Türk Mutfağının Köklü Bir Lezzeti “Keşkek”

Önder GÜZELARSLAN

02-05-2025 09:06

Başlık 2: Türk Mutfağının Köklü Bir Lezzeti “Keşkek”

Köklü bir geçmişe sahip, Türk mutfağının geleneksel lezzetlerinden biri olarak tarihi kayıtlara geçen ve ana malzemesi kabuğu alınmış buğday olan keşkek coğrafyamızın ortak kültürünün bir ürünüdür. Keşkek, yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda geleneksel Türk kültürümüzün bir yansımasıdır. Tarihe uzandığımızda M.Ö. 3000’li yıllara kadar geçmişi olan zengin mirasımızın bir nişanesi, lezzetiyle de sofraların vazgeçilmezidir. Keşkek, genel olarak önemli zamanlarda sofralarımızda yer bulur. Düğün, bayram, hayır yemekleri, Hıdırellez vb. gibi toplu katılımlarda sofraların en baş yemeğidir. Bilinirliliği oldukça eskiye uzanan keşkek, Orta Asya’daki göçebe toplumların da vazgeçilmez en baş yemekleri arasında gelmektedir.

Orta Asya’da buğday ve etin bir arada pişirilmesi, besleyici ve enerji verici bir öğün sunma amacı güttüğünden dolayı tercih edilen keşkek bugün de önemli günlerde kültürümüzün bir parçası olarak sofraları süslemeye devam etmektedir. Genellikle düğünlerde, bayramlarda veya özel günlerde yapılan keşkek, buğday ve etin birleşimiyle hazırlanır. Yoğun, kremamsı bir kıvama sahip olan keşkek, lezzeti kadar besleyiciliği özelliği ile de ön plana çıkar. Aynı zamanda birlik ve beraberlik duygusunu kuvvetlendirmek, paylaşma duygusunu pekiştirmek, yapılacak yere ve yapacak topluluğa bolluk ve bereketin gelmesini sağlamak gibi amaçlarla yapıldığı ve dağıtıldığı söylenen keşkek bugün Anadolu’nun neredeyse tamamında farklı farklı şekillerde yapılmaya devam etmektedir. Keşkekler, genellikle açık bir alanda kurulan kazanlarda etkinliği düzenleyen topluluğa mensup kişilerin iş bölümü ile pişirilmekte, yine bu alanlarda kurulan ortak sofralarda gelen misafirlerle birlikte toplu olarak yenilmektedir. 

Türkiye’de geniş bir coğrafyaya yayılan keşkek, Trakya, Batı Anadolu, Doğu Anadolu Bölgesi, Karadeniz ve Orta Anadolu’da yörelere göre farklılıklar göstermekle birlikte temel olarak yarma buğday ve etten oluşan geleneksel bir yemek olarak bilinir. Bundan 13 yıl önce yani 2011 yılında Endonezya'nın Bali Şehrinde düzenlenen 6. oturumda UNESCO tarafından Türkiye'nin Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesine dahil edilen keşkek, birçok şehrimizde de Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş ve coğrafi işaret almıştır. Sivas’tan Çanakkale’ye, Edirne’den Ağrı’ya keşkeğin olmadığı ilk yok denecek kadar az aslında. Bazı şehirlerimizde ismi de farklıdır. “Helise” adını aldığı Ağrı ilimiz buna bir örnektir. Yine Hatay'da “Herise”, “Aşur” ve “Dövme” ismiyle de bilinir.

Keşkek genellikle kemikli dana etinden yapılır ancak bazı yörelerde etsiz pişirilir ve üzerine tereyağı sosu dökülür. Trakya'da Silistre köylerinde ise keşkeğe tavuk eti ile birlikte kuzu eti ve süt de ilave edilir. Sinop Ayancık ve çevresinde kurutulmuş kırık mısır ve barbunyadan yapılan farklı bir keşkek türü de pişirilir.

