BAŞLIK 2: AZ DAHA ÇOKTUR
"Az Daha Çoktur" felsefesi, iş hayatında kısa ve öz konuşmanın daha etkili olduğunu savunur. "Less is more" (az daha çoktur) minimalizmin temel sloganlarından biri olan bu bakış açısı aslında mimari bir akımdan doğmuştur. Hayata felsefi bir bakış açısı ortaya koyan bu düşünce, nitelik odaklı olmayı ve aşırı tüketimden kaçınmayı ifade eder. Kamu politikasında, refah eşitsizliğini azaltmanın önemini vurgulamak için Cecile Andrews ve Wanda Urbanska’nın bir makalesinde kullandığı bu bakış açısını, nev-i şahsına münhasır bir kamu idarecisi, mülki idarede kaymakamlık görevi yapan, kendisini tanıdığım günden bu yana da saygı duyduğum ve hayran kaldığım Fatih Genel kaleme aldığı kitabına bu ismi vermiş.
Şu anda şehzadeler şehri memleketim Manisa’mızın merkez ilçesi olan Şehzadeler ilçesinde kaymakamlık görevini yürüten Fatih ağabeyimi geçen hafta içinde makamında ziyaret ettim. Hoş sohbetten sonra kaleme aldığı kitabı “Az Daha Çoktur”u şahsıma imzalı hediye etti. Çok mutlu oldum. Bir kitap kurdu olunca kitap görünce dayanamıyorum. Hafta da bazen üç, bazen dört kitap okuyan biri olarak, Fatih Genel ağabeyimin yazdığı kitap her ne kadar altı çizile çizile okunması gereken bir kitap olsa da benim gibi biri için bir günlüktü. Öyle de oldu. Vaktim müsait olunca kitabı bir günde bitirdim.
Uzun bir eğitim süreci sonrasında zorlu ama bir o kadar da zevkli bir meslek olan mülki idare mesleği benim de en büyük hayalimdi. Kırkağaç İmam Hatip Lisesi’nde okuduğum yıllarda hayalini kurduğum bu mesleğe giden yolda en önemli okul siyasaldı. Bende üniversite okuyacaksam siyasal okumalıyım diyerek büyüdüğüm yıllarda, bu arzumu gerçekleştirebilmek içinde Rabbim nasip etti, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni okudum. Lakin benim üniversiteyi bitirdiğim yıllarda yaşanan 28 Şubat süreci sırasında kaymakamlık sınavı açılmamış olması ve İmam Hatipli olmam o günlerde büyük bir sorun teşkil ettiği için kaymakam olamadım. Ancak Türkiye’deki mülki idarenin hem merkez hem taşra teşkilatında görev yapan vali, vali yardımcıları ve kaymakamların büyük çoğunluğunu tanımak nasip oldu. Mülki idareciler ile çok güzel dostluklar kurdum.
Mülki idareciler, farklı kültürleri ve farklı tabiatlarıyla ülkemiz coğrafyasında yaşayan çok çeşitli insanları tanıyan, ülkemizin her köşesinde belleklerinde hatıralar biriktiren insanlar. Bu yönüyle çok kıymetli bir meslek. Oldukça fazla birikimleri olan mülki idareciler içinde yaşadıklarını, tecrübelerini, birikimlerini anlatan eser ortaya koyan çok az maalesef. Bildiklerim arasında Vali Dursun Ali Şahin “Bu Gözler Neler Gördü”, mülkiye müfettişi, İstanbul Üniversitesi Siyasaldan okul arkadaşım Yunus Emre Vural, "Gelevera Deresi" ve "Tek Kelimelik Hikayeler", yine Siyasaldan okul arkadaşım şu an Kütahya vali yardımcısı olan Faruk Bekarlar, "Kıbrıs Sorunu ve Menderes Dönemindeki Türk-Yunan İlişkileri", bir başka Siyasaldan okul arkadaşım Balıkesir, Gönen kaymakamı Ahmet Altıntaş “Okumanın Gücü” isimli bir kitap kaleme almış ve doğup büyüdüğüm topraklar Soma’da kaymakam iken bana bu kitabını hediye etmişti.
Muş Varto kaymakamı iken şu an mülkiye müfettişliği yapan Mehmet Nuri Çetin’de yaşadığı hatıraları hikayeleştirdiği, baskısı ve yayımlanması sürecinde emeğim olan “Sevda Durağı” kitabı var. Bir diğeri ise, Hakkâri ziyaretim sırasında gördüğüm 2003-2005 yıllarında Çukurca’da kaymakamlık yapan Ünal Coşkun’un kaleme aldığı “Sınırdaki Cumhuriyet” kitabı. Bu kitabı da kısa bir sürede okumuş ve hakkında bir yazı kaleme almıştım. Bir de elime yeni geçen ve bir solukta okuduğum, Manisa Şehzadeler Kaymakamı Fatih Genel’in deneme türünde kaleme aldığı "Az Daha Çoktur" kitabı.
