İSLAM DÜNYASININ KALBİNE YOLCULUK “ÜÇ HAREM” FOTOĞRAF SERGİSİ
Benim de yaşadığım Başakşehir sadece ikamet edilen bir şehir değil birçok şeyi ruhuyla canlı yaşatan bir şehir. İlçenin Şehrül-emini vizyoner, çalışkan ve içinde bitmez tükenmez bir enerji barındıran Yasin Kartoğlu’nun “Mutluluğun Şehri” olarak sloganlaştırdığı ve belki de sadece İstanbul’un değil birçok yaşanan şehre göre yeşili en bol olan yaşanılası bir yer Başakşehir.
Başakşehir aynı zamanda kültürün, sanatın, sporun ve maneviyatın birlikte yaşandığı bir şehir. Açıkçası burada ikamet ediyor olmak herkes gibi beni de son derece mutlu ve huzurlu kılıyor.
Başakşehir de yaşayanlar sanatla dolu dolu anlar yaşıyor. Bazen bu sanat anlayışı öyle bir zirve yaşatıyor ki sakinlerine anlatmaya kelimeler kifayet etmiyor. İşte böyle bir sanatı yine bizlerle buluşturdu Yasin Kartoğlu başkanımız. Bu kez bizleri bambaşka bir aleme götürdü. Ruhumuzu aldı, İslam Dünyasının kalbine, merkezine götürdü. Ömrünü fotoğrafçılığa adayan aslen Arnavut göçmeni fotoğraf sanatının duayeni Engin Uzun’un otuz yılı aşan bir meslek birikimiyle karelere sığdırdığı fotoğraflardan oluşan “Üç Harem” fotoğraf sergisi açılışıyla sadece şehirde yaşayanları değil, fotoğraf tutkunu herkesi Başakşehir’e çağırıyor. Yüzyıllardır milyonlarca insanın duasına, özlemine, gözyaşına ve umuduna ev sahipliği yapan üç mukaddes şehir, Mekke, Medine ve Kudüs’ü kapsayan eski ve yeni fotoğraflardan oluşan sergi, sanatseverleri İslam dünyasının üç mukaddes şehrinde dünden bugüne yolculuk yaptırıyor.
Engin Uzun’un otuz yılı aşan mesleki birikimiyle çektiği fotoğraflar yine kendine has görsel anlatımıyla sunduğu konsept sergiyi gezenleri bambaşka aleme götürüyor. Kendi ifadesinde kadim şehirlerin ruhunu fotoğrafın diliyle görünür kılma arzusundan yola çıkarak böyle bir sergi ortaya çıktı diyor. Fotoğraf, zamanı durdurur. Ancak bazı fotoğraflar zamanın ötesine geçer. Bu fotoğraf sergisi, Kâbe’nin etrafındaki sonsuz hareketi, Mescid-i Nebevi’nin huzuru ve Kudüs’ün kadim sessizliğini; objektifin görüldüğünden daha fazlasını anlatmaya çalışıyor.
Fotoğrafçılığı başta olmak üzere çok sayıda projede yer alan Engin Uzun, çalışmalarında teknik yeterlilik ile anlatı gücünü bir araya getirerek, görselin yalnızca “bakılan” değil, aynı zamanda “okunan” bir şey olduğunu bize gösteriyor. Başakşehir Belediye binasının altındaki fuaye alanında (sanat galerisinde) açılan üç mukaddes şehri konu alan "Üç Harem: Mekke, Medine ve Kudüs" başlıklı fotoğraf ve dijital sanat sergisi, geleneksel fotoğraf sergiciliğini dijital sanat, yapay zekâ ve müzikle bir araya getirmesiyle de bir başka anlamlı olmuş. İnsanın ruhunu da dolduran sergiyi dolaştıkça hayranlığımı gizleyemedim.
Açılış programına protokolle birlikte çok sayıda sanatsever vatandaş katıldı. Açılış konuşmasında heyecanlı olduğu gözlenen Engin Uzun bir ara duygusallaştı ve bütün herkesi de kendi duygusal atmosferine çekti. Yaptığı konuşmada 30 yıldır fotoğrafçılıkla uğraştığını belirterek, "Bizim meslekte ya anı yaşarsın ya da anı yakalarsın. Eğer iyiysen mesleğinde ikisini birlikte yapabiliyorsun. Bu sergi de 30 yıllık meslek hayatımda beni en çok etkileyen sergilerden biri oldu. Gezerken içimin ferahladığını, adeta umre ziyaretindeki manevi huzuru hissettiğimi düşündüm." dedi.