Düğünlerimizin vazgeçilmez yemeği olan keşkeğin yapımına da kısaca değinelim.  Düğünden bir gün önce ıslatılan buğday, düğün günü sabahtan büyük kazanlar içinde kaynatılmaya başlanır. Kaynatılan buğdaylar ve etler büyük kazanlar içine alınıp tokmaklar yardımıyla kazanın içine vurarak malzemenin iyice erimesi sağlanır. Bu işleme keşkek dövmek denilir. Geleneksel olarak düğün aşçıları tarafından hep birlikte imece usulü ile yapılır. Yorucu bir iş olan keşkek dövme işlemi sonucu etler ve buğday eriyerek özdeşleşir. Et, tahıllarla iç içe geçmiş, neredeyse tamamen yemeğin içinde erimiş duruma gelir. Keşkek ne kadar uzun süre ve kuvvetle dövülürse o kadar iyi olur. Düğünlerde davul zurna eşliğinde gerçekleşen keşkek dövülmesine bazı gençler oyunlarıyla eşlik eder. Mesela bizim Balıkesir Balya Dereköy’de bütün düğün, hayır yemeklerinde baş yemek olarak yapılan keşkeğin dövülmesi esnasında gençlerin harmandalı oyunları büyük bir keyif katar keşkek dövülmesine. Ellerindeki tokmaklarla keşkek dövenlerin sürekli terlerini silen biri de olur ve kazanlar arasında devamlı dolaşır dururu bu kişi.

Genel olarak Anadolu’nun bütün yörelerinde keşkeğe rastlayabiliriz. Yörelere göre yapımında bazı değişiklikler olan keşkek yemeği bazı illerimizde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek Coğrafi işaret almıştır. Bunları birkaç örnekle izah edelim.

Dedebağ Keşkeği/Karacasu Keşkeği; Bu keşkeğin yapımında genç erkek keçilerin karkas eti tercih edilmektedir. Yüzyıllardır Dedebağ Yaylasında, yaylaya ismini veren tarihsel bir kişiliğe addedilerek yapılan bölgeye özgü bir yemektir. Kabri de aynı yerde bulunan Dedebağ adına hayır yemeği olarak yapılan bu keşkek aynı isim ile bilinir. Ürün, Horasan alperenlerinden asıl mesleği çobanlık olan Dedebağ ismindeki bir hayırseverin bölgeden geçen kervanlara, yoksul ve kimsesizlere kendi eliyle yapıp ikram etmesiyle başlayan, bölgesinin önemli değerlerinden birisidir. Kendisinin vefatından sonra yakınlarının ve bölge insanının imece usulüyle devam ettirdiği hayır yemeği günümüze kadar ulaşmış ve bölgenin bir âdeti haline gelmiştir. “Dedebağ Keşkek Hayrı” Karacasu ilçesinin Dedebağ Yaylasında her sene ağustos ayının son haftasında yapıla gelmektedir.

Adapazarı Dartılı Keşkeğin özelliği ise tavuk eti ile yapılıyor olması ve Adapazarı yöresine özgü olarak hazırlanan “kızdırılmış tereyağında kırmızıbiber ve karabiber ile hazırlanan dartı” nın kullanılmasıdır.

Amasya Keşkeği de 28.07.2022 tarihinde coğrafi işaret alan bir başka keşkek çeşididir. Amasya Merzifon Keşkeği büyükbaş hayvan eti, nohut, aşurelik bütün buğday ile taş çömleklerde yaklaşık on iki saat odun ateşinde (taş fırınlarda) pişirilmesi ve çömlek içinde ahşap kaşık (çömçe) yardımıyla çarpılarak (dövülerek) bütün ürünlerin ezilerek lapa haline getirilmesi ve üzerine tereyağlı salça sos ilave edilerek sıcak ikram edilmesi ayırt edici özelliktedir.

Bir diğer yöre keşkeği ise, Afyonkarahisar Şuhut keşkeği. Diğer keşkeklerden yöresel hammadde temini, bileşenlerinin hazırlığı, pişirme ve sunum usulleri ile ayrılan Şuhut keşkeği geleneksel olarak yörede yetişen buğdaydan yapılmış göce ve yörede yetişen nohut ile bölge meralarında doğal beslenen büyükbaşların zıpkın eti ve kemiksiz eti kullanılarak yapılır. Zıpkın eti hayvanın sırt kısmından kuyruğa yakın bölgesinden tercih edilir. Her sığırda 5 adet sakral omurun birleşmesinde oluşan os sacrum ‘zıpkın’ ilk kuyruk omuru ile eklemleşir. Bu bölgenin yağ dokusu ince ve sık bulunduğundan etin kalitesi yüksektir. Ayrıca zıpkının kemiği hayvanın en yoğun ilikli bölgesidir ve içerdiği yağ keşkeğin kıvamını almasını sağlar. Şuhut keşkeğini özel kılan ve lezzetini doyumsuz yapan “zıpkın eti”dir. Bugün orijinal Şuhut keşkeğini tatmak isterseniz dönemin kaymakamı Nurullah Kaya ve belediye başkanı Recep Bozkurt’un gayretli çalışmaları sonucunda hizmete açılmış olan “Şuhut Keşkek Evi”ni ziyaret edebilirsiniz. Burada tadacağınız keşkeğin tadı eminim damağınızda kalacak ve buranın müdavimi olacaksınız.

