MEVLANA’NIN RUAİLERİ VE ŞERHİ (13)

-Ey zülfünün ucu darma dağınık dilber,

-Ey dudağının yakutundan şekerler saçılan güzel!

-Bizden ayrıldığın için pişman olduğunu söylüyorsun,

-Ey can o ne pişmanlıktır ki içi pişmanlıklarla dolu!   

Bu rubai, Mevlânâ’nın tasavvufi aşk anlayışını, semboller aracılığıyla derin bir duygusallığı ifade eder.

ŞERHİ

1. "Ey zülfünün ucu darma dağınık dilber" : İfadesi, sevgilinin sadece zahiri güzelliğini değil, aynı zamanda onun sırlarla dolu, girift yapısını da temsil eder. Zülf (saç) klasik şiirde ilahi sırrın sembolüdür.

2. "Ey Dudağının yakutu" ve "şekerler saçılan güzel!" : Benzetmeleri ise mecazdır. Sevgilinin (ilahi varlığın) kelâmı, sözü o kadar tatlı ve cezbedicidir ki, onun her sözü bir şeker, bir hakikat cevheridir.

3."Bizden ayrıldığın için pişman olduğunu söylüyorsun"  : Mevlânâ, burada sevgilinin (veya nefsin) samimiyetini sorgular gibi görünür. Sadece pişman olduğunu söylemek yetmez; çünkü gerçek pişmanlık, kalpten gelen bir dönüş ve arınma ister.

4."Ey can o nasıl pişmanlıktır ki içi pişmanlıklarla dolu!" : Diyerek, sıradan bir vicdan azabının değil, ruhu sarsan, dönüşe sebep olan hakiki bir pişmanlık duyduğunu ifade eder.