BAŞLIK 2: SINIRDAKİ CUMHURİYET
Yazımın başlığına baktığınızda yeni bir cumhuriyet kuruldu da bizim mi haberimiz yok? Dediğinizi duyar gibiyim. Yeni bir cumhuriyet falan kurulduğu yok. Bu bir kaymakamın kaleminden çıkan eserin (kitabın) adı. Eminim birçoğunuzun bu kitaptan haberi bile olmadı. Doğu’nun en güneyindeki İran ve Irak sınırına tekabül eden çetin coğrafik şartlarına rağmen bir o kadar da büyüleyici güzelliklere sahip hele de Zap Nehri’nin oluşturduğu Zap Vadisiyle dillere destan güzellikler sunan Hakkari’nin Çukurca ilçesinde görev yapan bir kaymakamın hatıralarına uzanan bir kitap bu.
Çukurca ismini çokça duyduğunuzdan eminim. Urartu medeniyetinin ilk yerleşim yerlerinden biri olan Çukurca, Irak sınırımızda yer alan yeşilliği, tabii güzelliği, tarihi dokusuyla ve kültürel geçmişiyle insanı kendisine hayran bırakan şirin bir yerleşim yeri. Bugünlerde huzurun zirve yaptığı insanının yüzündeki mutluluktan anlaşılan, dünyaca meşhur tahiniyle, narlarıyla, incirleriyle Zap Nehri’nin kendisine kattığı güzelliğiyle tarih boyunca cazibe merkezi olmuş bir yer.
Buraya gitmeden önce Hakkâri de Valiliğin kitaplığındaki rafta gözüme ilişen bir kitap beni Çukurca’nın geçmişine götürdü. Bir dönem haberlerde terör eylemleriyle adını sıkça duyduğumuz Çukurca, geçmişte nasıl bir yermiş diye düşünüyorsanız ve dünden bugünlere nasıl gelindiğini kendi kendinize soruyorsanız 2003-2005 yılları arasında Çukurca’da kaymakamlık yapmış ve o günleri kaleme alarak “Sınırdaki Cumhuriyet” isimli kitabıyla okuyucuyu Çukurca’da zamana ve şehre şahit olmaya davet eden bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Bir kitap kurdu olarak bir günde su gibi içercesine okuduğum bu kitap, 2004 yılının mayıs ayında sihirli emperyalist bir elin PKK Terör örgünü tekrar harekete geçirerek terör eylemlerine başlattığı dönemde adını sıkça duyduğumuz Çukurca’yı o yıllarda terörün en yoğun kol gezdiği dönemi anlatıyor. O günleri gün gün adım adım kaleme alarak anlatan Ünal Coşkun kaymakamımızın bu kitabı tarihe not düşen bir eser olmuş. Kanaatimce bu kitap bütün mülki idare başta olmak üzere devlette yöneticilik yapan herkesle birlikte, sivil toplum kuruluşları yöneticileri ve siyasi parti temsilcileri tarafından satır satır okunmalıdır. Sadece bunlarla kalmayıp 86 milyon Türk halkı bu kitabı mutlaka okumalıdır diye düşünüyorum.
Dağların yüksek, göğün yakın, Ankara’nın uzak olduğu, herkesin, hemen hemen aynı duygularla üzülüp, aynı duygularla sevindiği ve bu duyguları başka yerlerde yaşayanların hiç ama hiç bilmediği, onlar bilmediği için buradakilerin kendilerini yalnız, yalıtılmış ve belki de terk edilmiş hissettiği bu yerde umudun yeşertilmeye çalışıldığını anlatan bu kitap bir kaymakamın yaşayabileceği en dramatik ve en duygulu anları anlatıyor. Bizzat yaşayarak şahit olduğu gerçekleri öylesine roman tadında anlatmış ki kaymakam Ünal Coşkun, kitabı okumaya başladığında içinde kayboluyorsunuz ve sizi öylesine sürüklüyor ki elinizden bırakamıyorsunuz.
Kendisinden sonra bölge de görev yapan mülki idareye kaynak ve rehber bir eser gibi. Dağlık ve zorlu şartların etrafında oluşmuş ancak bir o kadar da tabii güzelliği, yeşilliği, Zap Nehriyle bereketli toprakları olan Çukurca aslında tarihi geçmişiyle de bir kültür deposu. Böylesi güzel bir atmosferde insanların huzur içinde olması gerekirken terör eylemlerinin içine olması bölge halkından teröre açık destekler veriliyor olması içler acısı bir durum. Kitabı okudukça Irak sınırında tarihi köklü geçmişiyle mükemmel yaşanılacak bir yer olan Çukurca neden teröre kurban gitmiş anlayabiliyorsunuz. Bir dönem Yahudiler, Nasturiler ve Ermenilerin yaşadığı bu yerler bereketli topraklar olması hasebiyle Türk milletine bölge halkına bırakılmak istenmemiş. Tarih boyunca bölgede karışıklıklara imza atan Nasturiler ve Ermeniler burayı hep karıştırmış. İki yüzlü Batının uyguladığı politikalarla destek bulan terör örgütü üyeleri bu güzelim coğrafyayı yaşanmaz hale getirmiş.
