BAŞLIK 2: DİJİTAL ÇAĞDA EBEVEYNLİK
Toplumun temel taşı hepimizin de bildiği gibi aile. Aile ise ebeveyn yani bir anne, bir baba ve çocuklardan oluşuyor. Toplumun en küçük birimi olarak kabul edilen aile kan bağı olan ve duygusal bağlarla oluşan ilişkilerin toplamıdır. İyi bir aileden söz edebilmek için sağlıklı iletişim kurulabilen, birbirine sevgi saygının ötesinde canından bile vazgeçecek derece de bağlı olan bireylerin bir arada olduğu yapıdan bahsediyoruz demektir. Ailenin büyükleri ebeveynlerin bütün davranışları, sözleri duruşu çocuklar üzerinde tesirlidir. Çocuğun yanında olmak, onun dünyasında da var olmak değildir. Aynı evde yaşıyor ve aynı sofrayı paylaşıyor olmak çocukların ruh dünyasını kavrıyor olmamız demek değildir. Unutulmaması gereken bir gerçek var ki; o da şudur. Aile, geleceğin ebeveyni olacak ve yarınlarımız olan çocuğun en çok etkileşime girdiği yerdir. Ebeveynlik, sadece sorumluluk almak değil, aynı zamanda bilinçli bir rehberlik yapabilme sürecidir. Ebeveynler, çocuklarını doğru yöntemler ile eğitip onlara doğru değerleri doğru zamanlarda aşılamaları gerekir.
Yazıma başlık olarak kullandığım “Dijital Çağda Ebeveynlik” aynı zamanda “Dijitalizm” isimli kitabında yazarı olan İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden okul arkadaşım Said Ercan’ın Yediveren Yayınevi’nden çıkan yeni kitabının adı. Yayınevi sahibi M. Akif Bayrak kardeşim dün kitabı şahsıma hediye etti. –“Hocam al bakalım bir kitap kurdu olarak okul arkadaşın Said Ercan neler yazmış bir oku” dedi.
Kitap konu itibariyle en güncel yaşadığımız dönemi ihtiva ediyor. Said Ercan’ın daha önce Dijitalizm kitabını da okumuş idim. Bu kitapta mutlaka önemli konuları anlatıyordur diyerek elime aldım ve yarım günde yani 12 saatte okudum. Bazı kitaplar benim için hap niteliğinde hemen okuyuverdiğim kitaplar. Said Ercan’ın bu kitabı da öyle oldu. Ancak sizler bu kitabı okurken altını çize çize özümseye özümseye okuyun. Zira o kadar önemli bir mevzuyu işlemiş ki yazar adeta kitap bana hitap ediyor, benim de evladım dijital çağın içinde kaybolup gidiyor, diyeceksiniz. Bırakın evlatlarımızı kendimizi kaybedip gidiyoruz. Dijitallikten kaçış yok ama onu nasıl sınırlandırabilir ve en doğru ve faydalı şekilde kullanabilirizi bize öğretiyor Said Ercan bu kitabında. Onun içinde şu sloganı kullanıyor:
“Ekrana mahkûm değil, ekrana hâkim bir nesil”
Buradan yola çıkarak Said Ercan şunları söylüyor:
“Bugün insanlık, tarihin en sessiz ama en derin işgaliyle karşı karşıyadır. Bu işgal, toprakları değil zihinleri, kalpleri, aile yapısını ve ruhları hedef alan dijital bir kuşatmadır.”
Adeta dijital işgalin ortasında bir hayat sürüyoruz. O nedenle bugünün ebeveynleri, eğitimcileri, yöneticileri velhasıl toplumun her ferdine düşen çok büyük bir görev var. O da şu; evlatlarımızı ve kendimizi dijital dünyanın vahşi merhametine terk etmemeliyiz. Geleceğimiz olan çocuklarımızın avuçlarımız arasında kayıp gitmesine izin vermemeliyiz. Said Ercan tam bu noktada çok güzel bir kavram geliştirmiş, “dijital yetim.” Diyor ki; “Anne babası hayatta olmasına rağmen; onların yoğun telefon, sosyal medya ve ekran kullanımı nedeniyle duygusal, zihinsel ve ilişkisel olarak ihmal edilen çocuklar dijital yetimdir. Dijital yetim çocuğun anne babası fiziksel olarak yanındadır ancak zihinsel olarak telefondadır. Çocuk konuşurken ebeveyn ekran kaydırmakla meşguldür, aile sofrasında herkes ayrı bir ekrana bakıyordur. Unutmamak gerekir ki çocuk anne babanın söylediklerini değil, bizzat yaptıklarını öğrenir ve kendi hayatına aktarır. O sebeple kal ehli olmak yerine hal ehli olmak gerekir.