Yeri gelmiş iken keşkek ile ilgili bir hikâyeyi de anlatmadan geçmeyelim. Her ne kadar farklı bölge ve kentlerde çeşitli tatlarda olsa da keşkeğin ana vatanı Amasya olarak bilinir. Tarihle ilgilenenlerin de bu konuda bahsettiği hikâye şöyledir: Yavuz Sultan Selim Han’ın 1514 yılında düzenlediği İran seferi dönüşü ordusunu dinlendirmek ve kışı geçirmek üzere doğduğu şehir olan Şehzadeler şehri Amasya’ya doğru yola çıktığı haber alınır. Yol üzerinde bulunan köylerden birinde bu haberi alan yaşlı bir kadın ne olursa olsun padişahı evine buyur edecek bir tabak aş ikram edecektir. Evinin ambarında bulunan iri yarma ve nohut ile birkaç gün öncesinde komşularının verdiği kuzu etinden geriye kalan az etli kaburgalardan başka bir şey de yoktur. Ve yine ne olursa olsun ihtiyar kadın elinde bulunanlarla yemeğini yapacaktır. İhtiyar kadın, fırınında ekmekleri bir güzel pişirir. Yanan fırınında sık sık yalnızca kendisi için yaptığı fakir yemeğini öyle bir pişirir ki, tadı yiyenlerin damağında kalır. Evinde, elinde avucunda ne varsa kullanır. Ancak yemeğe lezzet verecek olan etin az olduğunun fark edilmemesi için, toprak küpün en altına az etli kaburgaları yerleştirir. Üzerine bir tas yarma, bir tas da nohut ilave edip suyla doldurur. Küp, ateş içinde ısındıkça yemek suyunu kaybeder. Küp içindeki su eksildikçe üzerine su ilave eder. Nihayet sabahın ilk ışıklarında padişahın askerlerinin geldiğini görür. İhtiyar kadın, heyecanla yolu keser. Padişahı sorar ve bir kepçe aşından tattırmadan, bir tas ayranını içirmeden göndermeyeceğini söyler. Bu ısrara dayanamayan askerler, mola vermek zorunda kalır. “Hele ana çıkar bakalım şu aşını, bakalım Padişah efendimize yakışır mı?” derler. Kadın öyle heyecanlıdır ki, fırında bekleyen küpünü çıkarır, askerlerin sofrasına yerleştirir. Askerler yemeği kontrol etmek maksadıyla küpün içine bakarlar. Küp içinde et kokusu var ama sanki et yoktur. Fırında saatlerce kaynayan kaburga etleri lokum gibi erimiştir. Yemeğin görünüşü ilk bakışta memnun etmez askerleri. Askerin biri yaşlı kadına dönerek; “Keşke etli olsaydı” der. Kadın tahta kepçeyi küpün içine daldırır, karıştırır, kaburganın üzerine kalabilen etleri küpün üzerine çıkarır. “Hele şimdi bak oğul” der. Bir kaşık tadarlar. Bir kaşık daha derken aşın lezzetini alan askerler “Keşke etli olsaydı” dediklerinden utanırlar. Hem de Yavuz Sultan Selim Han’ın sofrasına yakışan bir yemek olduğu kanaatine varırlar. Padişah bu köylünün sıcak sofrasına misafir edilir. Köylü kadın, askerlerin “Keşke etli olsaydı” dediği yemeğini ikram eder. Padişah bu yemeği afiyetle yediği gibi, aşçıbaşısına da Amasya’ya ilk gidildiği vakit bu yemekten yapmasını bütün orduya dağıtılması emrini verir. İşte “Keşke etli olsaydı” denen yemek Padişah sofrasında yer alır ve zamanla “Keşkek” diye ünlenir. O günden sonra da Amasya’nın en baş yemeği olmuştur. Buğday ve etin birleşimi ile hazırlanan keşkek, lif, karbonhidrat, protein ve demir kaynağıdır. Bu sebeple dengeli bir beslenme sunar ve uzun süreli enerji sağlar. Sindirim sisteminin düzenlenmesine yardımcı olmakla birlikte bağırsak hareketlerini destekleyerek kabızlık riskini azaltır ve bağışıklığı güçlendirir. Kolesterol seviyesini dengelemek suretiyle kalp sağlığı açısından da oldukça faydalı olan keşkeği bolca tüketmek gerekir.

