BAŞLIK 2: OSMANLI DEVLETİ’NİN KURULDUĞU YER SÖĞÜT VE ERTUĞRULGAZİ
Yıllarca önce bir gece karanlığında ziyaret ettiğim daha sonra da bir gündüz vakti Afyon yolculuğu sırasında ziyaret ettiğim Söğüt, Osmanlı Beyliği'nin ilk başkenti olarak biliniyor. Bugün Bilecik iline bağlı şirin bir ilçe konumunda olan Söğüt, tarihte önemli bir rol oynamıştır. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin babası Kayı Boyunun lideri Ertuğrul Gazi ve kendisine yakın beylerin kabirleri burada yer alıyor. Söğüt sadece bir devletin dünyaya kök saldığı yer olarak bilinmesi doğru değil. Aynı zamanda o dönemde Bizans tekfurlarının toprakları arasında bulunan Söğüt bir ilim merkezi konumundaydı.
Osmanlı Beyliği’nin kuruluş günlerinde, zamanın büyük âlimlerinden Şeyh Edebali Söğüt yakınlarındaki bir dergâhta oturuyor, Ertuğrul Gazi’ye ve oğlu Osman Bey’e destek oluyordu. Şeyh Edebali’nin yetiştirdiği talebesi ve damadı Dursun Fakih, Osmanlı’nın ilk kadısı ve Söğüt’te ilim meşalesini yakan kişi. Söğüt’ü ve Kayı boyunu manevi anlamda geleceğe hazırlayan bu kişiler sayesinde Söğüt'te başlayan tarihi yolculuk, üç kıtaya yayıldı. Osmanlı İmparatorluğun manevi kurucularından biri olan Dursun Fakih, devletin istiklal alameti sayılan hutbeyi de ilk defa Söğüt’te okudu. Osmanlı Devleti’nin, 600 yıl dünyaya hükmederek dev bir imparatorluk oluşmasında çok önemli rol oynayan Söğüt'ü bugün binlerce insan neredeyse her gün ziyaret ederek tarihin derinliklerine yolculuk yaptığı gibi, ecdada saygı niteliğinde Ertuğrul Gazi’nin kabrini de ziyaret ederek o anları hatırlamaya çalışıyor.
Eskişehir’in Çifteler ilçesinde yerin altından kaynayarak doğan ve Sakarya’nın Karasu ilçesinde Karadeniz’e dökülen ve adını Sakarya ilimizden alan Sakarya Nehri’nin güneyinde etrafı tepelerle çevrili çok derin ve dar bir boğazın ağzında, denizden yaklaşık olarak 650 metre yükseklikte yer alan Söğüt, Bilecik ile Eskişehir arasındaki ana yolun dışında kalmakta ve tali bir yol ile buraya ulaşılmaktadır. İlçenin isminin nereden geldiği noktasında kesin bir bilgi olmamakla birlikte muhtemelen Söğütgiller ailesinden olan ve genellikle su kenarlarında yetişen bir ağaçtan geldiği zannediliyor ayrıca 1231 yılında ilçenin adının Thebasion olduğu da biliniyor.
M.Ö. 700’lerde Bitinyalılar (Bithynia) yaşadığı Söğüt, daha sonraları Roma İmparatorluğunun egemenliğine girmiştir. Osmanlı tarihçilerinin üzerinde ittifak ederek anlattıkları rivayetlere göre, Oğuzların Kayı aşiretinin beyi olan Ertuğrul Gazi’nin Karacahisar’ı kuşatması sırasındaki gösterdiği üstün başarısı üzerine Selçuklu Sultanı Alâeddin Bey tarafından Ertuğrul Gazi’ye kışlak olarak Bilecik ve Eskişehir arasında verimli bir dere yatağını içinde yer alan Söğüt vadisi ve yaylak olarak da Domaniç dağlarını verilmiştir. Ertuğrul Gazi, beyliğini yaptığı Kayı boyunu bölgeye yerleştirdiği dönemde çevresi tekfurlar tarafından yönetilen Bizans topraklarıydı. Bundan dolayı da Kayı boyu sürekli tekfurlar ile savaş halinde olmuştur. Ertuğrul Gazi’nin sürekli Batıyı hedeflemesi dolayısıyla ile Bizans’ın uç beyleri tekfurlarla savaşarak bölgeyi kısa zaman da Türk yurdu haline getirmiştir.