Geleceğimizi korumak, şüphesiz topyekûn toplumun bütün fertlerinin şuur seferberliği ilan etmesiyle mümkündür. Bugün toplumumuzda milyonlarca dijital yetim bulunuyor. İnsanı tüketen bir hız kültürü üreten dijitalizmle öyle bir mücadele etmeliyiz ki, ekranların sessiz saldırısıyla ailelerimizi kuşatan zihinleri dumura uğratan ve çocuklarımızı dijital yetim haline getiren dijitalizmi dize getirebilelim.
Burada Said Ercan’ın kitabında yer verdiği bir saptamaya da değinmek istiyorum. Ülkemizde, dijitalleşme sürecinde ve sosyal medya kullanıcı sayısı istatistiklerine bakıldığında dünyada ilk sıralarda yer alıyoruz. 2025 yılı başı itibariyle, Türkiye’de 60 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Bu korkunç bir rakam. Ayrıca önemli bir istatistiki bilgiye de yer veriyor. Diyor ki; sadece Instagram’da aylık vakit geçirme süremiz otuz üç saat. Bu da demek oluyor ki, ülke olarak her fert ayda bir buçuk gününü Instagram’da geçiriyor. Said Ercan bu yönümüzle dünya birincisi olduğumuzu ifade ediyor.
Dijital bağımlılıktan kurtulmak ve onunla mücadele edebilmek için birey ve toplum olarak birtakım adımlar atmalı ve çalışmalar yapmalıyız. Dijital bağımlılığın zararları konusunda bilinçlendirici eğitimler yapmalıyız. Her şeyin dijitalleştiği, yapay zekanın da hayatımıza girmesiyle alt üst olan değer yargılarımıza eskisinden daha çok sarılmalıyız. Medeniyet değerlerimizi robotlaşan dünyaya karşı korumasını bilmeliyiz. Hatırlarsanız eskiden nesilden nesile kültür aktarımı ailenin en büyükleri dede ve nineler tarafından yapılırdı. Çekirdek aile yapısıyla bu şansımızı neredeyse kaybettik. Aile içi kültür aktarımın engellendiği hatta durma noktasına geldiği bu dönemde yapay zekaya da teslim olarak tamamen benliğimizi kaybetmemeliyiz.
Günümüzde ne kadar zor olsa da medeniyetimizi inşa ettiğimiz kültürel değerlerimizi hatırlayıp gelecek kuşaklara aktarmanın bir yolunu bulmalıyız. Hiç değilse aile olmanın değerlerini taşıyan mahremiyetimizi sosyal medya mecralarında paylaşmayalım. Geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımızın bebeklik ve çocukluk fotoğraflarını ekranlara sosyal medya aracığıyla taşımayalım. Bilelim ki her sosyal medya kullanıcısı bizim gibi masumane kullanmıyor bu alanları ve birçok art niyetli insan dolu ortalık. En önemlisi annelere sesleniyorum. Bebeğiniz yemek yemiyor diye, ağlıyor susmuyor diye ona YouTube dan bir şeyler açıp izlettirmeyin. O masum yavruya izlettirdiğiniz her şey onun belleğine kodlanıyor.
Dijitalizm ve dijital çağda ebeveynlik ya da dijital çağın şimdilik zirvesi yapay zekaya dair öğrenmek, bilmek ve kendinizi onun tehlikelerine karşı nasıl korurum diyorsanız vakit kaybetmeden okuldaşım Said Ercan’ın kaleme aldığı “Dijital Çağda Ebeveynlik” kitabını alıp mutlaka okuyun. Said Ercan kardeşime, okuldaşıma bu eseri için kalbi teşekkürlerimi bu satırlar aracığıyla iletiyorum.