 

DİĞER YAZILARI ANADOLU TASAVVUFUNUN HALK EDEBİYATI ÖNCÜLERİNDEN ABDAL MUSA 01-01-1970 03:00 MAĞARA ALEGORİSİ VE BUGÜNE YANSIMASI 01-01-1970 03:00 GELENEKSEL USULLERLE YAPILAN DOKUMA MERZİFON DOKUMALARI 01-01-1970 03:00 TARİHİN ÇİZGİSİNDE FATMA SULTAN CAMİSİ 01-01-1970 03:00 SİZİN İÇİN DEĞERLİ OLAN HANGİSİ 01-01-1970 03:00 VEFANIN, KUTLU MEKÂNIN HAMİYETLİ GÖNÜLLÜSÜ ÖMER AYDIN’IN ARDINDAN 01-01-1970 03:00 BİR FİLMDEN ÇOK DAHA FAZLASI “BÖLÜK FİLMİ” 01-01-1970 03:00 BAHARLA BİRLİKTE YENİDEN MASUM BİR YENİLENME 01-01-1970 03:00 LALELİ BABA VE LALELİ CAMİSİ 01-01-1970 03:00 VALİ DEĞİL KÜTÜPHANE MÜBAREK MEHMET ALİ AYNİ BEY 01-01-1970 03:00 KARACİĞER DOSTU ÇÜKÜNDÜR (KIRMIZI PANCAR) 01-01-1970 03:00 VÜCUDUN SİGORTASI CAĞ (ÇAŞIR) OTU 01-01-1970 03:00 ZORUNLU EĞİTİMİN SORUNLU EĞİTİME DÖNÜŞÜ 01-01-1970 03:00 MEDENİYET TOPLUMU İNŞA EDEBİLECEK MİYİZ? 01-01-1970 03:00 ANADOLU’DAKİ İLK ÜNİVERSİTE MESUDİYE MEDRESESİ 01-01-1970 03:00 TÜRK AŞIK EDEBİYATINA YENİ BİR SÖYLEYİŞ GETİREN SAZ ŞAİRİ KARACAOĞLAN 01-01-1970 03:00 TARİHİN DERİNLİKLERİNDEN GELEN SANAT “KAZAZİYE” 01-01-1970 03:00 ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI MARKA TAKINTISI VE KENDİMİZ OLAMAMA 01-01-1970 03:00 BİNLERCE YILLIK SAĞLIK SUNAN ÜRÜN SADE YAĞ 01-01-1970 03:00 ANADOLU’DA ŞİRİN BİR KÖY DUHANCILAR 01-01-1970 03:00 GELENEKSEL BİR TAD “KÖFTER” 01-01-1970 03:00 RUHUNU KAYBETME 01-01-1970 03:00 MİLLİ BEKA SORUNU “SUSUZLUK” 01-01-1970 03:00 DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞI MUHTARLAR 01-01-1970 03:00 TOPRAKTAN YARATILAN İNSANA TOPRAK ŞİFADIR 01-01-1970 03:00 Termal Suları Ve Tabii Güzelliği İle Cazibe Merkezi Kızılcaham 01-01-1970 03:00 Çeşmelerin Hayatımızdaki Fonksiyonu 01-01-1970 03:00 Bin Yıldır Aynı Maya İle Yapılan Ekşi Mayalı Mahmutlar Ekmeği 01-01-1970 03:00 Tabiatın En Güzel Elbisesini Giydiği Mevsim Sonbahar 01-01-1970 03:00 Osmanlının Kuruluş Dönemlerinde Önemli Fetihler Yapan Bir Uç Beyi Gazi Turhan Bey 01-01-1970 03:00 Ben Oyum Ama! 01-01-1970 03:00 BEN OYUM AMA! 01-01-1970 03:00 Mezopotamya’nın Kadim Kültürler Şehri Gaziantep’te Büyüleyici Güzellik “Rumkale” 01-01-1970 03:00 MEZOPOTAMYA’NIN KADİM KÜLTÜRLER ŞEHRİ GAZİANTEP’TE BÜYÜLEYİCİ GÜZELLİK “RUMKALE” 01-01-1970 03:00 KİRA KADIN GELENEĞİ 01-01-1970 03:00 OSMANLI DEVLETİ’NİN BALKANLARDA YAPTIRDIĞI İLK CAMİ “HIZIR BEY CAMİSİ” 01-01-1970 03:00 BALIKLI GÖL VE AYN ZELİHA 01-01-1970 03:00 VEFA TİMSALİ OLABİLMEK 01-01-1970 03:00 ÖNDER’İN 22. KURULTAYI DEĞERLENDİRMESİ 