Kaymakam Ünal Coşkun bölgeye gelir gelmez çocuklara sahip çıkması, onları terör örgütüne kurban etmek yerine iş sahibi yapabilmek için ilçe de açtığı ceviz işleme atölyesi (marangozhane) dillere destan bir hizmet. Yine bölge de koruculuk yaparken yakın koruma olan İhsan Şen beyin takdire şayan devlet ve millet için yaptıklarını bu kitabı okuyunca anlayabilirsiniz. Hala vücudunda mermi bulunan İhsan Şen adeta devlet ve vatan sevgisi için kaymakam Ünal Coşkun için, bölge için kendini feda etmiş. Kitabın son bölümünde gösterdiği kahramanlıkla bence istiklal madalyası almayı hak ediyor. Kahramanca mücadeleden İhsan Şen’i Çukurca ziyaretimde yakinen tanıdım. Kendisiyle gurur duydum. Ben burada onu ne kadar anlatsam eksik kalır. Siz en iyisi kitabı temin edin ve okuyun ki bu ülke nice kahramanların onurlu mücadelesiyle ayakta duruyor onu görün.
Kitapta beni en çok etkileyen iki olaydan biri Çukurca’da görev yapan Hulki Üsteğmen tayini çıktığı gün yerine yeni gelen Üsteğmen Talha ile birlikte bölge de bir çalışma sırasında tuzaklı mayına basıp şehit oldukları anın anlatılması. Hakikaten insanın gözyaşları sel oluyor bu satırları okurken. Bir diğer olay ise Koruculuktan korumacılığa uzanan İhsan Şen’in hikayesi vatan savunması için verdiği mücadeleyle hala vücudunda mermi parçası taşıyor olması. İnanılır gibi değil.
Kitabı okudukça bölgenin tarihi geçmişine de yolculuk yapmış olacaksınız. Benim de ilk defa duyduğum M.Ö. 4400 ya da 4200 yıllarında Ortadoğu’ya hükmeden Asur kralı despotik Dehak’ın halkı bezdiren yönetiminde yaşanan bir olayı öylesine güzel anlatmış ki kaymakam Ünal Coşkun adeta bu kitabı defalarca okuyun elinizden hiç düşürmeyin demeye çalışmış.
Ben ne kadar anlatmaya çalışsam da dönemin şartları içinde Çukurca’da verilen mücadeleyi anlatamam, bir yanı eksik kalır. Kitabı okuyunca o dönemde terörün kaynağının ne olduğunu, Çukurca başta olmak üzere güzel ülkemizin yabancılar tarafından işgal edilme yöntemlerini göreceksiniz bu kitabı okudukça. Yine bir kaymakamın azmini, yılmadan zorlu şartlarda ülkenin bir ucunda mahrumiyetler altında neler yapılabildiğini göreceksiniz. Ceviz Ağacı işleme atölyesi ve çocukları üniversite kazandırma azmiyle askerlerden oluşan eğitim ordusuyla açtığı dershanenin en sonunda meyve verdiği görmesiyle umutlanan bugün Ankara Beypazarı’nda mülki idare görevine devam eden kaymakam Ünal Coşkun’a tarihe ışık tutan böylesi anlamlı kitabı için teşekkür ediyor ve kutluyorum.
Bu kitap, terör ve terörün etkileri açısından laboratuvar denilebilecek bir ilçe olan Çukurca özelinde genel olarak terörün kaynaklarını ve gelişimini anlatıyor. Azimle ve mücadeleyle devletin varlığının ortaya koyuluşunu gözler önüne sergiliyor. Bu yönleriyle bu kitabın herkes tarafından tanınıp okunmasını arzu ediyorum.
Kaymakam Ünal Coşkun’un böyle anlamlı bir çalışmayı kendisinden sonra geleceklere ışık olması düşüncesiyle ortaya koyduğundan hiç şüphem yok. Kendisinin hiçbir zaman bir beklenti içinde olduğunu da düşünmüyorum ancak bu ülke için mülki idare de daha iyi noktalarda görev yapmasını yürekten temenni ediyorum.