Başlık 2: Boğazın Nadide Eseri Beyhan Sultan Çeşmesi

Bizim kültürümüzde bir yere su götürmek, susamışa bir tas su vermek, yoldan gelip geçen insanların, hayvanların içmesi için çeşme/sebil yaptırmak büyük hayırlardan sayılır. Sevaptır düşüncesiyle hareket edilerek insanların suya ulaşmalarını sağlamak bir ibadet olarak değerlendirilir. Dini, sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda değerlendirildiğinde su kültürü bir toplumun gelişmişliğinin de nişanesi gibi görülür. Bu doğrultuda Osmanlı Devleti’nde saray erkanı, devlet yöneticileri, padişahlar, valide sultanlar ve halkın bazı kesimi insanları suyla buluşturmak adına birçok çeşme ve sebil yaptırmışlardır. Fetihten sonra Payitaht İstanbul’da pek çok çeşme inşa edilmiştir. İstanbul’un gerdanında bir inci gibi duran bu çeşmelerin bir kısmı hanım sultanlar, valide sultanlar tarafından yaptırılmıştır. Geçenlerde bir boğaz gezisiyle öğrendiğim Boğaz’ın çehresini güzelleştiren çeşmelerden biri de Sultan III. Mustafa’nın Âdilşah Kadınefendi’den dünyaya gelen kızı Beyhan Sultan tarafından kardeşi III. Selim’in döneminde Boğaziçi’nin Rumeli kıyısında büyük bir sahil sarayı yaptırırken Akıntı burnu sahilinde yaptırdığı çeşmedir.

Osmanlı döneminde hanımların yaptırdıkları çeşmelerin pek çoğu su sıkıntısına bir hal çare olmak için yaptırılmıştır. Ancak bazen kadının güç ve zenginliğini ortaya koymak için çeşme yaptırdıkları olmuştur. Beyhan Sultan da boğaza yaptırdığı sarayın tamamlandığı yıl aynı noktaya bir çeşme yaptırmıştır. İstanbul’un en bilindik yerlerinden olan Arnavutköy’e bağlı Akıntı Burnu’nun sahil yolu üzerinde inşa edilen Beyhan sultan Çeşmesi tamamen Batı sanatının tesiri altında inşa edilmiş ve Boğaziçi’ne muhteşem bir güzellik katmıştır.

Tamamen mermerlerle kaplanmış olan çeşmede barok üslûpta silme ve süslemelerin hâkim olduğu görülse de rokoko kabartmalarına da yer verilmiştir. Çeşmenin her bir kısmının detaylı olarak incelendiğinde sütunçelerin olduğu barok kemerlerin apayrı bir hava kattığı şahit oluruz. Beyhan Sultan Çeşmesi’nin dillere destan aynataşlarının üzerindeki celi ta’lik hat sanatı da adeta göz dolduruyor. Aynataşı üzerindeki 1219 ve 1804 yıllarına tarihlenen üç kitabenin olduğu ve bu kitabede III. Mustafa’nın kızı ve aynı zamanda III. Selim’in de kız kardeşi olan Beyhan Sultan tarafından yaptırılmıştır ifadesi yer alıyor. Osmanlı dönemi Türk sanatının kendi türü içinde en güzel eserlerinden biri olan Beyhan Sultan Çeşmesi,1950´li yıllarda cadde genişletilmesi sırasında uygun bir yerde tekrar yapılması kaydıyla tamamen sökülmüş ve bu sökülmüş parçalar 1970’li yıllarda Tevfikiye Camisi’nin avlusunda yığılı bir şekilde bulunmuştur. Günümüzde aslına uygun şekilde yeniden sökülen parçalar birleştirilerek yapılan çeşme boğazı bir gerdan gibi süslemeye devam ediyor.   İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasında mükemmel bir konumda bulunan Beyhan Sultan Çeşmesi, bugün Bebek Sahil yoluna da yakınlığı ile dikkat çekiyor. 1804 senesinde inşa edilen çeşme, anıtvari özelliği ile de ilgi görmeye devam ediyor. Yeniden yapılmış olan çeşmenin kitabesi ise şöyledir:

Âb-ı ruy-i saltanat Sultan Selim´in zâtını

Su gib kılmış aziz ü muhterem Perverdigâr

Devletinde eyledi inşa bu dil ân çeşmeyi

Hazreti Beyhan Sultan gibi bir âlî tebar

Eyleyüp bu cûy-i dilen havz-ı Kevser´den akın

Guy vermiş gelüp sûy-i akandide karâr

Vâsıfâ şayetse tahrir eylesem târîh-i tâm

Yaptı Beyhan Sultan âlâ tarh-ı dîl-cû çeşmesar

Ma bîhî´l maksudi şan hemşire-i şah-ı cihan

Mâye bahş-ı bahr u kân Sultan-ı ihsân – iştihar

Tab´-ı sâfı sûy-î hayra meyl edüp cûlar gibi

Su yerine etti bu hayrâta sîm ü zer nisâr.

Sadece kadınların değil yaptırılan bütün çeşmeler için kitabeler bir çeşit kimlik gibidir. Ve kitabelerde belli bir edebi dil kullanılmıştır.

İstanbul’un hemen hemen her caddesinde, her köşesinde, her sokağında karşımıza çıkan çeşmelerin her biri mimarisiyle, taş süslemeleriyle, kitabelerindeki hat yazılarıyla herkesin ilgisini çekmeye devam ediyor. Bir medeniyetin izdüşümü olan çeşmeler geçmişten bugüne su medeniyetini de ortaya koymaya devam ediyor. Osmanlı Devleti’nde büyük anlam ifade eden genellikle de hayrat için yapılan çeşmeler her ne kadar bazen gücü temsil etse de fonksiyonu açısından sebil ve hayrat oluşları hep ön planda tutulmuştur.

Osmanlı Döneminde Hanım sultanlar, Valide Sultanlar arasında en çok çeşme yaptıran III. Mustafa’nın eşi ve III. Selim’in annesi Mihrişah Sultan olmuştur.