01-01-1970 03:00 GİRİŞİMCİ KADININ GÖZÜNDE HAYAT DERSİ 01-01-1970 03:00 TERMAL VE GASTRONOMİ ŞEHRİ AFYONKARAHİSAR’IN SEMBOLÜ “AFYON KALESİ” 01-01-1970 03:00 TERMAL VE GASTRONOMİ ŞEHRİ AFYONKARAHİSAR’IN SEMBOLÜ “AFYON KALESİ” 01-01-1970 03:00 İlme Adanmış Bir Ömür Ersin Nazif Gürdoğan 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’NİN TARIM SORUNU VE YAKLAŞAN FELAKET SUSUZLUK 01-01-1970 03:00 TEMİZLİKÇİ DEN AL HABERİ 01-01-1970 03:00 GÜCÜ, KUDRETİ SEMBOLİZE EDEN AĞAÇ “MEŞE AĞACI” 01-01-1970 03:00 İMAM HATİP OKULLARININ KURUCUSU MAHMUT CELALETİN ÖKTEN HOCA 01-01-1970 03:00 ANADOLU’DA BİR SEMT PAZARI ZİYARETİ 01-01-1970 03:00 Asya’nın Cenneti Masal Dağındaki Taş Evleriyle Göz Kamaştıran İki Köy 01-01-1970 03:00 Boğazın Nadide Eseri Beyhan Sultan Çeşmesi 01-01-1970 03:00 Cihanı Titreten Yalnızca Güle Yenilen Pehlivan Koca Yusuf 01-01-1970 03:00 İki Buluşma Sonsuz Mücdele Kırkpınar Güreşleri 01-01-1970 03:00 İki Buluşma Sonsuz Mücdele Kırkpınar Güreşleri 01-01-1970 03:00  KÜLTÜREL BİR MEKÂN OLARAK ÇERMİK HAMAMI 01-01-1970 03:00 Bir Ferdi Zeyrek Başkan Geçti Bu Dünyadan 01-01-1970 03:00 Bir Medeniyetin İzdüşümü Hamal Taşı (Mola Taşı) 01-01-1970 03:00 GELENEKSEL KÖY HAYIRLARININ FONKSİYONU (BİGA ELMALI KÖY HAYRI) 01-01-1970 03:00 YAZ MEVSİMİNİN EN LEZZETLİ TADI DONDURMA 01-01-1970 03:00 Başakşehirli Genç Yıldızlar Sahnede 01-01-1970 03:00 Sahillerimizi Neden Korumuyoruz? 01-01-1970 03:00 Bizans Ordusunda Müslüman Olan Komutan George 01-01-1970 03:00 Kutsal Mekânlar, Davasız İnsanlar 01-01-1970 03:00 Bir Semte İsmini Veren Derviş Cebe Ali Bey 01-01-1970 03:00 “TUZ HAKKI” GELENEĞİ 01-01-1970 03:00 İstiklal Madalyalı Türk Savunma Sanayi Kurucusu Şakir Zümre 01-01-1970 03:00 Hoca Ahmet Yesevi’nin Öğretisinin Avrupa Temsilcisi Gül Baba 01-01-1970 03:00 Kınalı Kuzu Gördesli Makbule Hanım 01-01-1970 03:00 DÜŞÜNCE İNSANI VE DEVLET ADAMI BİLGE KRAL ALİYA İZZETBEGOVİÇ 01-01-1970 03:00 KUVÂ-YI MİLLİYENİN TANINMAYAN KAHRAMANI “YAHYA KAPTAN” 01-01-1970 03:00 SEVDALARIN MUTLULUKLARIN VE HASRETLERİN İLMEK İLMEK İŞLENDİĞİ YAĞCIBEDİR HALISI 01-01-1970 03:00 EĞRİÇİMEN YAYLASI VE DUMANLI BABA 01-01-1970 03:00 KÜLTÜREL ANTROPOLİJİ AÇIDAN ÇANKIRI YARAN ODALARI 01-01-1970 03:00 GERGİN ASKILI KÖMÜRHAN KÖPRÜSÜ 01-01-1970 03:00 BİR GÜN GİTSEN BİLE HATIRAN YETER 01-01-1970 03:00 ÖZGÜN BİR YAZAR YUSUF ATILGAN 01-01-1970 03:00 TÜRK EVİ’NİN İNSAN YETİŞTİRMEDEKİ ROLÜ 01-01-1970 03:00 SİYAH GÜZELDİR 01-01-1970 03:00 Arayanların Hikmet