BAŞLIK 2: FATMA ABLA VE HOCAZADE KONAĞI

Havran’ı bilmeyenimiz ya da duymayanımız yoktur herhalde. Birinci Dünya Savaşı'nın Çanakkale Cephesi'nde var olmayla yok olma arasındaki ince çizgi anında ortaya çıkıp 275 kilogramlık top mermisini sırtlayarak Ocean zırhlısını batırmasıyla savaşın kaderini değiştiren Seyit Onbaşı’nın memleketi.

Birçok defa ziyaret ettiğim Havran çok eski bir yerleşim yeri. Şehrin bilinen ilk ahalileri Lelegler ve Pelasglardır. Antik dönemde adı “Aureline.” Bugün zeytin ve mandalina üretimiyle öne çıkan Havran’ı çoğunlukla insanlar Seyit Onbaşı’nın kabrini görmek için ziyaret ediyorlar. Altın ülkesi olarak da anılan Havran tarihi sokakları, Osmanlı döneminden kalma cumbalı evleri ve kültürel mirasıyla adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Burada her adımda geçmişin izini sürmek mümkün. Özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Seyit Onbaşı Müzesi’ne dönüştürülen Terzizade Konağı ile Kent Müzesi olan Hocazade Konağı, ilçenin tarihine ışık tutan yapılar arasında yer alır.

Bugünkü yazımda sizlere Hocazade Konağı’ndan ve onun asıl sahibi Fatma Hanım’dan bahsedeceğim. Kafkas göçmeni bir aileye mensup 2006 yılında Havran’da kaymakamlık yapan Fatih Genel “Az Daha Çoktur” isimli kitabında bu konağın müzeye dönüştürülüş hikayesinden bahsediyor. Konağın asıl sahibi Fatma Özgönül Denizer Us Budaras.

Göreve başladığı günlerde gözüne burayı kestiren ve bu konağı devlete kazandırıp müze haline getirilmesini sağlamak adına girişimlerde bulunan Fatih Genel, Fatma Ablamız diye hitap ettiği hanımefendiden burayı talep eder. O dönemde rahatsız olup ameliyat olması gerektiğini söyleyerek bu talebe bir cevap veremeyen Fatma Hanım ameliyat sonrası iyileştikten sonra Kaymakam Fatih Genel’in talebini kırmaz ve bu konağı kültür merkezi olmak üzere devlete bağışlar.

Havran’ın en görkemli konaklarından biri olan Hocazade Konağı, 1912 yılında Hocazade Abdurrahim Efendi tarafından, 1900 m²lik alanda 800 m²si ev, 1100 m²si bahçe olmak üzere üç katlı olarak yaptırılmıştır.  Zemin katı taş ve tuğla karışımı, diğer katlar sadece tuğladan inşa edilen konağın; 13 odası, 2 odalı mutfağı, 2 tuvaleti, 1 hamamı ve külhanı bulunmaktadır. Hocazade Abdurrahim Efendi Konağı 101 yıllık bir konaktır. Hocazade Abdurrahim Efendi burada 20’ye yakın insanla hayat sürmüş. Hocazade Abdurrahim Efendi’den sonra akrabası olan Fatma Özgönül Denizer Us Budaras Hanım efendiye miras olarak kalmış. Fatma Hanım yaklaşık 3 sene bu konakta oturduktan sonra burayı terk etmiş ve Fatih Genel Havran’da kaymakamlık yaptığı dönemde onun girişimleriyle kültür merkezi yapılmak üzere devlete bağışlamıştır.

Böyle anlamlı bir bağışlama yapan Fatma Hanım kimdir ona bakalım. Kaymakam Fatih Genel’in kitabında yer verdiği bilgiye göre ve Fatma Hanım’ın kendi ifadesiyle Fatma Hanım, Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in yardımcısı Hitinav Musa’nın anne tarafından öz be öz torunu. Baba tarafından da Kuvayı Milliye Komutanı Muammer Bey’in öz torunu. Yani anlayacağımız kök sağlam.   

Havran Kent Müzesi olarak hizmet veren Hocazade Konağı, Havran’ın binlerce yıldır yaşadığı değişim ve gelişimi gözler önüne seren, Antik Çağ’dan Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine uzanan, görsel metin anlatımlarında özellikle halk dilinin kullanıldığı bir kültür merkezidir. İlçenin tarihini, kültürünü, sosyal hayatını, sanayi ve ekonomik zenginliğini tanıtarak ortak kültürü bir çatı altında toplayan müzede, görsel metinlerdeki anlatımlar tarihi objeler, eşyalar, malzemeler ve siyah beyaz fotoğraflarla desteklenmiştir. Havran’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıldönümü olan 8 Eylül 2017 tarihinde hizmet vermeye başlamıştır.

Müzenin giriş katında, antik çağda ve Osmanlı kaynaklarında “Havran” adının kökeni, tarihten günümüze yeme içme kültürü, nişan düğün ve evlenme gibi merasimlerin ritüellerini ortaya koyan anlatımlar sergilenmektedir. Girişin solunda yer alan yatak odasında çift kişilik bir karyolanın yanı başında ahşap bir bebek beşiği bulunuyor. Duvardaki gömme dolap, soğuk kış gecelerinde odayı ısıtmak için kullanılan küçük dökme bir odun sobası yer alıyor. Yirmi üç basamaklı ahşap bir merdivenle çıkılan ikinci katta duvarlara monte edilmiş cam dolapların içerisinde bir zamanların önemli savaş aleti olan çakmaklı tüfekleri görüldüğünde insan tarihe doğru bir yolculuk yapıyor. Yine duvarlardaki panolarda bir zamanlar Hocazade Konağı’nın sakinlerinin hayat hikayeleri anlatılıyor. On dört basamaklı taş merdivenlerden inilen zemin katta ise antik eşyalar sergileniyor. Zemin katın bir bölümünde Nalbant malzemesi sergileniyor.

Tarihi, sanatvari ve kültürel boyutlardaki önemli birikimlerin sergilendiği ve gelecek kuşaklara aktarıldığı Hocazade Konağı müzesinin bugünkü haline gelmesinde büyük emeği olan 2006 yılında ilçe de kaymakamlık yapan Fatih Genel ve konağın devlete kazandırılması adına bağışlayan Fatma Özgönül Denizer Us Budaras Hanım efendiye kalbi teşekkürlerimizi iletmeyi bir borç bilirim.