MEVLANA’NIN RUBAİLERİ VE ŞERHİ (20)
RUBAİ
-Sesin gönlümüze işlesin, gece gündüz şen ve konuşkan olsun o ses.
-Sesin kısılınca biz de yorgun düşelim.
-Şeker kamışı gibi tatlı olsun sesin!"
ŞERHİ ( AÇIKLAMASI )
Bu rubai, Mevlânâ’nın sesin (ya da sözün, nefesin) hakikatiyle olan derin ilişkisini ortaya koyar. Buradaki “ses”, sadece bir fiziksel titreşim değil, cana dokunan, ruhu şenlendiren, ilâhî hakikatin yankısıdır. Ses, kimi zaman aşkın bir tecellisi, kimi zaman ise mürşidin gönülden gelen çağrısıdır.
1 ) “Sesin gönlümüze işlesin” derken, Mevlânâ bu sesi bir musiki gibi düşünür ama bu musiki, sadece kulağa değil, gönle işleyen, kalpte manevi bir titreşim yaratan sestir. Bu ses öyle bir sestir ki, insanı gafletten uyandırır, nefsin karanlıklarından çıkarır ve hakikate doğru çeker.
2 ) “Gece gündüz şen ve konuşkan olsun o ses” ifadesiyle bu sesin sürekliliği arzulanır. Gecesi de gündüzü de sesle dolu olan kişi, Allah’ı zikreden, aşkı söyleyen kişidir. Bu ses, gönül evinin susmayan dervişidir; o konuşur, gönül dirilir. Bu, zikirle dolu bir yaşamın işaretidir.
3 ) “Sesin kısılınca biz de yorgun düşelim” dizesi, bu sesin eksikliğinin yaratacağı manevi çöküşe işaret eder. Sesin sustuğu yerde vuslat kesilir, aşk susar, ruh yorgun düşer. Çünkü bu sesle diri olan gönül, o kesildiğinde solgunlaşır.
4 ) “Şeker kamışı gibi tatlı olsun sesin!” ifadesi, sesin tatlılığını hem mecaz hem hakikat düzeyinde över. Tıpkı şeker kamışının içinden tatlı öz suyu çıkması gibi, bu ses de içten, özden gelir. O yüzden tatlıdır, o yüzden kalbe şifadır. Gerçek âşığın ya da mürşidin sesi böyledir: acı söz söylemez, tatlı söyler ama o tatlı söz bile kişinin içindeki kötülükleri yıkar.
SONUÇ: Bu rubai, "Nefesin hakikati" ve "sözün etkisi" üzerine derin bir tefekkür içerir. Sesin aslı “nefes”tir ve nefesin kaynağı da ruhtur. Ruh ise ilâhî bir sırdır. O hâlde hakikî ses, Allah’tan gelen nefesin, gönülde yankı bulmasıdır. Bu nedenle Mevlânâ için ses, bazen Ney’in iniltisidir, bazen aşkın haykırışıdır.