Yolculuğu 01-01-1970 03:00 Koca Yusuf’un Kispet Giyme Töreni 01-01-1970 03:00 Atatürk İle Rıza Pehlevi’nin Tarihi Buluşması 01-01-1970 03:00 Bir Hikâye ve Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 En Kutsal Birliktelik Aile 01-01-1970 03:00 Vefa Timsali Olabilmek 01-01-1970 03:00 ÖNSİAD Kongresi ve İş Dünyası 01-01-1970 03:00 Horasan Erenlerinden Asil Bir İnsan Kırca Ali 01-01-1970 03:00 Toplum Hayatımızın Ortak Paydası Ahilik 01-01-1970 03:00 Türkiye Yüzyılında 21. Türkiye İmam Hatipliler Kurultayı 01-01-1970 03:00 Hayata Kirli Bir Camdan Bakma “Önyargı” 01-01-1970 03:00 Kalemden Katreler 01-01-1970 03:00 İz Bırakan Nesiller Yetiştiren Misyon Adamı Vehbi Orakçı 01-01-1970 03:00 Dostluğa Giden Köprü Güven 01-01-1970 03:00 Edeple Gelen Lütufla Gider 01-01-1970 03:00 Zorunlu Eğitim 01-01-1970 03:00 Kelkit Vadisi’nde Bereketli Topraklara Sahip Sugözü Köyü 01-01-1970 03:00 Sizin İçin Değerli Olan Hangisi 01-01-1970 03:00 Beyaz Altın Pamuk 01-01-1970 03:00 İnanç ve Dehanın Başarısı İstanbul’un Fethi 01-01-1970 03:00 Manzaralar Eşliğinde Tren Yolculukları 01-01-1970 03:00 İslam Aleminin Yetiştirdiği Büyük Müfessir ve İlim İnsanı Elmalılı Hamdi Yazır 01-01-1970 03:00 Akhisarlı Şeyh İsa ve Çağlak Festivali 01-01-1970 03:00 Peygamber Aşkıyla Yanan Karenli Veysel Karani 01-01-1970 03:00 Müminin Şiarı Nezaketli Olmak 01-01-1970 03:00 2024 Mahalli İdareler Seçimini Nasıl Okumalıyız 01-01-1970 03:00 Sahi Babalar da Ağlar mı? 01-01-1970 03:00 Şair Yazar Siyaset ve Devlet Adamı Süleyman Arif Emre 01-01-1970 03:00 Miraç’a Açılan Kapı Kudüs 01-01-1970 03:00 Medeniyetin Yapısı Kitaplar ve Derik Kitap Fuarı 01-01-1970 03:00 Türk Hikâyeciliğin Duayeni 7 Güzel Adamdan Biri Rasim Özdenören 01-01-1970 03:00 Hiciv Ustası Bir Devlet Adamı Şair Eşref 01-01-1970 03:00 Bir Örnek İle Osmanlı Medeniyetine Bakış 01-01-1970 03:00 Çiftçilerin Refahı Artmadan Sanayicilerin Rekabet Gücü Artmaz 01-01-1970 03:00 Kitaplar Medeniyetin Anahtarıdır 01-01-1970 03:00 Sultan 2. Abdülhamit Han’ın Yularsız Aslanı Mihrali Bey 01-01-1970 03:00 Sizin İçin Değerli Olan Hangisi 01-01-1970 03:00 Çaydalı Mangal Kömürü 01-01-1970 03:00 Tarihi Değiştiren Savaşlar 1 01-01-1970 03:00 Bereketli Toprakların Mayaladığı Elmalı’nın Gururu İbrahim Bedrettin Elmalı 01-01-1970 03:00 Edebiyat Dünyamızın Ustalarından Ahmet Hamdi Tanpınar 01-01-1970 03:00 Ölümsüzlük Ağacı Porsuk Ağacı 01-01-1970 03:00 Ölümsüzlük Ağacı Porsuk Ağacı 01-01-1970 03:00 Konuşulan Doğrular