Söğüt, Osmanlıların tarih sahnesine çıktığı dönemlerde önemli rol oynamıştır. Selçuklu Devleti’nin sınır boylarında bir uç beyi olarak bulunan, Kayı aşiretinin beyi Ertuğrul Gazi’nin idaresindeki Kayı boyuna ev sahipliği yapan Söğüt, daha sonraları Ertuğrul Gazi’nin ölümü üzerine bey olarak seçilen Osman Gazi’nin döneminde kayı boyunun ilk idarî merkezi olmuştur. Zamanla kayı aşireti Marmara’ya doğru ilerledikçe Bursa’nın fethiyle Söğüt ve yöresi eski önemini kaybetmiş, idarî ve siyasî bakımdan arka planda kalmıştır. Ancak Söğüt İstanbul’un fethinden sonra “hac yolu” olarak bilinen meşhur yolun üzerinde bulunduğundan dolayı, İstanbul’dan Anadolu’ya veya hacca gidenler tarafından kullanılan ve burada konaklama yapılarak önemini korumaya çalışmıştır.
Bugün Söğüt’ü anlamlı kılan ve ilçenin insanlar tarafından çokça ziyaret edilmesini sağlayan Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Bey’in babası olan Ertuğrul Gazi’nin türbesinin burada olmasıdır. Burada sadece Ertuğrul Gazi türbesi yok. Hanımı Halime Sultan, oğullarından Savcı ve Gündüz Bey, kardeşi Dündar Bey ve kendisine çok yakın beylerinin kabirleri de yer almaktadır. Osman Bey’in babası olan Ertuğrul Gazi tam olarak hangi tarihte ve nerede doğduğu bilinmemekle birlikte bazı tarihi kaynaklara göre 1198 veya 1188 tarihinde dünyaya gelmiştir. Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensup olan Ertuğrul Gazi, atalarıyla birlikte 9. yüzyılda, yaklaşık 50 bin veya 70 bin civarında hane olmak üzere diğer Oğuz boyları ile beraber Moğol istilasının da etkisiyle Buhara ve Semerkant (Özbekistan) üzerinden Ceyhun nehrini (Amuderya) geçerek Horasan (Türkmenistan) bölgesinin Merv/Mohan şehrine yerleşmişlerdir. 11. yüzyılda ise Selçuklularla birlikte Azerbaycan’ı aşarak bu günkü Ahlat bölgesine gelmişlerdir. Oradan Ertuğrul Gazi liderliğinde kayı boyu Batıya doğru ilerlemeye devam ederek bugünkü Domaniç bölgesine yerleşmişlerdir. O dönemlerde Türkler göçebe hayatı sürmekteydiler. Domaniç ve çevresine yerleşen kayı boyu Söğüt’ü de yurt olarak tutarak bu bölgeye yerleşmiş ve böylece Söğüt kurulacak devletin ilk merkezi haline gelmiştir.
Ertuğrul Gazi, yöneticiliği döneminde kayı boyunun nüfusu olukça azdı. Bundan dolayı da barış merkezli, ihtiyatlı ve tedbirli bir siyaset izlemiştir. Ertuğrul Gazi, emri altındaki topraklarda huzur ve güveni sağlamış ve böylece yaşayan halk tarafından çok sevilen ve sayılan bir kişi olmuştur. Söğüt’teki Hıristiyan tebaada yarım asır adaletli bir yönetim yapan Ertuğrul Gazi’yi yürekten sevmiş ve saymıştır. Cömert bir kişiliği olan Ertuğrul Gazi, fakirlere, düşkünlere daima yardım etmiş, diğer Türk beyleri ile de daima istişare halinde olmuştur. Ertuğrul Gazi, 1281 yılında Söğüt’te 93 yaşlarında iken vefat etmiş ve bugünkü türbesinin olduğu yere defnedilmiştir.
Söğüt’te Ertuğrul gazi dışında, Şeyh Edebali'nin talebesi ve damadı, Karaman’da doğmuş bir Türk bilgini olan Dursun Fakıh’ın da türbesi bulunuyor.
Söğüt ve çevresi 1. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında bir süre Yunan işgalinde kalmıştır. Yunan işgalleri sırasında Söğüt yakılmış, Ertuğrul Gazi’nin türbesi kurşunlanarak tahrip edilmiştir. Bugün türbenin kepenklerindeki delikler bu mezalimin kalıntılarıdır. Türbeyi ziyaret ettiğinizde Yunanlıların yaptığı bu saldırıları dan kalan, türbenin duvar ve pencerelerindeki kurşun izlerini görebilirsiniz. Ben bu durumu ilk gördüğüm de tüylerim diken diken olmuştu.
Bilecik’in Söğüt ilçesinde her yıl eylül ayının 2. haftası pazar günleri Ertuğrul Gazi’yi anma törenleri yapılmakta ve bu vesileyle ecdadımız yad edilmektedir. Söğüt’e yapılacak ziyaret için bu dönem en ideal zamandır.