BAŞLIK 2: ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI İNSAN BEĞENMEMEK

Hiç şüphesiz Allah’ın yarattığı en güzel ve en mükemmel varlık insandır. Rabbimiz Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Tin süresinin dördüncü ayetinde bunu şu şekilde belirtiyor.  “Biz insanı en güzel biçimde yarattık.”

İnsandaki düşünce gücü ve bu gücü kullanış şekliyle baktığımızda insan müthiş bir varlıktır. Bir nevi Allah'ın insanı kendi ruhundan üfleyerek yaratması ve yeryüzüne halife yapmasıyla da kutsi bir varlık statüsündedir, diğer yaratılmış olan varlıklar içinde. Nitekim Allah, Bakara süresinin otuzuncu ayetinde de şöyle buyuruyor. “Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ dediği vakit onlar, ‘Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler.’ Allah ‘Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” Buyurarak insanın bütün varlıklardan üstün bir varlık olduğunu ortaya koymuş oluyor.

Velhasıl sözün özü insan varlıklar içinde en mükemmeli bunda hem fikiriz. İnsan kendi varlığının yüceliğini ve mükemmelliğini kavrayıp Allah’ın kendisine bahşettiği lütfu, aklı en güzel şekilde kullandığı sürece meleklerin de üstüne çıkabilmekte. Ama aksini yaptığında da hayvandan daha aşağı bir durumda olabilmekte. Bu durum tamamen insanın kendi elinde.

İnsanın günümüzde hızla kendi öz benliğinden uzaklaşıp başkalaşması, vahyin kendisine verdiği misyonu unutup her şeyi kendinden bilmesiyle insan da ciddi bozulmalar başladı. İnsan bozulduğunda sadece kendine zarar vermiyor. Çevresine de çok ciddi zarar verir hale geliyor. Bugüne baktığımızda insan da bir başka hastalık türedi. Kendini beğenme, kibir ve enaniyete ilaveten başkasını beğenmeme hastalığı da eklendi. Bu durum aslına bakarsak çok tehlikeli bir durum.

Mütekamil yani olgunlaşmış insan, oturaklıdır, her şeyi yerli yerinde düşünür ve yapar. Bugün kemale ermiş insan bulmakta zorlanmaya başladık. Kendini beğenmiş tiplerle doldu etrafımız. Sadece kendini beğense yine iyi diyeceğiz. Dünyanın tamamen kendi etraflarında döndüğünü zannediyor böyle tipler. Kendisinden başkasını da insan yerine koymuyorlar.

Halbuki Allah’ın en mükemmel şekilde yarattığı her insanın kendine göre bir kabiliyeti, özelliği ve yapabildiği işler var. Her insan bir değer, hem de öyle bir değer ki, kıymetine paha biçilemez bir değer. Lakin bugün insan beğenmeyen bazı kimseler kendisinin dışındaki insanları küçümsemekle bir marifet sergilediklerini zannediyorlar. Kusur aramaya çıktığımızda kusursuz insan bulmamız neredeyse imkansızdır. Çünkü insan mükemmel yaratılmakla birlikte irade sahibi bir varlıktır. İradesini kötü yönde kullandığında yanlış ve hatalı işler yapabilir. Çünkü insanı yanlışa ve hataya sürükleyen azgın bir nefis vardır. Nefsini dizginleyemeyen insan bir canavardan farksızdır. Kime saldıracağı ve nasıl bir tavır sergileyeceği kestirilemez. Nefsine gem vuranlar doğru iş yapmaya meyilli kimselerdir. Hata ve kusur nefsin azgınlığıyla ortaya çıkan eylemlerdir.      Onun için darbı mesel olmuş bir söz var “hatasız kul olmaz.” Hata biz insanlar içindir. O nedenle de atalarımız "O kadar kusur kadı kızında da olur." İfadesiyle yapılan bir işte, iyi olan tarafa bakılması gerektiğini, olumlu düşünülmesi gerektiğini vurgulamak istemişlerdir. Hata aranacaksa olursa elbette bir şekilde hata bulunur. Bazı kusurlar vardır üzerinde durulmaya değmeyecek kadar küçüktür.

İşte o yüzden insan beğenmeme yönümüzle, her kusuru pireyi deve yapar gibi yaparsak elimizde avucumuz da insan kalmaz.

Hz. Mevlâna bir sözünde şöyle der: “kendini çok beğenme kul katında, ne kendini beğenmişler var toprak altında.” Bir başka sözünde de “işini beğen, aşını beğen, eşini beğen ama kendini beğenme.”

Kendi çok bilmişliğin ile hiç kimseyi hor görme, küçük görme diyor insanlığa sevgi ışığı olan Hz. Mevlâna.

İnsanın sonu toprak. Bunu bilmeyen kimse yok. Padişahlara söylenen bir söz var “Gururlanma Padişahım senden büyük Allah var.” Her şeyin sahibi Allah bunu da bilmeyen yok. Ama nedendir bilinmez bütün bunları bilen insan kibrine yenilerek başka insanları değersiz görüp beğenmiyor. Hiç sayıyor. Halbuki her insan kendi ekseninde ve kendi dünyasında bir değer. Önemli olan o değere saygı duyup, kabul edip onu doğru şekilde işlemeyi bilmek lazım. Nasıl ki tasavvuf ehli büyükler, insanı bir demiri, bir cevheri işler gibi işlediklerinde, tıpkı hamuru işleyen bir ustanın onu mis gibi kokusuyla bütün insanların iştahını açan ekmek haline getirmesi gibi, karşımıza olağanüstü terbiye almış bir kişi ortaya çıkartıyor. İşte böylelikle insanda işlendikçe mis kokulu bir varlık haline gelmekte.

Bütün mesele insanın doğru şekilde işlenmesinde. Doğru şekilde işlenen insan, benliğini yendikçe, nefsinin kölesi olmaktan çıktıkça, bahçedeki güller gibi mis kokularını ta uzaklara yayabilir. Bunun sonunda da insan beğenmeme hastalığından kurtulmuş olur.