Değil, Yaşanan Doğrular Önemlidir 01-01-1970 03:00 Kayısı Cennetinden Hüzün Diyarına Dönen Malatya 01-01-1970 03:00 Mağaranın Fermantasyon Gücü “Larende” 01-01-1970 03:00 Lezzet ve Sağlık Kaynağı Zeytinyağında Tağşişe Dikkat 01-01-1970 03:00 Koruyucu Aileler ve Manisa Koruyucu Aileler Derneği 01-01-1970 03:00 Ormanlarımız ve Doğa Yürüyüşü 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Tarıma Dair Sorunları ve Çözüm Önerileri 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin En Çevreci Kuruluşu Botaş 01-01-1970 03:00 Kraliyet Jölesi Arı Sütü 01-01-1970 03:00 Sabır, Şükür ve Fütüvvet 01-01-1970 03:00 Pembe Kuvars Taşı 01-01-1970 03:00 Yün Ne Büyük Nimetmiş Meğer 01-01-1970 03:00 Bağırsaklarımız İkinci Beyin mi? 01-01-1970 03:00 Darphane, Mangır ve Kayme 01-01-1970 03:00 Üstad Necip Fazıl ve Şiire Dair 01-01-1970 03:00 Darphane, Mangır ve Kayme 01-01-1970 03:00 Mutlu Olmak İçin Çöp Kamyonu Teorisini Uygulayalım 01-01-1970 03:00 Mutlu Olmak İçin Çöp Kamyonu Teorisini Uygulayalım 01-01-1970 03:00 Devrinin Yaşayan Kütüphanesi Mütefekkir Cemil Meriç 01-01-1970 03:00 Çiftçilerin Refahı Artmadan Sanayicilerin Rekabet Gücü Artmaz 01-01-1970 03:00 Cömertliğin En Üst Derecesi İsar 01-01-1970 03:00 Dünyayı Yaşanır Kılmanın Yolu 01-01-1970 03:00 Kışladan Avrupa’nın En Büyük Kütüphanesine 01-01-1970 03:00 İnsan En Değerli Varlıktır Asla Kırılmamalı 01-01-1970 03:00 Akdeniz Mutfağının Şifa Dolu Sebzesi Enginar 01-01-1970 03:00 Deyimlere Konu Olan Gülgillerden Bir Meyve “Ayva” 01-01-1970 03:00 Ömrünü Türk Milleti ve Kültürüne Adayan Bir İsim; Orhan Şaik Gökyay 01-01-1970 03:00 Kazdağları Eteğinde Bir Eko Turizm Durağı 01-01-1970 03:00 Gevher Nesibe Hatun ve Şifahanesi 01-01-1970 03:00 Kayı Boyunun Yaylağı Domaniç ve Hayme Ana 01-01-1970 03:00 Antik Çağda Bir Sağlık Merkezi “Asklepion” 01-01-1970 03:00 Küresel Ticaretin Kalbi MÜSİAD Fuarı Üzerine 01-01-1970 03:00 İnsanlık Tarihi ve Medeniyetlerin Doğuşuna İmkân Sunan Meyve İncir 01-01-1970 03:00 Umudun Yolu (Kağnı Kamyonu Yendi) 01-01-1970 03:00 Timüs Bezini Aktive Eden Mucizevi Manyetik Siyah Kum 01-01-1970 03:00 Tarih Kokan Atmosferde Doğa İle Buluşmak 01-01-1970 03:00 İstiklal Madalyalı Şehir İnebolu 01-01-1970 03:00 Seferberlik Çöreği 01-01-1970 03:00 İlk Müslüman Kadın Mucid Meryem El-İcliyye 01-01-1970 03:00 Zaferler ile Geçen Ay “Ağustos” 01-01-1970 03:00 Mimar Sinan, Eğri Minare Eğri ve Çocuk 01-01-1970 03:00 Seyyid Kurtşeyh Dede ve Devrekâni 01-01-1970 03:00