Başlık 2: Biraz da Bedreddin El-Haseni
1850 yılında Suriye’nin Dımaşk şehrinde doğar Mısırın Ezher âlimlerinden olan babası Yûsuf el-Mağribî fıkıh ve hadis ilimlerindeki otoritesi yanında şiir ve edebiyatla da ilgilenmiştir. Bedreddin on iki yaşında babasını kaybeder. Eşrefiyye Dârülhadisi’nde tahsilini tamamlar. Bu arada Kur’ân-ı Kerîm’i ve Ṣaḥîḥ-i Buḫârî ile Ṣaḥîḥ-i Müslim’i ezberler. Ayrıca akaid, usûl-i hadîs, usûl-i fıkıh, sarf, nahiv, edebiyat ve mantık gibi ilimlerin ana metinlerini özetleyen 20.000 beyit hıfzeder. Hocaları arasında en çok Ebü’l-Hayr el-Hatîb b. Abdülkādir’den faydalanır. Hadis ve ibadetle meşgul olmak için Eşrefiyye’deki odasına kapanır, yatsıdan sonra evine dönerdi. Hastalığı sebebiyle evinden çıkamadığı son birkaç yıl müstesna bütün ömrünü böyle geçirdi.
Ancak başarısının kıskanıldığını görünce derslerini bıraktı. On yedi yıl boyunca Eşrefiyye Dârülhadisi’ndeki odasında münzevi bir hayat yaşadı. Günaha girme endişesiyle insanlardan uzak durmaya çalıştı, kendine sorulan sorulara kısaca cevap vermekle yetinirdi. I. Dünya Savaşı sırasında İttihatçılar’dan şikâyet eden bir kısım halk Bedreddin el-Hasenî’ye başvurarak halife olmasını, Osmanlı idaresine karşı yapılacak ihtilâli yönetmesini istediler. Böyle bir harekete karşı olduğunu açıkça söyleyen Hasenî halkla olan ilgisini daha da azalttı, fakat Suriye’de Fransızlar’a karşı başlatılan ayaklanmada kasabaları dolaşarak verdiği vaazlarla mücahidleri destekledi.
Cuma günleri Emeviyye Camii’nde kesintisiz üç saat süren dersler verirdi, Umuma açık bu cuma derslerinden başka haftada iki veya üç gün, ramazan aylarında ise her gün talebelerine hadis dersleri verir, bilhassa Kütüb-i Sitte’yi okuturdu.
Bedreddin el-Hasenî 13 Ağustos 1935’te Şam’da vefat eder ve oraya defnedilir.[1]
Başlık 3: Bedreddin El-Hasani’nin Bazı Güzel Sözleri
-Gerçek iktidar, insanlar üzerinde değil, yürekler üzerinde kurulur.
-Hayatı ve dünyayı kendi küçük dünyaları ile sınırlı tutanlar bizi anlayamaz.
-Tarih, gelecek için kavga verip, yitmiş bile olsa, insanlık için vuruşanları hiç unutmaz.[2]