Fotoğraf sergisinde sanatçının 2015'ten bu yana Mekke, Medine ve Kudüs'te çektikleri fotoğrafların yanı sıra dijital çalışmalara da yer verilmiş olması sergiyi daha anlamlı kılmış. Dijital taraftaki sergiyle bugüne kadar onun çekmiş olduğu Mekke, Medine ve Kudüs fotoğraflarının 100-150 yıllık hallerinin restorasyonunu yansıtmaya çalışmış. Bunu yaparken yapay zekadan destek alarak hazırladığı videolarla sergiyi daha farklı ve anlamlı kılmış. Bu bölümü ziyaret edenler adeta fotoğrafların çekildiği bölge de an itibariyle yaşıyorlarmış hissine kapılıyorlar. Şahsen son derece etkilendiğim bu alandaki Kâbe fotoğraflarından birine dakikalarca bakmaktan kendimi alamadım. Sularrla birlikte sular içinde kalan Kâbe’nin bulunduğu Mescid-i Haram’da ziyaretçiler de yağmurun tadını çıkartıyorlar gibiydi. O fotoğraf beni 24 yıl öncesine götürdü. 2002 yılında gittiğim hac ziyaretimde mevsim kış, aylardan ocak idi. Bir seferinde bardaktan boşanırcasına bir yağmura denk gelmiş aynen fotoğraftaki gibi bütün hacılar gibi bende Kâbe’nin kuzeybatı yönündeki çatısında biriken yağmur sularını tahliye etmek amacıyla Hicr-i İsmail bölümüne doğru uzanan altın kaplama “Altın Oluk” (Mizab-ı Kâbe)’un altında ıslanmıştım. Mekke ve Medine’den çekilmiş fotoğraflara bakarken hac da bulunduğum anlar gözümün önüne geldi. Beni bir kez daha aldı o mübarek yerlere götürdü.
Türkiye'de çok fazla örneği olmayan, fotoğrafları gördüğünüzde karelerin hareketli anını izlemek müthiş keyifliydi. Şüphesiz bir şehrin ruhunu oluşturan unsurlar arasında kültür ve sanat üretimi oldukça önemlidir. Başakşehir Belediyesi bunu en güzel şekilde her zaman ortaya koyuyor. İşte bu sebeple de ilklerin ve enlerin şehri Başakşehir. Belediye Başkanımız Yasin Kartoğlu, Başakşehir'imizi boşuna "mutluluğun şehri" olarak tanımlamıyor. Şehir sadece fiziki yatırımlarla değil, kültürel ve sanatsal çalışmalarla da desteklenerek daha yaşanabilir konforlu bir şehir halini alıyor. Açıkçası yazarlık sanatını icra eden biri olarak, küçük kızımın da Başakşehir Belediyesi’nin açtığı tiyatro Akademisi’nde dört beş yıldır tiyatro sanatını icra ettiği Başakşehir’de yaşıyor olmak bizi ailecek mutlu ediyor. Hemen hemen belediyemizin her türlü sanat etkinliğine, yazarları okuyucu ve halka bir araya getirdiği anlamlı etkinliklerine katılmaya gayret ediyorum. Enerjisine hayran kaldığım başkanımız Yasin Kartoğlu’na bize İslam dünyasının kalbine farklı bir perspektiften yolculuk yaptırttığı “Üç Harem: Mekke, Medine ve Kudüs” fotoğraf sergisi için çok teşekkür ediyorum. Yine böylesi anlam yüklü birbirinden değerli fotoğraf karelerinin içinde Mekke, Medine ve Kudüs’e bize yolculuk yaptırtan fotoğraf sanatının duayeni Engin Uzun’a da ayrıca teşekkür ediyor ve kendisini kutluyorum.
Kutsal mekanların mimari güzelliğinin ötesinde; insanın maneviyatla kurduğu bağı, huzuru ve tefekkürü görünür kılan, fotoğrafın merceğini manevi ikilimin derinliklerine çeviren “Üç Harem” fotoğraf sergisi, sergiyi gezenleri zamanın ve mekânın ötesine uzanan anlamlı bir yolculuğa davet ediyor. Ayrıca insanı hem görsel hem de duygusal bir keşfe çıkartan “Üç Harem” fotoğraf sergisinde ortaya koyulan üç kutsal mekân, farklı zamanlarda ve coğrafyalarda olsa da ziyaret edenleri aynı inancın, aynı duanın ve aynı yönelişin merkezine yolculuğa çıkarıyor.
Kültür ve sanatın birleştirici gücüne inanarak yapılan böylesi anlamlı sergiler de Başakşehir’imizin başka bir şehir olduğunu ortaya koyuyor.