Bu kadar girizgahtan sonra sizlere biraz benim nezdimde çok özel bir yeri olan Fatih Genel ağabeyimin kitabından bahsetmek istiyorum. Biraz hatırat, biraz temenni, biraz deneme ve biraz da tavsiye niteliğindeki yazıların yer aldığı kitap benim gibi bir solukta değil sindire sindire okunmalı. Kitabın sayfalarında biraz coğrafyamıza yolculuk yaptım. Biraz tarihe ve biraz da ülkemizin yetiştirdiği nadide insanların bıraktığı izleri gördüm. Kitabı okumaya başladığımda ilk satırlarda anlattığı Havran’daki Hanım Gelin beni derinden etkiledi. Türkiye’de bugüne kadar mülki idareciler içinde iz bırakmış ve herkesin gönlünde taht kurmuş Vali Recep Yazıcıoğlu’nun yanında staj görmesi, Kafkas göçmeni çok çocuklu bir ailenin evladı Fatih Genel’i onun izinden gitmeye itmiş. Türk toplumunun unutamadığı efsane valiyi kendine örnek almış bir kaymakam. Ondan esintileri kendisine görmek mümkün.
Okçuluk sevdalısı ve iyi bir at binicisi olan Fatih Genel’in makam odası da bu geleneklerimizden esintiler ortaya koyuyor. Kitabında geleneksel okçuluğa, at biniciliğine ve atlı okçuluğu da yer vermiş. Özellikle Atlı okçuluğun önemine vurgu yapmış. Bugüne kadar Sultan Alparslan başta olmak üzere birçok Osmanlı sultanının atlı okçuluk yapan askerleri sayesinde zafere ulaştığının altını çizmiş. Bu kitaptan çok şey öğrendim bunlardan biri de “Zihgir.” Zihgir padişahların baş parmaklarına taktıkları bir yüzük ne işe yaradığını kitabı okuduğunuzda öğrenirsiniz. Zihgir’i çok güzel anlatmış Fatih kaymakamım.
Kitap da sadece Anadolu coğrafyamız değil Türklerin tarih boyunca göçüp geldikleri ata toprakları, Moğolistan bölgesinden, benim de üç yıl kaldığım Moskova’dan ve dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Sank-Petersburg’dan ve Ermitaj Sarayı’ndan bahsediyor.
Ülkemizin nadide yetiştirdiği iş adamı İbrahim Bodur’dan tutunda Battalgazi ve onun gibi kahramanlarımızı filmlerine konu alan “Malkoçoğlu”, Cüneyt Arkın ile yaşadığı hatıralara kadar birçok konuyu kitabına taşıyan Fatih Genel, eserinde bir kaymakam nasıl olur, ideal bir mülki idare nasıl olmalı bunları anlatmaya çalışmış.
Görev yaptığı her yerde kendini sevdirmesini bilmiş, milletin gönlüne girebilmeyi başarmış olan Fatih Genel, sıradan bir kaymakamlık yapmak için bu mesleği yapmadığını kitabıyla da ortaya koyuyor. Vekil kaymakamlığını Afyon’un İhsaniye ilçesinde yaptıktan sonra ilk göz ağrım dediği asaleten atandığı Burdur Çavdır ilçesinde yaptığı hizmetler onun nasıl bir yönetici olduğunu gösteriyor. Çanakkale Biga’da iken kendisini ziyaret etme şansım olmadı ancak Adana Yüreğir’de, İzmir Bornova’da ve şimdiki görev yaptığı Manisa Şehzadeler ilçesinde kendisini birkaç kez ziyaret ettim. Her ziyaretimde ilk kez ziyaret ediyormuş gibi bir devlet adamıyla karşılaşıyordum. Sıcak kanlı ve tabii hoş yapısıyla da kendisini sevdiren Fatih Genel kaymakamımıza şahsıma hediye ettiği ve herkesin mutlaka okuması gereken “Az Daha Çoktur” kitabı için teşekkür ediyor ve böyle bir değerli eseri yayın camiasına kazandırdığı içinde kutluyorum.
Kendi ifadesiyle yazmış olduğu kitabın, geride çok fazla bir eser bırakmayan mülki idarecilere yazma konusunda bir rehberlik ve öncülük yapması temennisiyle ve kitabı okuyanların hisselerine düşen ders payını almaları ümidiyle kitabın hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum.