bir can, bir tat, bir heyecan gelecek.
Ruhları ısıtan tek şey masumca bir sarılmadır. İşte nisan da masum bir şekilde tabiata sarılır ona can verir, kan verir, neşe verir. Tabiata gelen her can aslında insanda beliren bir var olma ve yaşama sevincidir. Bunu sağlayan ise, dirilmeyi gerçekleştiren, nevruz sonrası işte geldim diyen “nisan”dır.
O halde şunu diyebiliriz artık. Taze umutlar saçan, yeni başlangıçlar sunan, hayatın bütün renklerini ortaya çıkartan, bereketi ortaya koyan yağmuru ve kış sonrası insanın içini ısıtan sımsıcak güneşiyle “Hoş geldin nisan.” “Hoş geldin bahar.” “Hoş geldin masumiyet.”